Dinler, değişik zamanlara ve mekanlara bağlı olarak insan tecrübesinin içeriğini ve formunu belirlediği antropolojik olgulardır. İnsan, varolduğu her yerde ve zamanda kendi sosyal, siyasal, ekonomik, zihinsel, tarımsal, eğitimsel, mitolojik ve fiziksel ihtiyaçlarına uygun dinler meydana getirmiştir. İnsanlığın tarihten günümüze sürekli olarak din yapım faaliyetini sürdürmesi, insanlığın dini tecrübesinin sayısız ve çoğulcu dinlerle dolu olmasını sağlamıştır. İnsan çoğulcu bir varlık olduğu için, dini çoğulculuk insanlık kültürünün ve medeniyetinin olmazsa olmazıdır.
İnsanlığın dini tecrübesi içinde Hristiyanlık, çok önemli bir yer tutmaktadır. Çok derin ve köklü bir teolojiye, kurumlara, kaynaklara, kurumlara, mistisizme, çoğulculuğa ve otoritelere sahip olan Hristiyanlık, insanlığın dini yapım tecrübesinin çok kapsamlı ve karmaşık hikayesinin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Hristiyanlık dininin oluşturulmasında 1700 yıl önce gerçekleşen İznik Konsili, Hristiyanlığın ve insanlığın dini tecrübesi içinde bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. İznik Konsili’nin 1700’üncü yıldönümünde İznik’i ziyaret etmek suretiyle Papa 14.Leo, Hristiyanlığın kurucu konsilinin yapıldığı yerden yeniden varolma, yeniden güçlenme, dirilme ve birleşmeye duyduğu arzuyu, güçlü bir mesajla ve vizyonla vermektedir. İznik Konsili, İmparator Constantin başkanlığında üç yüz civarında olduğu tahmin edilen Hristiyan din adamının, daha doğrusu üç yüz yüz civarındaki din politikacısının biraraya gelerek Hrisiyan dini doğmalarını ve ideolojisini belirledikleri tek konsildir. İznik Konsili’nde Roma İmparatorluğu’nun sosyal ve siyasal vizyonuna uygun bir şekilde formüle edilen Hristiyan doğmaları ve ideolojisi, 1700 yıldır milyonlarca insanın hayatını etkilemeye ve şekillendirmeye devam etmektedir.Roma İmparatoru Constantin, 1700 yıl önce imparatorluğun birliği, istikrarı ve düzenini sağlayacak bir Hristiyanlığın dizaynı için İznik Konsili’ni topladığı gibi, bugün de Papa 14. Leo, aynı şekilde Hristiyan dünyanın birliği, istikrarı ve düzenini yeniden sağlamak için İznik Konsili ruhunu diri tutmayı, Hristiyanlığın kurucu konsilinin ruhuna dönmeyi amaçlamaktadır. 1700 yıl önce İmparator Constantin’in İznik Konsili’ni toplaması politik olduğu gibi, 1700 yıl sonra Papa 14.Leo’nun İznik’i ziyaret etmesi de politiktir.
İznik Konsili, sanıldığı ve sunulduğu gibi Hristiyanlık tarihinde dini ve manevi bir zirve değildir. İznik Konsili’ni toplayan, ona başkanlık eden ve ona emirlerini dayatan bizzat imparatorun kendisidir. İmparatorluğun himayesinde ve kontrolünde biraraya gelen Hristiyan psikoposlar daha doğrusu Hristiyan politikacılar, imparatorluğun gücünü meşrulaştıracak, halkı imparatora sadık kılacak, toplumda birliği, istikrarı ve düzeni sağlayacak bir Hristiyan akidesi oluşturma göreviyle İznik Konsili’nde biraraya getirildiler.Konsile katılan piskopos politikacılar Tanrı’dan değil, imparatorluktan emir alıyorlardı. İsa’nın insan veya Tanrı olup olmadığı tartışılsa da aslında Tanrı’ya, maneviyata ve ahlaka dair hiçbir şey İznik Konsili’nde yoktu. İznik Konsili, imparatorluğun politik gündeminin dikte ettirildiği, egemen politik gündemin akideye dönüştürüldüğü ve dayatıldığı bir politik zirvedir.İznik Konsili, Hristiyanlık tarihinin kurucu politik zirvesidir.
