Bu yazıda geçen haftalarda da çokça üzerinde durduğum konudan devam ediyorum. Geçen haftaki yazılarımda Türkiye’de oyunlar üzerinde yapılacak denetimlerin sıklaştırılması ile ilgili haberleri paylaşmış, bu konudaki eleştirilerimi dile getirmiştim.[1]
Buna ek olarak yeni bilgiler de geldi. Bunlardan ilki yasa tasarısını Aile Bakanlığı’na sunan ilk isimlerden birinin CHP’den Tuncay Özkan olmasıydı. İkincisi ise, Türkiye’de gaming dünyasının duayenlerinden Tuğbek Ölek’in terimiyle anti-gaming (gaming karşıtı) bir grubun Aile Bakanlığı ve pek çok makama, oyunların neredeyse tümden yasaklanması yönünde baskı yapmasıydı. Bu konudaki haberlerden ilki Tuğbek Ölek, Orhun Kayaalp ve Batu Özkan’ın bu konuda yaptığı videodan[2], Tuncay Özkan’ın meseleye dahli ile ilgili meclis komisyonundaki konuşma metnini de bu TBMM tutanaklarının olduğu sayfadan bulabilirsiniz.[3]
CHP’nin beni şaşırtmaması gerekiyordu ama yine de şaşırtmayı başardı. Ben artık Tuncay Özkan gibi geçmişinde AKP’nin yükselmesini sağlayan pek çok siyasi hamlede bulunmuş ve şaibeli sözde muhaliflerin bu partide ne işi olduğunu anlamıyorum. Gençlerin CHP için Reddit’te ve pek çok sosyal medyada kullandığı terimin ne olduğunu biliyor olmaları gerekiyor: Kırmızı AKP.
Meclis tutanağını görünce, ne kadar berbat bir vaziyet olduğunu anlayacaksınız. Tuncay Özkan, konuyla ilgili AKP’den daha çok AKP’li, bu konudaki sözde “endişelerini” el pençe divan nasıl arzediyor; bunları okuduğunuzda bu “adamın” Cumhuriyet mitinglerini düzenleyerek, karmaşık devlet ilişkilerine girerek AKP’nin yükselişine neden katkı yaptığına şaşırmıyorsunuz. Tutanaktan birkaç yer okudum ve gerçekten burada tekrar edip sizi yormak istemiyorum; hiçbiri ipe sapa gelir şeyler değil. Artık çoktan gitmesi gereken, gençlerin ve bizim önümüzden çekilmesi gereken bir zihniyetin köhneliğini burada görüyorsunuz. Ve bu adam İzmir’den milletvekili. Hani şu sözde medeni, Atatürkçü, yasakçı olmayan, “solcu” İzmir’den. Bu sıfatların birbiriyle ne kadar çelişkili olduğu ise ayrı bir tartışma konusu.
Belli ki Özgür Özel’in Whatsapp’tan yüklenmesi gereken daha çok kişi var.
Tuncay Özkan gibi birine bu kadar yer ayırmam gelişen teknoloji sayesinde. Word dokümanına yazıyoruz. Ağaç gibi yüce bir canlı varlıktan üretilen kâğıda değil; değilse bir paragrafla ağaçla karşılaştırılmayacak kadar zavallı bu canlı varlığın köhne zihniyetini ibret olması için kısaca zikreder ve öyle geçerdim.
Tuğbek Ölek’in konuk olduğu videoda daha ilginç şeyler izledim, duydum. Ölek’in anlatımına göre; Ölek’in de çağrıldığı bir toplantıda bazı AKP’li vekillerin -hiç beklenmedik şekilde- anti-gaming lobisine rağmen, PEGI gibi yaş derecelendirme sistemlerinin yeterli olduğunu söylemesi şaşırtıcıydı. Ve daha da korkuncu şu; Ölek’in anlattığına göre, aslında bu yasa tasarısı “tüm oyunların yasaklanması” yönündeyken bir süre sonra diğer bakanlıklar bu konudaki ekonomik ve toplumsal faydanın, zararlarından önde olduğunu yönünde görüş bildirmeleri sebebiyle yeni bir yasa tasarısında bu konuda daha adaletli ve ağır olmayan maddelerin yer alacağıydı.
Bu biraz iç rahatlatıcı gibi görünse de öyle değil. Sebebi şu; AKP tek bir blok olmayabilir, bu konuda bazı bakanlıklar diğerlerinden farklı düşünüyor olabilir. Ve hatta şimdi oyunlar ile ilgili çıkacak yasa tasarısı cidden en azından bireysel olarak oyuncuya dokunmayabilir. Zira gerçekten Türkiye’de oyun üretimi artık ciddi bir ekonomik istihdam ve katma değere dönüştü. Dolayısıyla yasaklanması çok saçma gelebilir. Öyle de. Çünkü toplumsal faydası, bireysel olarak zararlarını kat be kat aşıyor ve bu normal. Kaldı ki bireysel zararın ne olduğu da aşırı tartışmalı bir konu.
