Dün Donanımhaber’in Twitter sayfasından, güzide ülkemizin güzide bakanlıklarından biri olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın oyun mağazalarının Türkiye’de temsilci bulundurması zorunluluğu yönünde bir taslak hazırladığı haberini öğrendik (https://x.com/donanimhaber/status/2017166887814066477).
Bu henüz taslak ama taslağın içeriğinde şunlar olduğu da söylendi: Eğer oyun mağazaları Türkiye’de temsilci bulundurmazsa yüzde doksan bant daralması gelecek.
Başka bir talep: “BTK (Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu) riskli oyunların kaldırılmasını talep edebilecek. Ayrıca dijital oyun mağazalarından kurumsal yapı, algoritmalar ve veri işleme mekanizmaları dahil her türlü bilgiyi talep edebilecek.”
Bakanlığımızın diğer bir talebi: “Oyun geliştiricileri ve oyun yayıncılarının ise oyunları yaş kriterlerine göre derecelendirmesi zorunlu hale geliyor. Yaş derecelendirmesi yapılmayan oyunların Türkiye’de piyasaya sunulmasına izin verilmeyecek.”
Tüm bunlar ne ifade ediyor? Bu oyun mağazaları kim? Türkiye’de halihazırda aktif olarak üzerinden oyun oynanan, oyun satın alınabilen mağazalar var. Hepiniz bunları çocuğunuz, yeğenleriniz, kuzenlerinizden ve kendiniz oynuyorsanız kendinizden biliyorsunuz. Bunlara game client (oyun arayüzleri) de deniyor. Steam, Epic Games, Playstation Store, GOG, Xbox gibi çeşitli mağazalar bunlar. Bilmeyenler için basit bir mukayese ile özetleyeyim; Netflix, Amazon Prime, HBO, Apple TV; bunlar film ve dizi izleyenler için neyse oyun oynayanlar için de bu mağazalar o anlama geliyor.
Bu haber oyun dünyasında haklı bir infiale sebep oldu. Şimdi tek tek ele alalım. Playstation Store ve Xbox’ın Türkiye’de tam anlamıyla olmasa da ithalatçı ve temsilcileri var. Geriye Epic, Steam ve GOG gibi platformlar kalıyor. Peki bunlar temsilci açar mı?
Steam, oyun oynayanlar açısından Türkiye’de açık ara önde bir platform. Türkiye’de oyun oynayan çoğunluk dünyada da olduğu gibi Steam’den alıyor, o mağazadan oynuyor. Önce söyleyelim; Steam temsilci açmaz. Steam daha geçen sene, Türk lirası değer kaybettiği için yıllardır Türk oyunculara geçtiği kıyağı bıraktı; Türkiye’deki ciddi pazarını umursamadan dolardan oyun satmaya geri döndü.
Steam, oyun geliştirme ekibi de dahil olmak üzere, mağazanın yazılımından sorumlu personeliyle birlikte eni konu 200’e yakın çalışanı olan dünyanın en büyük oyun mağazalarından birisi. Sadece Almanya’da temsilcisi var, o da Almanya devasa bir oyun pazarı olduğu için.
Steam’in Türkiye’nin bu derdiyle dertleneceğini hiç sanmıyorum. Epic Games’in de öyle. Epic Games aynı zamanda oyun geliştiricilerine sattığı ve destek verdiği Unreal Engine motorunun da dağıtımcısı. Böyle şeylerle uğraşacağını sanmıyorum.
Peki temsilci ne demek? Temsilci kötü bir şey değil kâğıt üstünde. Şirket sonuçta bunlar. Hesap verebilmesi gerekir. Hesap verebilmek için de tüketici ile şirket arasında bir iletişim kurumunun olmasında sakınca yok. Ama düşününce tüketici açısından bir sorun yok. Bu mağazaların pek çoğunda satın alınabilirlik ve ürün garantisi üst düzeyde. Hepimiz biliyoruz. İstediğimiz gibi beğenmediğimiz ürünleri Türkiye’deki herhangi bir satıcıyla yaşayabileceğimiz olası gerginliklerden uzak bir şekilde rahatlıkla iade edebiliyor, taleplerimizi iletebiliyoruz. İstisnaları var elbette. Bu ayrı bir konu ama bu da temsilci açılması gerektirmeyen bir şey.
