Savaş zamanında başkanlar televizyona çıktığında yalnızca olayları anlatmazlar. Onlara anlam yüklemeye çalışırlar. Çarşamba gecesi Başkan Trump, İran'la savaşı sert ama gerekli bir girişim olarak sundu ve bunun olumlu bir sona yaklaştığını belirtti.
Bu zafer anlatısının ipleri, Amerika Birleşik Devletleri'nin Şubat sonlarında Operation Epic Fury'yi başlatmasından beri sürekli sarılıyor. Söylemlerden bazıları şüphesiz doğrudur: Amerikan ve İsrail güçleri havadan güçlü durumda; İslam Cumhuriyeti'nin zayıf savunmasını neredeyse istedikleri gibi delebiliyorlar. Sadece Tahran'ın askeri kapasitesini değil, füze ve drone filolarını üreten sanayi üssünü de büyük ölçüde tahrip ettiler. Saldırılar bir kez daha İran'ın önemli istihbarat zayıflıklarını ortaya çıkardı ve kampanyanın başlangıcında Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra diğer üst düzey askeri ve siyasi liderlerin hedef alınarak öldürülmesini sağladı.
Ancak bu savaşta asıl soru hiçbir zaman İran'ın zarar görüp göremeyeceği değildi. Acının teslimiyete dönüşüp dönüşmeyeceğiydi. Şimdiye kadar dönüşmedi. Rejim değişikliği elde edildiği iddiası, bir Hamaney'in yerine başka birinin geçirilmesiyle yalanlanıyor. Üst düzey siyasi kadronun çoğu yerinde dururken, güç daha sert çizgideki askeri figürlere kaymış durumda.
İran'ın askeri kapasitesini zayıflatmak, Tahran'ın İsrail'e ve Körfez müttefiklerine düzenli drone ve füze saldırıları düzenleme yeteneğini durdurmadı; bunlar Perşembe günü, yani Trump'ın konuşmasından bir gün sonra da devam etti.
Belki de en önemlisi, İranlılar Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği aksatmayı başardı. İran; daha zayıf ulusların daha güçlü olanlara karşı sıkça avantaj yarattığı bir alanda karşılık verdi: Güçle güce karşı koymak yerine, mücadelenin şartlarını değiştirdi.
İran konvansiyonel askeri bir karşılaşmada üstün gelemiyorsa, çatışmayı uzatabilir, maliyetlerini artırabilir, küresel ekonomiyi bozabilir ve Amerikan ve İsrail eforunu mimarlarının beklediğinden çok daha pahalı hale getirebilir.
İran bu süreçte, tahrip edilmiş bir orduya sahip olan ve ağır hasar görmüş bir devletin, kitle imha silahına ihtiyaç duymadan rakiplerini rehin tutabileceğini gösterdi.
Bu nedenle Washington'un İran'ı su yolunun kontrolünü bırakmaya zorlamak için kullandığı üç yaklaşım yani İran'ın enerji altyapısını yok etmekle tehdit etmek, bozulmayı başkalarının sorunu olarak küçümsemek ve boğazın savaş bittikten sonra “doğal olarak” açılacağını söyleyerek bunu olası bir anlaşma için uzun bir gereklilikler listesine eklemek pek de sonuç vermedi.
Haziran'daki 12 günlük savaşta İran'ın gösterdiği askeri eksiklikler ile bu yıl vahşice bastırdığı ülke çapındaki protestolar arasında, bu savaşın savunucuları şunu düşünmüş olabilir: Yaptırımlar, yolsuzluk ve halk öfkesiyle zaten boşalmış bir rejim, yeterince güçlü bir darbe aldığında çatlayacaktır; belki de “sadece hava gücüyle daha elverişli bir siyasi düzen yaratılamaz” şeklindeki geleneksel düşünüşe de bir istisna olacaktı.
Ama direnmek üzere inşa edilmiş, liderliği şehitlik ve direniş kültürüyle yoğrulmuş ve merhametten yoksun bir rejim, baskı yapmaya ve iktidarda kalmaya devam edebilir.
