Tam da İran savaşının başladığı dönemden bu yana rezervler 55 milyar dolar azalmışken, Merkez Bankası’ndan dış borçların da azaldığı haberi geldi. Bu mutlu tesadüfün arkasında ne var acaba? Gelin beraber bakalım.
Türkiye’nin dış borç verilerini yayınlama görevi Merkez Bankası’na devrolmamış olsaydı, dün, yani 31 Mart’ta, Hazine ve Maliye Bakanlığı 2025 yıl sonu istatistiklerini yayınlayacaktı. Ancak 12 Mart 2026'da yapılan bir açıklama ile Merkez Bankası 31 Mart’ı beklememize gerek kalmadan bu verileri yayınladı.

Kaynak: Merkez Bankası
Dış borca “sahiplik” ve “miktar” ayarı
Merkez Bankası dış borç rakamlarıyla beraber Merkezin Güncesi'nde yayımlanan bir blog yazısı ile de bu yeni döneme ve yapılan metodolojik değişikliklere ilişkin bilgi verdi. Buna göre IMF’nin “Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu El Kitabı” ve “Dış Borç İstatistikleri Rehberi” ile uyumlaştırılması kapsamında dış borç istatistiklerinde özetle iki temel değişiklik yapıldı:
I. Yerleşiklik bazı değişti.
Borçlanma araçlarının sınıflandırılmasında daha önce esas alınan “ihraç edenin yerleşikliği” yerine “senedi elinde bulunduranın yerleşikliği” esas alınmaya başladı. Bu teknik ifade tam olarak ne anlama geliyor derseniz, Hazine örneği üzerinden bakabiliriz:
- Hazine gerek yurt içinde gerekse yurt dışında tahvil ihraç ediyor. Önceki tanıma göre Hazine’nin yurt içinde ihraç ettiği tahviller alıcısının kim olduğundan bağımsız olarak iç borç sayılırken, uluslararası sermaye piyasalarında ihraç ettiği tahviller de aynı şekilde alıcısının kim olduğuna bakılmaksızın dış borç olarak sınıflanıyordu.
- Ancak, Hazine’nin yurt içindeki tahvil ihraçlarının bir kısmı Türkiye’de yerleşik olmayanlar (yani Türkiye’de ikamet etmeyen ya da ekonomik faaliyette bulunmayan yabancı yatırımcılar) tarafından alındığı gibi, Hazine’nin yurt dışındaki tahvil borçlanmalarının kayda değer bir kısmı da Türkiye’de yaşayan bireysel ve kurumsal yatırımcıların portföyünde bulunuyor.
- Yeni sınıflandırmaya göre Hazine’nin yurt içinde ihraç ettiği ancak yabancıların satın aldığı tahviller dış borç sayılıyor. Öte yandan, Türk vatandaşlarının ve şirketlerinin aldığı Hazine’nin yurt dışı tahvilleri de artık iç borç olarak değerlendirildiği için dış borç istatistiklerinde yer almıyor.
II. Değerleme yöntemi değişti.
Menkul kıymet (tahvil, sukuk vs.) ihracı yoluyla yapılan dış borçlanmaların istatistiklere hangi değerle yansıtılacağı da değiştirildi. Buna göre, daha önce ihraç tarihindeki anapara değeri (nominal değer) ile gösterilen kayıtlar artık menkul kıymetin piyasadaki güncel değeri üzerinden raporlanacak. Biraz teknik gibi görünse de yine Hazine borçlanması üzerinden ele alacak olursak, yapılan işlem daha kolay anlaşılabilir:
- Diyelim ki 2023 yılında Hazine yurt dışı piyasada 1 milyar dolar tutarında 5 yıllık bir tahvil ihraç etti. Eski yönteme göre, bu tutar 5 yıl boyunca, yani anapara ödemesinin yapılacağı tarihe kadar borç istatistiklerinde 1 milyar dolar olarak sabit kalıyordu.
- Öte yandan, bu tahviller ikinci piyasada işlem görüyor. Dolayısıyla, arz talep koşullarını etkileyen nedenlere bağlı olarak piyasadaki alım satım fiyatları değişiklik gösterebiliyor. Nitekim, 2023 yılından bu yana yurt içinde ve yurt dışında önemli ekonomik ve siyasi gelişmeler oldu. Bunların Türkiye ekonomisi ve finansal piyasalara yansımalarını gördük. Buna bağlı olarak da Türk tahvillerinin fiyatlarında yükselişler ve düşüşler gözlendi.
- Yapılan yöntem değişikliği ile Hazine’nin bu 1 milyar dolarlık yurt dışı tahvili artık piyasadaki değeri her neyse, o tutar üzerinden istatistiklere yansıyor. Yani bir anlamda 2023 yılında bir fotoğraf çekip 5 yıl boyunca ona bakmak yerine canlı yayın izlemeye geçmiş oluyoruz.
- Yeni yönteme göre Türkiye’nin ülke riski arttığı için tahvil fiyatlarının düşmesi durumunda 1 milyar USD tutarındaki borç 900 milyon USD’ye gerilebileceği gibi, tersi olması durumunda da 1,1 milyar USD’ye yükselebilecek.
- Ancak işin püf noktası vade sonu geldiğinde Hazine’nin yine o 1 milyar doları ödeyecek olması. Ödeme yükümlülüğümüz kuruşu kuruşuna aynı kalıyor. Özetle, istatistiklerdeki veri “bugün kapatmak istesek kaç para öderiz?” sorusunun cevabını veriyor.
Peki, iç borçlara ne olacak?
Merkez Bankası Türkiye’nin dış borçlarını IMF el kitaplarıyla uyumlu hale getirdi. Bunun sonucu olarak da Türkiye’nin dış borcu Hazine tarafından yayınlanmış olan son dış borç verilerine göre kıyasla 65 milyar dolar azalmış oldu. Bu tutarın 49 milyar doları kamunun dış borcundaki azalmadan kaynaklanıyor.

