Özet
Bu makale, dizinin ilk bölümünde ele alınan sağlıklı narsisizmin gelişimsel temelinden hareketle, narsisizmin patolojik biçimlerinin nasıl ortaya çıktığını psikanalitik bir çerçevede inceliyor. Patolojik narsisizm yalnızca kendini fazla sevme ya da kibir olarak değil; benliğin içsel sürekliliğini sürdüremediği durumlarda başvurduğu savunmacı ve katılaşmış bir örgütlenme biçimi olarak ele alınıyor. Literatürün sunduğu iki eksenli spektrum —büyüklenmeci/kırılgan ve hafif/ağır— narsisistik örüntülerin kişiden kişiye ve bağlamdan bağlama nasıl değişebildiğini göstermektedir. Makalede büyüklenmeci, kırılgan, yüksek işlevli, habis, bedensel, zihinsel ve psikopatik alt tipler kısaca tanımlanmakta; her biri benlik düzenlemesi ve ilişkisel işleyiş açısından karşılaştırılmaktadır. Patolojik narsisizmin kökeni, erken bakım ilişkilerindeki tanınma ve düzenleme başarısızlıklarına bağlanmakta; özellikle ilişkisel psikanalizin karşılıklılık vurgusu merkeze alınmaktadır. Son olarak, patolojik narsisizmin yalnızca bireysel psikoterapiyle değil, aynı zamanda daha kapsayıcı ve tanıyıcı sosyal-kurumsal bağlamlarla da dönüşebileceği savunulmaktadır. Bu yönüyle makale, üçüncü yazıya —toplumsal yapılarda ve kapitalist kültürde narsisizmin yaygınlaşması— bir geçiş hazırlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Patolojik narsisizm, Narsisistik kişilik örgütlenmesi, Büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm, Narsisistik spektrum, İlişkisel psikanaliz, Tanınma ve karşılıklılık, Benlik gelişimi ve kırılmaları, Toplumsal-kurumsal bağlamda narsisizm
x x x
Giriş: Sağlıklı Temelden Patolojik Yapıya
Dizinin ilk yazısında ele aldığım sağlıklı narsisizm, kişinin kendi benliğini değerli hissedebilme, ilişki içinde var olurken dağılmama, incinebilirliğini taşıyabilme ve hayatın kaçınılmaz hayal kırıklıklarına dayanabilme kapasitesinin temelini oluşturuyordu (Paker, 2025). Sağlıklı narsisizm, gelişimsel hat boyunca kişinin adım adım inşa ettiği bir ruhsal çekirdek; bireyin özgüvenini, yaratıcılığını, merakını ve bağ kurabilme yetisini besleyen bir kaynak olarak tanımlanmıştı.
Ancak aynı gelişimsel hattın farklı noktalarında yaşanan kırılmalar, bu kez sağlıklı narsisizmin yapıtaşlarını katı, savunmacı, ilişkisel olarak yıkıcı örüntülere dönüştürebilir. Bu makale tam da bu dönüşümün psikodinamiğini inceliyor. Patolojik narsisizm, yalnızca kendini fazla sevme ya da kibir değildir; benliğin içsel sürekliliğini korumak için başvurmak zorunda kaldığı zorlu bir hayatta kalma stratejisidir. Bu bağlamda Nancy McWilliams’ın kişilik örgütlenmesi yaklaşımı, Otto Kernberg’in yapısal kuramı ve ilişkisel psikanalizin karşılıklılık (mutuality) vurgusu, patolojik narsisizmi anlamamız için birbirini tamamlayan üç temel çerçevedir (Kernberg, 1975; McWilliams, 2011; Mitchell, 1988).
Bu makalede patolojik narsisizmin spektrum (yelpaze) niteliğini, alt tiplerini, gelişimsel kökenlerini, ilişkilerde yarattığı zorlukları ve bireysel-toplumsal düzeyde hangi koşullar altında dönüşebileceğinikısaca ele alacağım.