Savaş İslam Cumhuriyeti'nin karşılaştığı zorlukları arttırsa da, şu an için daha sıkı bir kontrolun yanında, İran liderlerinin kendilerini ulusun zalimleri yerine kuşatılmış bir milletin koruyucuları olarak yeniden konumlandırmasını sağladı.
Bay Trump'ın şimdi üç seçeneği var. Tırmandırabilir bu yüzden Amerikan güçlerini İran topraklarına göndermek veya deniz yollarını yeniden açmak için stratejik pozisyonları ele geçirmek konuşuluyor. Kara müdahalesi mevcut savaşın basit bir yoğunlaşması olmayacaktır. Onu tamamen dönüştürecektir. İran büyük ihtimalle su yollarını mayınlayacak, ABD askerlerini daha doğrudan hedef alacak, Körfez altyapısına daha agresif saldırılar düzenleyecek ve ek bölgesel aktörleri ateşe çekecektir. Çatışma artık yalnızca İran'ın nükleer hırsları veya hatta rejimi hakkında olmayacaktır. Ticari arterler üzerinden bir mücadeleye dönüşecek ve sonuçları savaş alanının çok ötesine yayılacak bir savaş karşımıza çıkacaktır.
Başkan ayrıca İran'ın kapasitesini daha uzun süre düzenli olarak tahrip etmeye devam edip sonra çekilebilir. Konuşmasında önümüzdeki iki-üç hafta içinde İran'ı “aşırı sert vuracağını” vaat etti. Trump çatışma bittikten sonra bile İran'a karşı “nokta vuruşları” yapma ihtimalini gündeme getirdi ve konuşmada, İran'ın moloz altındaki nükleer tesislere yaklaşmaya çalışması halinde füze göndereceğini söyledi. Kan dökülmesini durdurmak olumlu bir gelişme olsa da, bu senaryo Körfez Devletleri ve dünyanın geri kalanı için felaket olur; zira yaralı ve saldırgan bir İran'la uğraşmak zorunda kalacaklar ve bu İran'ın küresel ekonomiyi istediği zaman bozabileceğini göstermiş durumda.
Son seçenek ise bir anlaşmadır; ki şu anda umut görünmüyor, çünkü Amerika Birleşik Devletleri ile İran'ın anlaşma şartları konusunda çok farklı anlayışları var. Bu çemberi kare yapmak gibi bir şey; iki tarafın yalnızca silahları susturmak yerine temel farklılıkları gerçekten ele alan diplomatik bir çaba göstermesi gerekir.
Geçmiş örnek olursa, süreç sinir bozucu, kusurlu ve zafer vaatlerinden çok daha az duygusal tatmin edici olacaktır. Ama Hürmüz'ün yeniden açılması, İran'daki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna ne olacağı, bölgenin güvenlik mimarisi ve Trump'ın kendilerine yardım vaat ettiği İran halkına ne olacağı gibi gerçek meseleleri ele alan tek yol budur.
Trump Çarşamba günü ABD'nin İran'a karşı her taktik karşılaşmayı kazandığını söylerken haklıydı. Kabul etmediği şey ise, başkomutan olarak olayların kontrolünü kaybetmiş olmasıdır.
Gerçekten de savaşlar, hızlı ve kesin zafer umutlarından daha uzun ve belirsiz çabalara sıklıkla ani bir yenilgiyle değil, her biri “son hamle” olarak sunulan bir dizi “gerekli adım”la dönüşür; her adım geri çekilmeyi siyasi olarak daha zor ve stratejik netliği daha ulaşılmaz kılar.
* Ali Vaez[1] (New York Times)
Çeviri: Çağatay Arslan
Makale Linki: https://www.nytimes.com/2026/04/03/opinion/iran-war-trump-irgc-hormuz.html
[1] Uluslararası Kriz Grubu'nun İran projesi Direktörü






























Yorum Yazın