Ancak giderek sıkışan bir tasma takıldı boynumuza. Bu tasmayı çok önce tek adam yönetimine karşı çıkmayarak kabul ettik. Bu iktidar anlayışının zamanla toplumsal yapının tüm katmanlarını tek tek kontrol edeceğini anlamamak için kör olmak gerekirdi. Ben bunu AKP’yi ilk defa hayatımda dokunduğu 2000’li yıllarda bile anladım. Pek çok kişi AKP’nin asıl otoriterleşmesini 2010 sonrasına koyuyor ancak benim fikrimce AKP zaten bu tıynette insanlardan oluşan bir partiydi. Hiçbir yasakçı iktidar sizin karşınıza “ben özgürlükleri askıya alacağım” diye çıkmaz. Sevimli görünürler. Bunların sayısız örneği vardır.
Dolayısıyla bir kere artık dile getirilen bir şeyden geri adım atacaklarını düşünerek rahatlamamak, bunu akılda tutarak mevzileri güçlendirmek gerekir.
Neyse bu konuyu geçelim. Diğer bir konu, Tuğbek Ölek’in mevzubahis videoda zikrettiği anti-gaming lobiydi. Ölek, çeşitli akademisyenler, eğitimciler, pedagoglar ve benzerlerinden oluşan bir grubun “oyunların zararları” konusunda hükümete ve bakanlıklara baskı yaptığını, bu konuda BTK’da seminerler bile düzenlediğini söyledi.
Bu konuda da ne desem ne yazsam bilemiyorum. Bazı araştırmaları okudum ve gerçekten evlere şenlik. Bakın; bir “araştırma” var ve yazarının branşı ne biliyor musunuz? Spor bilimleri fakültesi. Başka bir araştırmanın yazarları ise psikiyatri hemşiresi, onkoloji bölümü doktoru. Şaka gibi değil mi? Bu araştırmaları, sonuçlarına bakmadan eledim.
Diğerlerinde ise çoğunlukla gördüğüm şu oldu; mesela Kütahya’da bir alan çalışmasına atıf yapıyor; oysa ki çalışma baştan “oyunların uygulandığı alanın sonuçlarına” bakmıyor; sadece seçilen belirli bir kesimin sosyalleşmemesi ve bireyselleşmemesi üzerinden alıyor. Ki araştırmada “aksiyon ve savaş oyunları oynayan çocukların sosyalleşemedikleri, bireyselleştikleri sonucuna ulaşmıştır” sözüne kahkaha atmak istiyorsunuz. Buna felsefede cherry picking (bir grubun arasından istediği sonucu alabilmek için nitelikli olanını seçme) ve non-sequitur (sonucun öncülü gerektirmediği durumlar) safsataları denir. Nasıl sosyalleşemiyorlar, bireyselleşemiyorlar? Örnekler ne? Bilgisayar oyunu oynadıkları için daha mı az sokağa çıkıyorlar? Sokağa çıkma süreleri normalde ne? Bilemiyoruz. Grafiklerle gösterilmiyor. Sadece böyle bir sonuca ulaşılmış.
Batı’da benzer çalışmalara baktığınızda ise tam tersi bir titizlik görüyorsunuz. Sonuçlar aynı değil; ama aşağı yukarı çoğu çalışmanın ortak yönü bu konuda kesin bir şey söylemek için daha uzun erimli sonuçlara bakmak gerektiği yönünde. Hakkını yemeyelim, Türkiye’de de bu sonuçlara ulaşan çalışmalar var. Kısacası ne zararı ne de kesin bir yararından bahsedilebiliyor. Çoğu çalışmanın ortak kanısı bu.
Peki bu insanların hedefi ne? Çünkü hep diyorum; Neden olmasın? Eğer bir şey yasaklanabiliyorsa, başka bir şeyin yasaklanmaması için sebep ne olabilir? Bir sebebe ihtiyaç var mı? Hele bu yasaklanan şeyler, görünürde insanların belki söylemeye bile utandığı basit zevkler olunca. Tam da bu sebeple yasak en basit ve kabul edilebilir olandan başlar. Mastürbasyon yapmak için legal unsurları olan porno izlemek bir ayıba dönüştürülür. Bu önce cinsellikten başlar, sonra sinema, tiyatro, konser diye gider. Bir kere bir şey yasaklanınca gerisinin gelmemesi için bir sebep yoktur; çünkü temeli cinsellikte zaten atılmıştır, “utandıracak” bir şeyden yola çıkarak meşrulaştırılır. Gerisini ise ancak ve ancak toplumun bu konudaki direnişi engeller.