İkinci sebep ne olabilir? Bu şirketlerin karanlık ve yasa dışı işler çevirmeleri. Ki bu da mümkün değil. Steam, Epic ve bilumum şirketten aldığımız ürünlerin KDV’lerini ödüyoruz. Bunlar uluslararası şirketler. Zaten uluslararası kurumlarca bunların ofislerine aldıkları zımba bile denetleniyordur (zımba kalmış mıdır artık bilmemekle birlikte). Bu anlamda Türkiye tarafından denetlenmelerini gerektiren bir şey yok. Şirketin kendi kazancına gelince bu zaten, şirketin merkezi olan ülkenin yasalarının sorumluluğu altında olan bir şey. Kimse Steam’e “sen gel bakalım ne kadar kazanıyorsun?” diyerek başka bir ülkeden hesap soramaz. Tabii ki o ülkede yasa dışı bir operasyon yürütmediği sürece. Ama o da yok. Bu şirketlerin oyun satmaktan başka bir derdi yok esasında ve bununla da son derece mutlular; oyun satışlarından elde ettikleri gelirlerden anladığımız kadarıyla. Hele uluslararası sermaye akışının herkes tarafından bilindiği bir dünyada Türkiye’nin bu şirketlerin zaten karanlık olup olmadığını bilmemesi mümkün değil.
Peki Steam temsilci açmazsa ne olacak? Bant daraltılacak. Bant daraltmak demek, hizmete ulaşamamak demek. Hepimiz bant daraltıldığında ne yapabileceğimizi Türkiye’de öğrendik. Çin’in ve İran’ın kapalı devre internet sistemlerinden bile sızılabiliyor. İnternet’i tümüyle kesmediğiniz sürece Steam’e yine ulaşılabilecek. Ama ne olacak? “Olsun ben zaten VPN kullanıyorum” diyerek kendimizi ne kadar kandıracağız? Zaten illegal olmaması gereken bir şey için etrafından dolaşmayı kurnazlık saydığımız bir ülke burası. Neden basit bir hizmet için bin dereden su getirmek zorunda kalıyoruz?
Son sebep yaş sınırlaması. Açıkçası yaş konusunda sadece Türkiye değil dünyanın herhangi bir yerinde nasıl başa çıkılacağını bilen biliyor. Yaş derecelendirme kurumları var, buna göre oyuna (filme ya da diziye de) bir derece veriliyor, bakıyorsunuz ve “tamam çocuğum bunları izlememeli, oynamamalı” diyorsunuz. Ancak Steam’de bununla nasıl başa çıkılacak? Çünkü bağımsız geliştiricilerin yaptığı oyunlar da var. Bilinen firmaların yaptığı oyunlarda sorun yok, bunlarda yaş sınırlaması belirtiliyor ama varsayın ki Singapur’da bağımsız tek kişilik bir geliştirici var. Bu, “Türkiye yaş sınırlaması istiyormuş dur ben buna bir yaş derecelendirmesi getireyim” mi diyecek? Bu da ayrıca bakanlığın bu konuda ne kadar bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. Steam oyunları kendi üretmiyor (kendi şirketinin ürettiği sadece üç dört oyun var). Sanıyor ki blok halinde Steam satıyor bunları, bunlar “third party” denilen üçüncü kişilerin geliştirdiği oyunlar. Bakanlığımız fizibilitesi olan bir şey istemeli.
Ayrıca yaş sınırlandırması konusunda artık devletlerin ve kurumların da pek bir şey yapamadığı bir düzene geldik, aileler bu konuda bilinçli olmalı. Sadece basit bir telefonla bütün malvarlığınızı heba edecek kumar oyunlarına erişebiliyorsunuz. Ama Türkiye’de de bu konuda bir bilinç yok. Devlet her zaman için çocuklarını terbiye eden bir baba olarak görüldüğü için, CİMER şikayetleri, dilekçeler havada uçuyor. Kendi sınırını koyamayan, kendi rüştünü ispatlayamamış anne ve baba işi her zaman kendinden sözde daha mürşit, daha erdemli büyüğüne havale ediyor; devlete. Devlet tabii ki bunu biatın da bir parçası olarak görerek, çocuklarını talim ve terbiye ediyor.
Söz konusu sebeplerin ne kadar gerçekleştirilemez istekler olduklarını anlamışsınızdır diye umuyorum. İnternetin gerçekten kontrol altında olmadığı, bir merkezinin olmadığı fikrini Türkiye’nin resmî kurumları hala kabul edemiyor. İnterneti bir araç olarak göremiyorlar. Çünkü ne yazık ki vizyonsuz ve gerçeği görmekten yoksunlar. Discord’da birileri suç işliyor, suç işleyenler hakkında bir bilgimiz yok ve bunlara ne oldu bilmiyoruz. Ama Discord yasaklanıyor. Trafik kazası olduğu için otomobilleri yasaklamakla eşdeğer bir şey.
Varsayın ki bant daraltıldı. Daha fazla korsan oyun indirilecek ve kalite düşecek. Tanıdık geliyor değil mi? Tarımdaki kalitesiz ve pahalı gıda gibi. Hayatı daha kalitesiz yaşayacağız. Her şeyde olduğu gibi bunda da kalitesizlik adeta parti-devletin hedefi gibi. Olsun alıştık. Eşim marketten kutuda şeri domates almış, geçen hafta Barselona’da pazardan tattığım domatesin yanında plastik kalıyor. Başka ne olacak? VPN meselesi. Her VPN kaliteli değil, bazı insanlar İnternet’in karanlık sokaklarına çıkan basit VPN’lerden mağdur olacaklar.