Patolojik Narsisizm Nedir? Bir Spektrum Olarak Narsisistik Patoloji
Psikanalitik literatürde patolojik narsisizm, benlik değerinin içeriden sürdürülemediği durumlarda devreye giren, çoğu zaman savunmacı ve katı örüntülerden oluşan bir kişilik yapılanmasıdır. McWilliams’ın ifadesiyle narsisistik kişilik örgütlenmesinde görünür olan kibir, üstünlük ve hak görme özellikleri, aslında kişinin içsel dünyanın kırılganlığına karşı geliştirdiği bir dış cephedir (McWilliams, 2011). Bu nedenle narsisistik patolojiyi yalnızca dış görünüşle anlamak neredeyse imkânsızdır; görünürdeki özgüven çoğu zaman altta yatan değersizlik ve utanç çekirdeğini gizler.
Güncel klinik ve ampirik literatür, patolojik narsisizmin tek boyutlu bir yapı olmadığını göstermektedir. Pincus ve Lukowitsky’nin (2010) çerçevesi narsisizmi büyüklenmeci-açık (grandiose-overt) ve kırılgan-gizli (vulnerable-covert) uçlar arasında uzanan bir yapısal–niteliksel spektrum (yelpaze) olarak tanımlar; birey yaşam dönemlerine ve ilişki bağlamlarına göre bu eksenin farklı noktalarına kayabilir. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar bu eksenin tek başına yeterli olmadığını, narsisizmin ayrıca şiddet / yoğunluk bakımından bir doz spektrumunda da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Ronningstam, 2011; Cain, Pincus ve Ansell, 2008). Buna göre narsisistik özellikler hafif düzeyde pek uyum bozucu olmayan, hatta bazı durumlarda işlevsel olabilen örüntülerden; orta düzeyde ilişkisel zorluklara yol açan yapılara; ağır düzeyde ise ciddi empati yoksunluğu, saldırganlık, sömürü ve kişilik bozukluğu belirtilerinin belirginleştiği yapılara kadar uzanır. Bu iki eksenin (büyüklenmeci–kırılgan ve hafif–ağır) kesişimi, klinik pratikte gözlenen geniş çeşitliliği açıklamada daha kapsayıcı bir çerçeve sağlar: örneğin hafif düzeyde büyüklenmeci narsisizm ortamına göre sosyal olarak uyumlu görünebilirken, ağır düzeyde kırılgan narsisizm yoğun utanç, çökkünlük ve ilişkisel çöküşlerle seyredebilir. Böylece narsisistik patoloji, tek bir prototipten ziyade, iki boyutlu bir yelpazede yer alan dinamik örüntüler bütünü olarak anlaşılabilir.
Aynı birey bile, çocuklukta, ergenlikte ve yetişkinlikte —veya farklı ilişki bağlamlarında— yelpazenin farklı noktalarına kayabilir. Dolayısıyla narsisistik patolojiyi anlamak, kişinin hangi tip olduğunu belirlemekten çok, benliğin nasıl düzenlendiğini, hangi savunmaların kullanıldığını ve ilişkilerin nasıl işlediğini takip etmeyi gerektirir.
Patolojik Narsisizmin Alt Tipleri
Aşağıda en sık görülen narsisistik alt tipler kısaca tanımlanmıştır. Bu ayrımlar klinik pratikte her zaman birbirinden kesin sınırlarla ayrılmaz; bireyler çoğu zaman birkaç örüntüyü aynı anda taşıyabilir.
Büyüklenmeci (Açık) Narsisizm
Büyüklenmeci narsisizm, çoğu insanın narsisist dendiğinde aklına gelen yapı ile örtüşür: üstünlük, kibir, hak görme, empati eksikliği ve değersizleştirme. Kernberg’e göre bu yapı, şişirilmiş ama zayıf bağlarla tutulan bir benlik bütünlüğüne karşılık gelir (Kernberg, 1975). Birey, eleştiriye tahammülsüzdür; çünkü eleştiri, benliğin kırılganlığını açığa çıkarma potansiyeli taşır. Bu yüzden eleştiri sıklıkla öfke, küçümseme veya saldırganlıkla karşılanır. Büyüklenmeci yapıdaki birey için başkaları ya hayranlık sağlayan aynalar ya da değersizleştirilmesi gereken tehdit unsurlarıdır.
