Değerli dostlar;
Yeni okuduğum bir kitaptaki anekdotu sizlerle paylaşmak istedim.
Yıl 1815, Beethoven, Viyana’da yaşamaktadır. Dönemin ünlü simalarından bir Kontes evinde vereceği bir davet için Bethooven’a ulaşır. Davette bir konser vermesini rica eder. Beethoven memnuniyetle kabul eden. Çünkü 1-2 ay önce bestelediği 27. Sonatı henüz hiçbir konserde seslendirmemiştir ve ilk kez orada çalmaya karar verir.
Davet günü gelir. Beethoven eve gider. Salondaki piyanonun başına oturur ve çalmaya başlar. Daha ilk tuşa basmasının ardından salonda bir huzursuzluk hissedilir. Herkes büyük bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı içinde konseri dinler.
Bittiğinde yarım yamalak alkışlanır. Beethoven sonra öğrenir yaşananları; Piyanonun akordu bozuktur ve Beethoven ilerleyen sağırlığı nedeniyle çaldığını duymaz. Müziği kendi içinde, olması gerektiği gibi hissederek çalar ve konseri bitirir. Bu; Beethoven’ın son konseri olur, çok üzülür ve bir daha hiç çalmaz.
Gelelim kıssadan hisseye;
Hepimiz aldığımız günlük kararları, dürüstlük, tevazu gibi erdemlerle, ilkelerimizle, aile terbiyemizle akort ederek alırız, geleceğimize yönelik planları böyle yaparız. Bazen tembellik eder ya da duygularımıza kapılır veya şeytana uyar akort etmeyiz. İşte bu durumlarda hüsran yaşarız. Üzüntümüz, kararımızın büyüklüğüyle orantılı olur. Akort etmekten vazgeçmeyenler hayat sınavını başarıyla geçer, arkalarında is değil güzel izler bırakırlar.
Bazı meslek gruplarındaki insanların akort yapmaması, sadece kendileri için değil, toplum için de korkunç sonuçlar doğurabilir. Örneğin hakim, savcı koltuğunda oturan insanlar aldıkları kararları mutlaka kanunlarla, normlarla, hukuk düzeniyle kamu vicdanıyla akort etmelidir. Bu makamlarda oturan insanlar aldıkları kararların akordu varmış gibi yaparak kimseyi ikna edemezler. Çünkü kanunsuz ve hukuksuz uygulamaların foyası hemen ortaya çıkar, “uygunmuş” gibi yapılması kimseyi inandırmaz, kitabına uydurulduğu ama kitaba uyulmadığı hemen anlaşılır.
Kanunsuz karar verenler 1-2 kişi olsa onlara sağır muamelesi yapılabilir ama bunlar bütün bir teşkilata, organizasyona yayılırsa, devletin temelleri sallanır. Çünkü adalet mülkün temelidir.
Adalet ne siyasi, ne ticari ne de ideolojik ilkelerle değil, evrensel hukuk normları, kanunlarımız ve kamuoyu vicdanıyla uyumlandırılmalıdır. Aksi hal adalete ve hukuka güveni bitirir. Toplumda bu güven kaybolmuşsa, toplumsal refah beklentisi, özgürlük umudu, gelecek heyecanı, her şey biter.
O nedenle akortsuz ya da bozuk akortlu mahkeme ya da savcılık kararları, topluma, Beethoven’un piyanosundan çok daha ağır ve kalıcı tahribat verirler.
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63
Buca – Kırklar




































Yorum Yazın