Peki bakanlığımızın hedefi ne? Ben bir hedefi olduğunu sanmıyorum. Artık Trump döneminde siyasetin ne menem bir şey olduğunu çoktan anlamış olmamız gerek diye düşünüyorum. Binlerce ciltlik, Hobbes, Weber, Schumpeter, Habermas okumanıza gerek yok. Siyaset, irrasyonel de olabilir. Bir hedef tuttursa da uzun vadede bir şeyleri göremiyor olabilir. “Bugün şunu yapayım belki yarın işime gelir” diyebilir. Bunların hepsi insanidir. İnsanın hükmetme arzusunun sonuçlarıdır ve her arzuda olduğu gibi irrasyoneldir. Hele iktidarlarının sınırsız olduğunu düşündükleri bu zamanda artık iyice rasyonel alandan çıkmamaları için hiçbir sebep yok.
İngilizce çok güzel bir deyim vardır; “because why not?” Türkçesiyle “Neden? Çünkü neden olmasın?” Eğer birine sınırsız yetki, sınırsız ihdas, sınırsız anlam ve kutsiyet verirseniz herkes kendisini bir şey sanabilir ve istediğini yapabileceğine emin olur. İnsan olmanın zavallı tarafıdır bu. Bunun acı sonuçlarını Bosna’da, temerküz kamplarında, Tamil’de, Şili’deki futbol stadyumlarında görebilirsiniz.
Sonra ne olacak? Ben şahsi olarak kendimden ne olacağını söyleyeyim. Zaten boğazımızın sıkıldığı, ümüğümüze çöküldüğü bu dönemde, oğlumla en sevdiğim eğlencelerimden birini daha kaybedeceğim. Oğlumla geçirdiğim en değerli vakitlerden birisi, onunla sadece bilgisayar oyunu oynamak değil, bilgisayar oyun şirketleri hakkında konuşmak, oyun dünyasından yeni haberler ile ilgili videoları izlemek, bunlarla ilgili geyik yapmaktı.
Bu sadece benim değil böyle eğlenceli anılarla güzel ilişkiler kurmuş pek çok gencin ve ailenin de başına gelecek. Gerçekten bu vizyonsuzluktan bıktık usandık. Sözde “suça sürüklenmiş çocukların” altı ay hapis yatıp çıkarıldıktan sonra tekrar suç işlediği, öldürdükleri bir çocuğun mahkemesinde maktulün annesini açıktan Whatsapp’tan tehdit edebildiği, 1920’lerin buhran dönemi Amerika’sını aratmayan çetelerin istediğini yaptığı bir ülkede, çocukları Steam’i bant daraltarak mı koruyacaksınız Sayın Aile Bakanı?
Türkiye’de pek çok yetenekli genci böyle mi harcayacaksınız? Son on yılda inanılmaz bir bağımsız oyun piyasası gelişiyor Türkiye’de. Bunun en büyük sebeplerinden birisi ise Steam. Neden çünkü Steam’e herhangi bir oyunu geliştirip çok az bir prosedürle tüm dünyaya duyurabiliyorsunuz. Steam’i daraltıp bu gençlerin elinden bunları da alarak gençleri hangi musibetten korumak istiyor olabilirsiniz?
Dedim ya amaçları bu değil. Amaçları toplumu belirli kamplara bölebilmek. Olsun yasaklansın diyen ahmakların çıkacağını biliyorlar, bunun üzerinden parsa toplamaya çalışıyorlar. Ama tıpkı Türkiye’de artık gerçekten satılacak arazi, işletme kalmadığı gibi, bu parsa da kalmadı. Çünkü halk nazarında hiçbir krediniz kalmadı.
Bu vizyonsuzlukla bu ülkenin nereye gideceğini bilmenin imkânı yok. İyi bir yere gitmeyeceği kesin. Bu henüz taslak aşamasında ve bir şey yok belki acele ediyoruz. Ama hepiniz biliyorsunuz, Türkiye artık bunları geçti. Her şey yasaklanabiliyor. Parti-devletin aklından bir cenaze kalkacaksa onun mutlaka kalkması gerekiyor.
Lütfen bu konuda sesimizi duyuralım. Basit bir zevkimiz var, bunların da elimizden alınmasına izin vermeyelim.
“OYUNUMA DOKUNMA!” diyerek bu yazıyı bitirelim.


































Yorum Yazın