“Holteri giydik Yılmaz Bey.”
“Geçmiş olsun Cenk, ne oldu böyle ya?”
“Bir haftadır kalbim ağzımdan çıkacak gibi abi. Geçer diye bekledikçe azıttı. İçimde Viyana Filarmoni var ama ben yönetmiyorum.”
“Hahahaha ilahi Cenk, buna bile güldürdün ya. Gencecik adamsın, nereden çıktı bu holter molter şimdi?”
“Doktor da öyle dedi. Bu yaşta bu stres neyin nesiymiş? Kendime çeki düzen verecekmişim. Bir yerden çekilmem gerekiyor sanırım, ben öyle anladım. Çekiyi anladım yani, düzeni anlamadım.”
“İlaç filan verdi mi?”
“Yok işte vermedi abi. Her şeyi yönettik de şimdi bir de stresi yönetecekmişiz. “
“Yapma oğlum sen de bu kadar. Eninde sonunda iş hayatı. Bu kadar hırpalama kendini. Ne var yani?”
“Çok feci aritmi var. Bir o beni kovalıyor, bir de ben onu kovalıyorum. Kalp atışım kocaman bir el olup boğazımdan çıkmak istiyor. Canavarla yaşamaya çalışıyorum. Gencecik adamım da işte birinin adamı değilim.”
“Yine patlamış bir şeyler. Ne oldu?”
“Pirim abi pirim. Bütün sene her kuruşunun nereye gideceğini planladığım pirim.”
“Eee? Ne oldu vermediler mi?”
“Bana bir maaş uygun görmüşler. Üç maaşı neden hak edemediğimi öğrenemedim. Üç ay önce işe başlayan Bora Beycik hak etmiş, bilgisayardaki en büyük etkinliği Trendyol olan Nesrin Hanım hak etmiş, ben etmemişim. Üçün birini aldık yani. Neyse ben anlayacağımı anladım zaten. Git diyorlar hiç kibar olmayan bir şekilde. Halbuki al karşına yekten söyle. Nedir bu zulüm? Neyse ben çıkıyorum yukarı. Bir müddet çalışıyor gibi yapmaya çalışırım. Sonra da bakarız artık. Bu saatten sonra benden çok fazla bir şey beklemezler herhalde.”
“Tamam üzme kendini bu kadar… Her şeyin başı sağlık Cenk.”
Cenk, satın alma müdürüyle gereksiz kısa sohbetinden yeni bir aritmi atağıyla ayrılıp, bilgisayarının başına oturdu. Yılmaz Bey’in Viyana Filarmoni esprisini neresinden anlayıp güldüğünü düşündü.
Satın alma memurları Yılmaz Bey’ e baktılar.
“Çok abartıyor bu Cenk arkadaşlar. Bana da sordu yönetim, ne yalan söyleyeyim, performans değerlendirmesi yaparken. Çok nahif yani bu Cenk. Şimdi bakım onarım işleri bunu kaldırmaz. Bir de yani son ihalede biliyorsunuz, tabloları yapmak sizin işiniz gibi bir havalara girmişti. Bizim işimiz başımızdan aşkın. Öyle kolayına pas etmeye, iş öğretmeye gerek yok. Yani olur öyle tek maaş pirim. Dikkat edeceksin atıp tutmayacaksın. Çay yok mu çay hadi çay söyleyin.”




































Yorum Yazın