Pazar günü Fransa’da belediye seçimlerinin ikinci turu yapıldı. İkinci tura seçim bölgelerinde oyların yüzde 50 +1 ine ulaşamayan ama en az yüzde 10’unu alan adaylar katılabiliyor. Belediye başkan ve üyelerinin görev süreleri 6 yıl. Fransa’nın en kalabalık üç şehri olan Paris, Marsilya ve Lyon’da, ayrıntılara girmeden belirtmek gerekirse, bölge/mahalle (arrondissement) belediye başkan ve meclislerinin seçim usulüne ilişkin bu şehirlerin baş harfleriyle “PML yasaları” olarak anılan 1982 ve 2025 tarihli iki yasal düzenleme olduğunu belirtmek gerekir.
AB ülkelerinde, yasama dönemleri arasında yapılan, gerek Avrupa Parlamentosu (AP) gerek belediye seçimleri, seçmenin sadece ilgili kurumlar için tercihlerini değil, ayrıca ülkenin genel gidişatına ilişkin eğilimini de ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, bu seçimler milli iradenin güncellenmesi anlamını taşıyor. “Macron emeklilik reformunun kıskacında” başlıklı yazımda da belirtmiş olduğum gibi, Fransa Cumhurbaşkanı’nın 2023 yılında gerçekleştirdiği emeklilik reformuna karşı çıkan seçmen, 9 Mayıs 2024’te yapılan AP seçimlerinde, partisi Renaissance’ı yüzde 14,6 oyla adeta sandığa gömmüştü. Bunun üzerine erken genel seçime giden Macron, partisi ve ortaklarıyla birlikte Milli Meclis’te tam 78 sandalye kaybetmişti. Nitekim “Cumhuriyet için Birlikte” (Ensemble pour la République) İttifakı’nın 245 olan sandalyesi 163’e inmişti. Ayrı bir tartışma konusu ama yeri gelmişken belirtmek gerekirse, Türkiye’deki 31 Mart 2024 belediye seçimleri de benzer şekilde Cumhur İttifakı için önemli bir uyarı ve genel seçimlere yönelik seçmen eğilimini ortaya koyan somut bir gösterge niteliği taşıyordu.
Fransa’da ikinci turu 7 Temmuz’da (2024) yapılan erken genel seçimler, Milli Meclis’te aşırı uçların, Le Pen’in Ulusal Bilik’i (RN-Rassemblement National) ile Mélenchon’un Boyun Eğmeyen Fransa’sının (LFI- La France Insoumise) güçlendiği bir tabloyu ortaya çıkarmıştı. 22 Mart’ta yapılan belediye seçimlerinde ise, bu partilerin gücünün seçmen tarafından bilinçli şekilde sınırlandığı bir görüntü var. Ayrıca Macron’un iki döneminin dolacak olması nedeniyle olsa gerek, Meclis çoğunluğuna sahip olmak için ılımlı sağ ve soldan aldığı şahsiyetlerle 2016’da kurduğu ama zaman içinde bölünen ve isim değiştirip duran partisinin (LREM-La République en Marche/EPMP-Ensemble pour la Majorité Présidentielle ve Renaissance) varlık gösteremediği görülüyor. Buna karşılık özellikle üç büyük kentte, Sosyalist Parti (PS), Yeşiller (EELV) ve müttefiklerinin başarısı göze çarpıyor. Nitekim iki dönem Paris Belediye Başkanı olan Anne Hidalgo’nun yardımcısı Emmanuel Grégoire, LFİ ile ittifak yapmadan yüzde 50,5 oyla, rakibi Sarkozy’nin Adalet Bakanı Rachida Dati’ye 9 puan fark atmış bulunuyor. Marsilya’da Benoit Payan, aynı şekilde LFİ ile ittifakı reddederek RN adayına 14 puan fark atmış ve yeniden seçilmiş durumda. Lyon’da Yeşil Belediye Başkanı Grégory Doucet, sol müttefikleriyle ılımlı sağın adayı OL ’in (Olympique Lyonnais) eski Başkanı Jean Michel Aulas’ı az farkla geride bırakmış bulunuyor. Aulas’ın seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin itirazının sonucuna bağlı olarak.