Kırılgan (Gizli) Narsisizm
Kırılgan narsisizm sessiz, utangaç, içe kapanık ve çoğu zaman depresif bir görünümle seyreder. Bu kişilerin iç dünyasında yoğun utanç, hassasiyet ve incinebilirlik bulunur. Ancak bu kırılganlık, çoğu zaman ancak ilişkisel hayal kırıklıkları veya eleştiriler karşısında görünür olur. Kırılgan narsisistik kişiler, içsel olarak özel ve üstün oldukları fantezilerini taşırlar; ancak bunu açıkça ifade edemezler (McWilliams, 2011). Bu nedenle kırılgan narsisizm, çevre tarafından sıklıkla yanlış anlaşılır — çünkü görünürdeki mütevazilik aldatıcıdır.
Yüksek İşlevli / Telafi Edilmiş (Kompanse) Narsisizm
Bu bireyler dışarıdan bakıldığında başarılı, üretken, düzenli ve çoğu zaman hayranlık uyandıran kişilerdir. Ancak başarı ve performans, içsel kırılganlığı telafi eden bir zırh işlevi görür. Statü kaybı ya da başarısızlık, hızla narsisistik çöküşe yol açabilir. Bu yapı sağlıklı narsisizmle karıştırılabilir; ancak belirleyici fark, başarının içsel haz ve anlamdan çok, benlik düzenleme işlevi görmesidir.
Habis (Kötücül-Malign) Narsisizm
Habis narsisizm, büyüklenmeci narsisizmin saldırganlık, sadizm ve paranoid eğilimlerle birleştiği ağır bir patolojidir (Kernberg, 1984). Benlik düzenlemesi yalnızca hayranlık veya övgüyle değil, aynı zamanda başkalarını küçültme, kontrol etme veya zarar verme yoluyla sağlanır. Bu yapı, kişisel ilişkilerde yıkıcı olduğu kadar toplumsal ve politik alanlarda da ciddi riskler barındırır. Tarihsel olarak birçok otoriter liderde bu örüntü gözlemlenmiştir.
Bedensel (Somatik) ve Zihinsel (Serebral) Narsisizm
Bedensel narsisizmde beden, fiziksel çekicilik ve cinsel beğeni narsisistik yatırımın merkezindedir. Yaşlanma veya bedenle ilgili her türlü bozulma narsisistik tehdit oluşturur (Ronningstam, 2011).
Zihinsel narsisizmde ise zekâ, bilgi, entelektüel kapasite ve bilişsel kontrol benlik düzenlemesinin temelidir. Bu kişiler duyguları küçümser, zihinsel üstünlükle yakınlık arasına mesafe koyarlar.
Psikopati: Spektrumun Uç Noktası
Psikopatik örgütlenme, narsisistik özelliklerin ciddi empati yoksunluğu, suçluluk (vicdan) eksikliği ve saldırganlık ile birleştiği uç bir yapı olarak değerlendirilebilir (Hare, 2003). Her psikopat narsisistik özellik taşır; ancak her narsisist psikopat değildir. Yine de bu uç nokta, narsisistik spektrumun toplumsal açıdan en tehlikeli formudur.
Gelişimsel Psikodinamik: Benlik Kırılmalarının Kökeni
Patolojik narsisizmin kökeni genellikle dramatik tekil travmalardan çok, erken bakım ilişkilerindeki sürekli mikro-düzeyde duygusal düzenleme başarısızlıklarına dayanır (Kohut, 1971; 1977). Çocuğun öznelliğinin görülmemesi, bakım verenin kendi narsisistik ihtiyaçlarına odaklanması, duyguların tutarsız şekilde yankılanması veya aşırı idealizasyon bekleyen ebeveyn tutumları, benlik gelişiminin kritik aşamalarını bozar.
