Montaigne ile Spinoza, felsefeyi soyut bir sistemden çok yaşamı düzenleme sanatı olarak görmeleri bakımından ortak bir zeminde buluşuyorlar. Her ikisi de insanın korkularını, özellikle ölüm korkusunu ve tutkuların yarattığı savrulmaları azaltmayı hedefler; yaşamı daha dingin, daha katlanılır ve daha anlamlı kılmak ister. Doğaya uygun yaşama vurgusu da ortaktır: Montaigne bunu insanın kendi doğasına sadakati olarak okurken, Spinoza evrensel doğa düzenini kavrama gereği olarak temellendirir. Bu ortaklık, felsefeyi gündelik hayatın merkezine yerleştiren bir “yaşam modeli” fikrini mümkün kılar.
Ancak yolları belirgin biçimde ayrılır. Montaigne’in yaşam modellemesi deneyimseldir: Deneme formu, çelişkiye, değişime ve belirsizliğe açıktır. Ona göre benlik akışkandır; insan bugün başka, yarın başkadır ve bu tutarsızlık bir kusur değil, insan olmanın gerçeğidir. Bu yüzden özgürlük, kişinin kendisiyle barışık yaşaması, ölçülülük ve kendine hoşgörü geliştirmesidir. Tutkular bastırılmaz; onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek gerekir.
Spinoza’da ise yaşam modeli sistematik ve zorunluluk temellidir. “Geometrik yöntemle” kurduğu yapı, insanı doğanın zorunlu düzeni içinde konumlandırır. Benlik, rastlantısal bir anlatı değil, nedensel bir ağın parçasıdır. Özgürlük, keyfi seçim değil, nedenleri bilerek edilgen duygulardan etkin duygulara geçmektir. Tutkular, bilgiyle dönüştürülür; aklın artışı, kudret artışı ve sevinç üretir.
Sonuçta Montaigne “yaşayarak öğrenme”nin, Spinoza ise “anlayarak özgürleşme”nin filozofudur. Biri insanın kırılganlığını kabul ederek huzur arar, diğeri zorunluluğu kavrayarak etkinlik kazanır. Birlikte düşünüldüklerinde, insan ölçüsü ile kozmik düzeni bir araya getiren tamamlayıcı iki yaşam modeli sunarlar.
Spinoza sevincin ve etkinliğin, Montaigne huzurun ve uyumun modellemesini yapar. Montaigne’de insan merkezdedir, Spinoza’da ise “karşılaşmalar”, yani yaşamın kendisi.
Montaigne insana ait bir esneklik, Spinoza ise insanın içinde olduğu ağa ait bir kesinlik arar. İkisinde de bilinen de bilinmeyen de içkindir.
(Spinoza dünyasının entropisi daha yüksek olsa gerek kalkıştığı iş daha büyük..)
Not: Yazarın izni ile sosyal medyasından alınmıştır






























Yorum Yazın