Geçenlerde öğreniyoruz ki eski CHP’li Emine Ülker Tarhan CHP’ye geri dönmüş. Dönmesi için de arkadaşı, yoldaşı ve bir süre beraber grup başkanvekilliği yapmış olduğu Muharrem İnce onu ikna etmiş. Hatırladığım kadarıyla CHP’nin “ulusalcı kanadının” önemli iki kişisi olan bu siyasetçiler Özgür Özel’in başkanı olduğu CHP’de yeniden yan yana gelmişler.
CHP ailesi bu geri dönüşten memnun mudur bilinmez. Ama siyasetin milliyetçi ve muhafazakâr kanadının memnun olduğunu tahmin etmek zor değil. Öyle ya bu insanların varlığı, daha doğrusu CHP içinde “ulusalcı” bir siyasetin yeniden yeşermesi, ülkedeki mağdur kesimlerin taleplerinin ikinci plana itileceğinin işareti. Neden mi?
Bir kere görmek gerekir ki CHP, parti olarak toplumun geniş seküler kesimin partisi. Seküler kesimden kastım ise, kendini “laik” olarak tanımlayan, benimsediği değerler bakımından “modernist”, bu nedenle de Siyasal İslam felsefesiyle yönetilen bir iktidara karşı olan, kimi zaman Kemalist, kimi zaman sosyal demokrat ya da solcu, emekli, işçi, kadın ve gençleri içine alan geniş bir kesim. CHP içindeki “ulusalcı” kanadın bu kesimlerin ortak paydası olması pek mümkün değil. O nedenle de CHP’de “ulusalcıların” güçlenmesi, CHP’nin seküler dünyasında olsa olsa yeniden parçalanma getirecek bir adım olacaktır.
CHP parti olarak zor günler yaşıyor. Devleti eline geçirmiş olan siyasal İslamcı muhafazakâr kadrolar CHP’yi güçsüzleştirmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Doğrusu CHP’nin de kurumsal yapısı geçmişte çok yanlış kararlar verdiğinden belediye başkanı olarak seçilmiş kadroları da sapır sapır dökülüyor. Son olay ortada.
Dolayısıyla CHP’nin sürdürmekte olduğu siyasi mücadeleyi, Cumhuriyet kurulurken benimsediği ya da benimsemek zorunda kaldığı fikirlerden ziyade ülkenin mağdur kesimlerinin taleplerini sırtlanacak yeni bir siyaset üretmesiyle mümkün. Şairin dediği gibi “Şimdi yeni şeyler söylemek” zamanı.
Yeni şeyler söylemenin yolu ise bir zamanlar üniversitelere “İkna odaları” kurarak başörtülü kızları ikna edeceğini düşünen “ulusalcı” anlayışlar üzerinden değil, gerçekten mağdurların dertlerini dert olarak gören yeni bir siyaseti üretmekten geçiyor. Bunun da CHP’nin, ülkedeki başta Kürt sorunu olmak üzere, her türlü ezilen kimliğin sorunlarını kendi sorunu olarak gören, emeklilerin, işçilerin, işsizlerin, kadınların ve gençlerin sorunlarını çözmeyi vaat eden yeni bir “demokrat” siyasete ihtiyacı olduğu bence bir gerçek.
Böyle bir siyaset anlayışı CHP içindeki “ulusalcılar” tarafından kabul görür mü dersiniz. Bence bu pek mümkün değil. O nedenle de eski ulusalcıların “baba ocağına” dönmesinin CHP içinde “ortak payda” arayışına bir cevap olamaz. Ortak payda ise “mağdurların siyaseti”dir.
Düşünmek gerek!
































Yorum Yazın