İnsanların birbirlerini çok yıprattığı, duyguların defalarca kullanılıp eskidiği bir dünyada… yeniden sevmek mümkün mü?
Bence mesele “mümkün mü” değil, “nasıl mümkün olur” sorusunda saklı.
Çünkü biz artık ilk halimizle sevmiyoruz. İlk sevdiğimizde, kalbimizde bir boşluk vardı; şimdi ise bir arşiv taşıyoruz. İçinde yarım kalmış konuşmalar, gönderilmeyen mesajlar, “acaba”lar, gecenin üçünde büyüyen senaryolar… Hepsi yeni geleni karşılayan görünmez bir kalabalık gibi.
Birine bakıyoruz ama aslında ona değil; geçmişte yarım kalan birine, bize yapılan bir hataya, kendimize bile itiraf edemediğimiz bir korkuya bakıyoruz.
Bu yüzden yeniden sevmek, çoğu zaman yeni birine kalp açmak değil; eski sesleri susturabilmek.
Psikolojide buna “duygusal bagaj” diyoruz ama bu kelime bazen fazla teknik kalıyor. Aslında bu, insanın kendi içindeki yankılarla yaşaması. Ve en yorucu olan da şu: insan çoğu zaman yeni birine değil, eski bir hikâyenin devamına başlıyormuş gibi hissediyor.
Ama yine de… yeniden sevmek mümkün.
Çünkü insanın en garip, en inatçı yanı şu: ne kadar kırılırsa kırılsın, bağ kurma ihtiyacından vazgeçemiyor. Beyin tanıdık olanı seçmek istiyor, evet. Ama kalp… kalp bazen ilk defa yaşıyormuş gibi hissedebileceği birini de tanıyabiliyor.
Burada ince bir fark var: yeniden sevmek, eskisi gibi sevmek değil. Daha yavaş, daha temkinli, bazen daha sessiz… Ama daha gerçek.
Çünkü artık neyin can yaktığını biliyoruz. Ve buna rağmen birine yaklaşmayı seçiyorsak, bu bir saflık değil; bu, bilinçli bir cesaret.
Küçük Prens’te geçen bir cümle vardır:
“İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez.”
Belki de sorun, yeniden sevememek değil; yüreğimizle bakmayı unutmamızdır. Çünkü zihin hesap yapar, kalp ise risk alır.
Ve evet, risk almadan sevgi olmuyor.
Belki bir daha aynı şekilde olmayacak. Belki daha az heyecanlı, daha az “yangın” gibi… Ama belki de ilk kez huzurlu, ilk kez gerçek, ilk kez iki insanın gerçekten birbirini gördüğü bir yerden olacak.
Yeniden sevmek mümkün.
Ama bu kez, birini kurtarmak için değil; kendinle barışmış bir yerden, birlikte yürüyebilmek için.



































Yorum Yazın