İlişkisel psikanaliz, bu bozulmanın özünü tanınma ilişkisinin çöküşünde görür (Benjamin, 1995, 2018; Mitchell, 1988). Bebek, özne olarak tanınmadığında ya aşırı uyumlanmış (sahte benlik tarzı) bir yapı geliştirir ya da ötekini özne olarak tanıyamayan büyüklenmeci bir benlik oluşturur. Bu tanınma başarısızlığı, yetişkinlikte empati yoksunluğu, dikkat çekme ihtiyacı, incinme karşısında çökkünlük veya saldırganlık gibi birçok narsisistik belirtinin temelini oluşturur.
Bu gelişimsel kırılmaların hiçbirinde bireyin kötü niyeti söz konusu değildir. Patolojik narsisizm çoğu zaman çocuğun duygusal olarak hayatta kalmak için geliştirdiği uyarlayıcı ama katılaşmış çözümlerdir.
Patolojik Narsisizm İlişkiler Dünyasında Ne Yaratır?
Patolojik narsisizm en dramatik etkilerini yakın ilişkilerde gösterir. Çünkü narsisistik benlik, ilişkileri karşılıklılık alanı olarak değil, benlik düzenleme aracı olarak kullanma eğilimindedir (Kernberg, 2004). Bu nedenle romantik ilişkiler, ebeveyn–çocuk bağları, dostluklar ve iş ilişkileri sıklıkla şiddetli iniş çıkışlarla seyreder.
Empatik Körlük ve Öznelliğin Tanınmaması
Narsisistik yapıda empati eksikliği basit bir duygusuzluk değildir; başkasının öznelliği benlik için bir tehdit gibi yaşanır. Bu nedenle karşı tarafın ihtiyaçları, zorlukları veya sınırları çoğu zaman göz ardı edilir (McWilliams, 2011).
İdealleştirme–Değersizleştirme Döngüleri
İlişkiler çoğu zaman başlangıçta yoğun idealleştirme ile başlar; ancak partnerin gerçekliği büyüklenmeci beklentiyle uyuşmadığında hızlı bir değersizleştirme süreci başlar (Mitchell, 1988).
Eleştiriye Aşırı Duyarlılık
Basit bir geri bildirim bile benliğe yönelik tehdit gibi algılanabilir; bu da öfke, geri çekilme, pasif-agresif tutumlar veya ilişkiden ani kopuşlara yol açabilir (Pincus ve Lukowitsky, 2010).
Bu döngüler ilişkileri sadece zorlaştırmakla kalmaz; zamanla partnerde yıpranma, güvensizlik ve özsaygı kaybı yaratır.
Patolojik Narsisizm Düzelebilir mi? Bireysel, İlişkisel ve Toplumsal Koşullar
Klasik psikanalizde narsisistik patolojinin değişmez olduğu düşüncesi yaygındı. Ancak çağdaş kuramsal yaklaşımlar ve klinik gözlemler, narsisistik yapıların belirli ilişkisel koşullar altında değişebildiğini göstermektedir.
Bireysel Düzeyde Dönüşüm
Kohut’un optimal hayal kırıklığı kavramı burada merkezi önemdedir: birey yeni bir ilişki (terapi veya başka bir bağ) içinde ilk kez çökmeden incinebildiğinde narsisistik savunmalar gevşemeye başlar (Kohut, 1977). İlişkisel psikanalizde ise değişimin anahtarı karşılıklılık deneyimidir (Benjamin, 1995, 2018). Kişi ilk kez hem özne olarak tanınır hem de karşısındakini özne olarak tanıyabilir; bu, patolojik örüntülerin yerini daha esnek bir benlik düzenlemesine bırakır.