Bununla birlikte, üç büyük kentteki bu sonuçlar belediye seçimlerinin galibinin PS ve Yeşiller olduğunu göstermiyor. Le Monde’dan Pierre Breteau’nun araştırmasına göre, ılımlı sağ partiler altı yıl önce kazandığı 304 şehir belediyesinin çoğunu elinde tuttuğu gibi Avignon, Brest, Clermond-Ferrand, Cherbourg gibi kentler dahil 26 belediyeyi de soldan almış bulunuyor. Ilımlı sol partiler ve müttefiklerinin sağdan aldıkları en büyüğü St. Etienne olan kent belediyelerinin sayısı ise sadece 13. Aşırı uçtaki partilere gelince, büyük kentlerden çok orta ölçekli ve küçük yerleşim birimlerinde başarılı oldukları görülüyor.
Le Pen’in partisi RN’in kazandığı en büyük belediye Nice. Bu belediyeyi soldan değil kendileriyle ittifak yaparak seçilen Eric Ciotti nedeniyle ılımlı sağdan almış bulunuyor. Ilımlı sağdan aldığı ayrıca 13, Béziers gibi elinde tuttuğu 9, sol partilerden aldığı 4 kent belediyesi var. 23 Mart’ta Victor Orban’a seçimlerde destek amacıyla Budapeşte’ye giderken kendisine yöneltilen konuyla ilgili soruyu yanıtlayan Marine Le Pen beklediklerinden fazla belediye kazandıklarını ve bu sonuçlardan memnun olduğunu vurguladı.
LFİ’ye gelince, PS dahil sol partilerle yerel düzeyde yaptığı ittifakların çoğunun seçimi kaybettiği gözleniyor. LFİ’nin kendi gücüyle kazandığı iki önemli kent var. Biri kuzeydeki Roubaix kenti, diğeri ise Paris’in kuzeyindeki Seine Saint Denis kasabası. Göçmen ağırlıklı nüfusa sahip kasaba LFİ’nin daha ilk turda kazandığı nüfusu 100 binin üstündeki ilk kasaba. Belediye Başkanı olan kişi Mali kökenli basketbolcu Bally Bagayoko yüzde 50,77 ile PS adayına fark atmış bulunuyor. Partinin kurucusu Jean Luc Mélenchon gelecek yıl yapılacak seçimlerde de Cumhurbaşkanı adayı. Ancak belediye seçimlerinde alınan sonuçlar ve özellikle sosyalist şahsiyetlerin açıklamaları bu kez ılımlı solla bir birlikteliğin bulunmadığını gösteriyor.
2027 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik mesajlar
Belediye seçimleri sonuçlarından çıkan en önemli mesaj, aşırı uçların dışlandığı yönünde. Le Pen’in partisi RN’in üç büyük kentte başarısız olması, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda istenmeyen adayın karşısındaki adaya destek alışkanlığının devam edeceğini gösteriyor. 2002’de Baba Le Pen ikinci tura çıkınca karşısında yer alan Chirac’ın oy patlaması yapmasıyla, başka bir deyişle ilk turda yüzde 19,9 olan oyunu ikinci turda 82.2’ye çıkarmasıyla başlayan bu süreç Marine Le Pen’le sürmüştü. 2017’de Macron karşısında yüzde 34, 2022’de yüzde 41,5 alabilmişti. Bayan Le Pen’in bu kez 5 yıllık siyasi yasağı var ve seçimlere katılma şansı Yargıtay’ın (Cour de Cassation) elinde. Aday olamaması durumunda Parti’nin başındaki 1995 doğumlu genç politikacı Jordan Bardella’nın adaylığı söz konusu olacak. Ancak seçmenin belediye seçimlerindeki mesajı onun akıbetinin de -eğer çıkabilirse- ikinci turda Le Pen’lerinkinden farklı olmayacağı yönünde. Ayrı bir tartışma konusu ama parantez içinde belirtmek gerekirse, istenmeyen adayın karşısındaki adayı -kim olursa olsun- destekleme eğilimi Türkiye’de bir sonraki seçimlerin ikinci turunda da geçerli olabilir.