Bir de Tuğbek Ölek’in videoda yaptığı vurgu hoşuma gitmedi; sanki bu lobi her şeyin müsebbibi, bakanlık ya da makamlar değil. İktidar, farklı bloklardan oluşabilir; ancak telosu yani hedefi tektir, birey üzerinde kısıtlama yapmak. Siz onun istediği şekilde doğar, cinselliği bile onun şekliyle yaşar, ona göre ürer ve ölürsünüz. Hatta ölümünüzde bile söz hakkınız yoktur.
Hobbes’un meşhur eseri Leviathan’ın 1651 basımındaki Abraham Bosse’un gravürünü görmüşsünüzdür. Bu hala Penguin yayınlarından çıkan İngilizce baskısında vardır. İnsanlardan oluşan ve bir elinde kılıç, bir elinde meşale tutan bir dev, iktidarı temsil eder. Dolayısıyla “lobi bunun arkasında” demek topu taca atmak, gerçeği görememektir. Böyle zamanlarda, hele otokrasi zamanlarında “kralım siz durun ben yaparım gerisini” diyen birileri hep çıkar. Onların sivil olması, iktidarın olduklarını hatta epistemolojik iktidarlar olduğu gerçeğini değiştirmez.
Daha da önemlisi, bunların Mannheim ve Foucault gibi isimlerin gördüğü şekliyle “bilgi dağıtıcıları” sınıfı olmasıdır. AKP iktidarı, yıllardır kuramadığı kültürel iktidarı yasaklama yoluyla elde etmek için olumsuz rıza üretimiyle iktidar yollarını tahkim etmektedir; oyun yasaklarsın ancak yerine ne üretebilirsin? Konser yasaklarsın ancak yerine ne üretirsin? Bunun yerine salt bilgi yoluyla rıza üretimi yapılır. Bunların “zararlarından” dem vurulur ve birkaç tane sözde bilimsel araştırmayla da bilimsel meşruiyeti sağlanır.
Dolayısıyla mevzubahis lobinin sözde bilimsel çalışmalarını, nasıl aparatçikler olduklarını daha fazla vurgulamaya gerek yok.
Diğer başlığa geçelim: 10 Şubat tarihinde Zorlu gösteri merkezinde yapılacak olan Polonyalı death/black metal grubu Behemoth’un konserinin yasaklanması ve devamı tarihinde aynı merkezde yapılacak diğer gösterilerin (birkaç tiyatro oyunu var sanırım) de Beşiktaş kaymakamlığınca “toplum değerlerine aykırılıktan” yasaklanması.[4] Bu yazıyı yazdığım sırada Ankara valiliğinin de aynı grubun konserini yasakladığını öğrendim.[5]
Gerekçe ise şu: “Etkinliğin toplumsal değerlerimizle bağdaşmaması nedeniyle birçok toplum kesimi tarafından tepkiye neden olduğu tespit edilmiştir.”
Bu birçok “toplum kesiminin” kim olduğu çok belli. Sadece Twitter’da birkaç yüz kişi, Akit adındaki tuvalet kâğıdı markası, havuz medyasından birkaç isim ve benzeri gruplar. Biz ise milyonlarız. Eğlencemize dahi karışacak cüreti gösteren bu kişiler birkaç yüz kişiyi geçmiyor.
Toplumsal değerlerden dem vuran bu güruhun, doğa katliamına, kadına şiddete, tecavüze ve tacize ses çıkarmaması ironik bile değil artık. Herkes Kierkegaard’dan sonra ironi çağına geçtiğimizi söyler; ironi güldürür. Bu güldürmüyor.
Bosse’nin gravürünü bilmiyorsanız İnternet’te var bakın. İktidar bu. Sefalet de bu. Bunu değiştirmek gerekiyor.
Oyunlara ve konserlere dokunmayın. Eğlencemize karışmayın.
[1]https://www.yeniarayis.com/yazi/parti-devletin-son-fantezisi-oyun-magazalarini-yasaklama-12553
https://www.yeniarayis.com/yazi/epstein-cocuklar-ve-oyunlar-12572
[2] https://www.youtube.com/watch?v=pJ3_GXvhezk&t=447s
[3] https://www.tbmm.gov.tr/Tutanaklar/TutanakGoster/5317
[4]https://haberglobal.com/yasam/bebek-otel-sahibi-muzaffer-yildirimin-uyusturucu-testi-sonucu-belli-oldu-507547
[5] https://haberglobal.com/yasam/bebek-otel-sahibi-muzaffer-yildirimin-uyusturucu-testi-sonucu-belli-oldu-507547






























Yorum Yazın