Toplumsal ve Kurumsal Düzey
Patolojik narsisizmin düzelmesi yalnızca bireysel çabayla mümkün değildir. Çünkü narsisistik savunmalar çoğu zaman sadece aile ortamında değil, okullarda, şirketlerde, politik yapılarda ve kültürel ideolojilerde de pekiştirilir (Stolorow ve ark., 2002). Performans kültürü, rekabet ideolojisi ve sürekli görünürlük baskısı süren yapılarda narsisizm hastalık değil, uyum stratejisi hâline gelir.
Bu nedenle patolojik narsisizmin yaygınlaşmasını anlamak için toplumun ekonomik, kültürel ve kurumsal dokusunu incelemek gerekir. Bir sonraki makalede tam da bu nedenle kapitalizmin narsisistik benlik üzerindeki etkisine odaklanacağım.
Sonuç: Kırılgan Bir Benlik, Savunmacı Bir Düzen
Patolojik narsisizm, benliğin kırılganlığını maskeleyen savunmacı bir örgütlenmedir. Bu nedenle değişim, sadece içgörü değil, tanınma, karşılıklılık ve duygusal güvenlik alanlarının varlığını gerektirir. Birey düzeyinde olduğu kadar kurumlar ve toplum düzeyinde de bu alanlar olmadan dönüşüm zordur. Narsisistik patolojileri anlamak, yalnız kişilerin değil, ilişkisel ve toplumsal yapıların da iyileştirilmesi gereken yönlerini görünür kılar.
----
Kaynakça
* Benjamin, J. (1995). Like subjects, love objects: Essays on recognition and sexual difference. New Haven, CT: Yale University Press.
* Benjamin, J. (2018). Beyond Doer and Done to: Recognition theory, intersubjectivity, and the third. London: Routledge.
* Cain, N. M., Pincus, A. L., ve Ansell, E. B. (2008). Narcissism at the crossroads: Phenotypic description of pathological narcissism across clinical theory, social/personality psychology, and psychiatric diagnosis. Clinical Psychology Review, 28(4), 638–656.
* Hare, R. D. (2003). Manual for the Revised Psychopathy Checklist (2. basım). Toronto, Canada: Multi-Health Systems.
* Kernberg, O. F. (1975). Borderline conditions and pathological narcissism. Jason Aronson.
* Kernberg, O. F. (1984). Severe personality disorders: Psychotherapeutic strategies. New Haven, CT: Yale University Press.
* Kernberg, O. F. (2004). Normal and pathological narcissism. Aggressivity, narcissism, and self-destructiveness in the psychotherapeutic relationship (s. 3–26) içinde. New Haven, CT: Yale University Press.
* Kohut, H. (1971). The analysis of the self: A systematic approach to the psychoanalytic treatment of narcissistic personality disorders. New York, NY: International Universities Press.
* Kohut, H. (1977). The restoration of the self. New York, NY: International Universities Press.
* McWilliams, N. (2011). Psychoanalytic diagnosis: Understanding personality structure in the clinical process (2. basım). New York, NY: Guilford Press.
* Mitchell, S. A. (1988). Relational concepts in psychoanalysis: An integration. Cambridge, MA: Harvard University Press.
* Paker, M. (2025). Narsisizm 1.0: Sağlıklı narsisizm. Yeni Arayış.
* Pincus, A. L., ve Lukowitsky, M. R. (2010). Pathological narcissism and narcissistic personality disorder. Annual Review of Clinical Psychology, 6, 421–446.
* Ronningstam, E. (2011). Narcissistic personality disorder: A clinical perspective. Journal of Psychiatric Practice, 17(2), 89–99.
* Stolorow, R. D., Atwood, G. E., ve Orange, D. M. (2002). Worlds of experience: Interweaving philosophical and clinical dimensions in psychoanalysis. Basic Books.





























Yorum Yazın