Fransız seçmenin ikinci mesajı, yukarıda değinildiği üzere, ılımlı sol veya sağdaki siyasi partilerin adaylarının aşırı uçlarla ittifak yapmaması yönünde. Bu konuda PS cenahı oldukça bilinçli görünüyor ama dışındaki Sol’u da içeren bir önseçim konusunda kafalar oldukça karışık. France 2’nin ana haber bütenine konuk olan eski Cumhurbaşkanı François Hollande, kendisinin aday olup olmayacağı sorusunu yanıtsız bırakırken, “reformcu solun bir adayı olacağını” ve LFİ ile bir ittifaka karşı çıkacağını belirtti. Ama PS’in Cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere 11 Eylül’de, bazı sol partilerle ön seçim düzenleyecek olmasını da zaman kaybı olarak niteledi. Hollande’a göre sosyalist veya sosyal demokrat, seçimi kazanacak bir aday olmalı. PS’in yanı sıra AP üyesi Raphael Glucsmann ’ın partisi PP (Place Publique), eski Başbakan Bernard Cazeneuve ’ün partisi NDLR veya sivil toplum birer aday çıkarmalı. PS’in LFİ, PCF (Komünist Parti) ve PP’nin dışında kalan Sol/Yeşil adayların katılmasını öngördüğü ön seçime Hollande dışında karşı çıkan sosyalistler de var.
Ilımlı Sağ cephenin amiral gemisi LR’de, eski İçişleri Bakanı, Genel Başkan Bruno Retailleau ve Senato Başkanı Gérard Larcher adaylıklarını belediye seçimlerinden önce açıklamışlardı. Larcher partinin, PS’de olduğu gibi, parti dışındaki sağ ve merkez partilerine ve şahsiyetlere açık bir ön seçim düzenlemesini talep ediyor. LR ilk olarak 2017’de halka açık ön seçim düzenleyen sağ parti olmuştu. Larcher partinin tüzüğüne göre belirleyeceği bir adayı olacağını ama “Macroniste” parti Renaissance, merkezdeki Modem, Macron’un ilk Başbakanı Edouard Philippe’in daha sonra ayrılarak kurduğu merkez Sağ’daki Horizons dahil isteyen merkez ve sağ partilerin adaylarının katılacağı bir ön seçim düzenlenebileceği görüşünde. Larcher’ nin üzerinde durduğu husus merkez sağın tek bir adayı olması. Merkez-Sağ cenahta herkesi kapsayabilecek adaylar arasında Edouard Philippe ismi ön plana çıkıyor. 2020’den bu yana Le Havre Belediye Başkanı da olan Philippe Pazar günü yüzde 47,7 oyla bir kez daha seçilmiş bulunuyor.
IFOB’un Pazartesi günü LCI televizyonu için yaptığı ankette de Edouard Philippe yüzde 46 oyla en çok destek alan Cumhurbaşkanı adayı. Ardından RN adayları Le Pen ve Bardella geliyor. Onları Retailleau izliyor. Sol’un en çok desteklenen adayı Raphael Glucsmann ama ancak 8. sırada yer alıyor. Bu anket göz önüne alınacak olursa 2027’de Fransa’nın merkez-sağ eğilimli bir Cumhurbaşkanı olacak. Ama o zamana kadar elbette köprülerin altından daha çok sular akacak.































Yorum Yazın