28 Şubat 2026 ABD ve İsrail İran’a geniş çaplı hava saldırılarına başlamasıyla İran savaşı başlamış oldu. Bir ayı aşkındır devam eden karşılıklı hava saldırıları nedeniyle bölge adeta cehenneme döndürülmüş durumda ölen çocukların ve insanların sayısı tam olarak bilinmiyor.
ABD başkanı Trump ise her gün başka bir terane söylüyor.
Ona göre bir gün savaş bitiyor diğer gün anlaşma diyor sonra daha iki üç hafta savaş sürecek diyerek piyasaları özellikle başta petrol ve altın olmak üzere bütün emtia piyasalarını alt üst ediyor.
İran savaşı ve Trump salvoları siyasi olarak ta etkisini gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen yılın ocak ayında Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana Amerikan kamuoyu karşısındaki popülaritesi düzenli biçimde düşüyor. Bu durum ikinci dönemlerindeki başkanlar için kısmen olağan bir şey olmuş olsa da.
Trump'ın düşüşü, aynı zamanda fiyat zamları ve hayat pahalılığına yönelik süregelen tepkileri yansıtıyor.
Bu gelişmeler son bir yılda Demokratların ülke genelinde yerel düzeydeki pek çok seçimde zafer kazanmasına yol açıyor.
Seçim analiz verilerine göre, Demokratlar 2025'teki çekişmeli ara seçimlerde 2024 başkanlık seçimlerine göre aynı bölgelerde aldıklarından ortalama yüzde 13 daha fazla oy aldı.
İran'daki savaş bu ekonomik kaygıları daha da derinleştirmiş görünüyor.
Kamuoyu araştırma şirketi Ipsos, Amerikan halkının yüzde 43'ünün Trump'ın ikinci döneminin başında ekonomiyi yönetme biçimini onayladığını tespit etmişti.
23 Haziran 2025'e gelindiğinde bu oran yüzde 35'e düştü ve yılın devamında benzer seviyelerde seyretti.
Bu arada İran savaşının üçüncü haftasında benzin fiyatları galon başına 4 dolara yaklaştı.
Trump'ın ekonomi politikalarına onay ise yüzde 29'a kadar geriledi.
Bu oran, Amerikalıların Covid salgını sonrası enflasyon dönemini yaşadığı dört yıllık yönetiminde Joe Biden'ın ulaştığı en düşük seviyenin bile altında.
Ekonomik kaygılar, 2024'te Demokratların aldığı yenilgide ve son bir yıldır Cumhuriyetçilerin başkanlık ve Kongre'nin her iki kanadını da kontrol etmesinde etkili olmuştu.
Önceki başkanların çoğunun yaşadığı türde bir "balayı dönemi" olmasa da, tartışmalı bir seçimin ardından Amerikalıların çoğunluğunun desteği, Trump'ın göç, gümrük vergileri, kamu harcamaları kesintileri ve vergi reformu konularındaki kapsamlı siyasi gündemini uygulamasına olanak tanımıştı.
Ancak İran savaşının başladığı 28 Şubat itibarıyla Amerikalıların yalnızca yüzde 42'si başkana olumlu bakıyordu.
Bu hafta ise bu oran yüzde 40'a geriledi. Bu seviyeler, ara seçimlere yalnızca yedi ay kala görevdeki bir başkan için tehlikeli bir zemin. İran savaşı uzadıkça, savaşın küresel ekonomiye olumsuz etkileri ve tüketici fiyatlarını yukarı itmesi nedeniyle risk büyüyebilir.
Savaşın başlangıcından bu yana kamuoyunun çoğunluğu ABD'nin askeri müdahalesine karşı olmasına rağmen, başkanın onay oranında keskin bir düşüş olmadı.
Bunun nedeni, ekonomik kaygılara rağmen Trump'ın siyasi tabanının desteğini sürdürmesi idi.
ABD'de yükselen benzin fiyatları hakkında konuşurken de, Trump "Bence o bölgede bir ülkenin daha nükleer silah sahibi olmasını istemezsiniz; bu yüzden bu bedeli ödemeniz gerekir" ifadelerini kullandı.
Demokratlar ise, bu açıklama dahil Trump'ın Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana attığı neredeyse her adıma karşı çıktı.
Ancak şimdi bağımsız seçmenler de ona sırtını dönüyor gibi görünüyor.
Bu seçmenleri kazanmak, Trump'ın 2024'teki zaferinin anahtarlarından biriydi.
Mevcut siyasi dinamikler değişmezse, bağımsız seçmenlerin tepkisi Kasım ayında partisinin aleyhine olabilir.
Son olarak…
New York, Washington DC, Chicago, Miami ve Los Angeles dahil olmak üzere ABD'nin çeşitli kentlerinde Başkan Donald Trump'ın "otoriter" eğilimlerine karşı her yaştan göstericiler 18 Ekim Cumartesi günü sokağa çıktı.
Aralarında Robert De Niro, Jane Fonda,Joan Baez ve Bruce Springsteen gibi ünlülerinde olduğu "No Kings" (Krallara Hayır) protestolarına milyonlarca kişinin katıldığı tahmin ediliyor. Ülke çapında 2 bin 500'den fazla protesto gösterisi gerçekleşti.
New York'un Times Meydanı ve çevresindeki caddeleri dolduran binlerce kişi "Monarşi değil demokrasi" ve "Anayasa isteğe bağlı değildir" yazılı dövizler taşıdı.
Gösteriler nedeniyle ABD'nin birçok eyaletinde Cumhuriyetçi valiler, Ulusal Muhafız birliklerini hazır bekletme kararı aldı.
Ancak organizatörler etkinliklerin barışçıl geçtiğini söyledi.
Trump Ocak ayında Beyaz Saray'a döndüğünden bu yana sahip olduğu yetkileri genişletti.
Ayrıca muhalif olarak gördüklerinin kovuşturulmaları çağrısında bulundu.
Ancak eleştiriler, Washington yönetiminin bazı kararlarının anayasaya aykırı olduğu ve Amerikan demokrasisi için bir tehdit oluşturduğunu savunuyor.
Bütün bunlar “No Kings” gösterilerinin daha yığınsal olarak yapılmasında etkili oldu.
New York'taki protestolarda göstericiler "İşte demokrasi böyle bir şey" sloganları attı.
New York Polisi, şehirde 100 binden fazla kişinin toplandığını ve gözaltına alınan olmadığını açıkladı.
Protestolara ilişkin yapılan açıklamalarda, "Başkan kendi yönetimini mutlak sanıyor. Ancak Amerika'da krallar yoktur, kaosa, yolsuzluğa ve zulme karşı geri adım atmayacağız" ifadeleri yer alıyor.
Ayrıca Avrupa'da da Londra, Berlin, Madrid ve Roma'da insanlar Amerikan protestocularına destek vermek için sokaklara çıktı.
Demokrat Partili politikacılar ülke çapındaki protestolara katıldı.
Washington DC'de Vermont Senatörü Bernie Sanders bir açılış konuşması yaptı.
Binlerce kişilik kalabalığa "Amerika'dan nefret ettiğimiz için değil, Amerika'yı sevdiğimiz için buradayız" dedi.
Trump gösteriler hakkında konuştu.
Trump röportajında bir yerinde "Biliyorsunuz, bana kral diyorlar. Ben bir kral değilim." dedi.
No Kings gösterileri barış için umut verdi.
Hem de barış gösterileri savaşa hayır için yapılan gösteriler bizleri 60’ 70’li yıllara götürdü.
Daha güçlü bir dünya barışı için daha güçlü dayanışma öne çıktı,çıkmalı…






























Yorum Yazın