Bir anda borcumuzun azalmış olması kulağa hoş geliyor olabilir. Peki, aslında bu 65 milyar doların kaybolmadığını söylesem sizi üzer miyim?
Öncelikle Merkez Bankası açıklamasının borçlu bazında detayına bakalım. Kamunun borcundaki 49 milyar dolarlık azalışın 39 milyar dolarlık kısmı genel yönetim kapsamındaki kuruluşlardan (esas olarak borcun yüzde 96'sına sahip olan Hazine) kaynaklanıyor. Yani Hazinenin eskiden dış borç olarak sınıflandırılan kabaca 39 milyar dolar tutarındaki borcu yeni yönteme göre iç borç olarak değerlendiriliyor.
Elbette bu 39 milyar doların dış borç istatistiklerinde yer almıyor olması Hazine tarafından ödenmeyeceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla dış borç istatistiklerinden çıkartılan bu tutarın iç borç stokuna ilave edilmesi gerekiyor. Yani, Hazine’nin Eylül 2025'te 182,6 milyar dolar olan iç borcu aslında 221,8 milyar dolar seviyesindeymiş.
Sonuç: Borcumuz borç
Merkez Bankası’nın yapmış olduğu değişiklikler esas olarak uluslararası standartlarla uyum sağlamayı amaçlıyor. Dolayısıyla rakamlardaki düşüş, borcun gerçekten azaldığı anlamına gelmiyor.
Esasen, Hazine borç istatistiklerinde de paralel bir düzenleme yapılmış ve iki kurum eşanlı olarak yeni seri iç ve dış borç istatistiklerini açıklamış olsaydı “borçlar azaldı” şeklindeki yanlış değerlendirmelerin önüne geçilmiş olurdu.
Özetle, bu durum illüzyonistlerin kutu içine giren asistanlarını “yok etmelerine” benziyor. Neticede hiçbir şey yok olmuyor. Sadece yer değiştiriyor.




























Yorum Yazın