İmparator Constantin, sadık ve dindar bir Hristiyan olarak İznik zirvesini toplamamış ve başkanlık etmemiştir. İmparator Constantin, usta bir stratejist olarak dinin toplum üzerindeki kontrol ve disiplin altına alıcı işlevinin farkında olarak Hristiyanlığı imparatorluk halklarını birleştiren, istikrarlaştıran ve düzeni sağlayan bir araç olarak kullanmak istemiştir. İsa’nın insan veya Tanrı olup olmadığı şeklindeki teolojik tartışma, imparator Constantin’in umurunda değildi. Onun Konsil’den istediği şey, imparatorluğu birleştiren, sosyal ve manevi düzeni ve istikrarı sağlayan bir akidenin ve ideolojinin Hristiyan psikoposları yani politikacıları tarafından formüle edilmesiydi. Psikopos politikacılar, İznik akidesi (Nicean Creed) diye formüle ettikleri doğmalar, aslında Roma İmparatorluğu’na sadakati ve bağlılığı içeren bir dini-politik sözleşmeydi.
İznik Konsili’nde İsa’nın Baba Tanrı’yla aynı özü taşıdığı ve ona eşit olduğu, İsa’nın tamamen ilahi varlık olduğu doğma olarak kabul edilmiştir. İznik Konsili’nde formüle edilen inanç esasları, günümüze kadar ezeli ve ebedi hakikatler olarak kabul edilmekte ve inanılmaktadır. Dini ve manevi nitelikte bir zirve olarak kabul edilen İznik Konsili’nde kabul edilen ve formüle edilen ilkeler, ezeli hakikatler değil, imparatorluğun ihtiyaçlarına uygun siyasal gerekliliklerin doğmalaştırılmasıdır. İznik Konsili’nde aranılan, konuşulan ve kararlaştırılan şey, hakikat arayışı değil, hakimiyet tahkimidir. Papa 14. Leo, bugün de ekümeniklik, evrensellik ve birlik adına dünyadaki gücünü, nüfuzunu ve etkisini devam ettirmek ve güçlendirmek için İznik Konsili’nin 1700. yıldönümünü kutlamıştır. İznik Konsili’nin ruhu, ahlak ve maneviyat değildir. İznik Konsili’nin ruhu, hakimiyet, servet ve siyasettir.
İznik Konsili, sosyal bir hareket olarak doğan Hristiyanlığı imparatorluğa bağımlı ve dayalı bir güç kurumuna dönüştürmüştür. Kilise, papalık, psikoposlar, papazlar, dört İncil’in kabul edilip bütün öteki kaynakların imha edilmesi, engizisyon, farklı düşünen insanların sapkın olarak mahkum edilmesi ve hatta öldürülmesi gibi kurumlar ve uygulamalar, İznik Konsili’nin imparatorluğa hizmet eden Hristiyanlık kurumunu ve ideolojisini üretmesinin meyveleridir. İznik Konsili’nin ürettiği dini akide-politik ideoloji, dinin siyasal otoritenin elinde topluma karşı bir tahakküm ve despotizm silahı ve aracı olarak kullanıldığının çok çarpıcı bir pratiğidir. Vatikan dahil bütün Katolik kurumlar, bugün dünya üzerindeki varlıklarını, etkinliklerini ve zenginliklerini Roma İmparatorluğu’na ve İznik Konsili’ne borçludurlar. İznik Konsili örneğinde dinin siyaset, hakimiyet ve servet edinme aracı ve silahı olarak üretilmenin yüz yıllar boyunca dinin politika tarafından şekillendirilen bir kurum olduğu, teolojinin politikolojiden başka bir şey olmadığı gerçeğini fark etmemizi sağlamaktadır.





























Yorum Yazın