Bir pazar günüydü.
Ocak ayıydı ve yağmurluydu.
Trenin saatini bekliyordum, treni beklerken Buchanan’dan George’a Glasgow’un sokaklarını arşınlıyordum.
Mağazalar açılıyordu birbiri ardına, cafelerin tezgahlarında günlük sandviçler diziliydi ve taze kahveler hazırlanıyordu.
Bir adam sokağın kuytu bir köşesine girmiş gaydasını çalıyordu, yeşilli-mavili bir kilt giymişti, çorabı, ceketi ve enstrümanıyla adeta bu ülkenin müşahhas bir haliydi.
Durdum ve bir süre onu dinledim.
Sanki onun için de zaman durmuş gibiydi, tarihi ve kültürü sırtına atmış, Glasgow’un rüzgarlardan korunaklı bir ara sokağında gayda çalıyordu.
Dün, her nefeste bugüne geliyordu.
Nihan fotoğraflarını çekti; sonra ben, zamanlararası bu yolculuğu mahvedecek bir şey yaptım ve sokak çalgıcısı olduğunu zannettiğim için adama para vermeye kalktım.
Müziği kesti, olanca nezaketiyle para almayı reddederek “kendime çalıyorum,” dedi ve hiçbir şey olmamışçasına çalmaya devam etti.
Müziğin sustuğu o an benim zamanlararası yolculuğum da sona erdi, müsebbibi bendim ve şikayet edemezdim, üstelik trenin kalkış saati de yaklaşmıştı.
Queen Station’a doğru yollandım.
Glasgow’dan bindiğim trenden beş küsur saat sonra Mallaig’de inecektim.
Tren, Fortwilliam üzerinden Mallaig’e gidiyordu ve yol üstünde meşhur Glenfinnan Viyadüğü’nden geçecektim.
1800’lerin sonunda inşa edilen bu köprüyü esas meşhur eden -benim hiç izlemediğim- Harry Potter filmleri oldu.
Büyücülük okuluna giden tren buradan geçiyormuş.
İskoçya’nın 10 sterlinlik banknotunda da Glenfinnan’ın görseli yer alıyor.
Ben böyle canavarlı, perili şeylerden, genel olarak da fanstastik öğelerden, özünde de bilimkurgunun tamamından zerre hazzetmediğim için bizim ailede Harry Potter’dan Nihan sorumludur, ama köprü gerçekten güzel ve geçmeye değer.
Bu yüzden biz de bu yağmurlu pazar gününü tren yolculuğuna ayırdık.
Glasgow’dan aldığım İskoçya üzerine bir kitapla bir şişe viski vardı yanımda, kitabı birkaç kez okumaya niyetlendiysem de muvaffak olamadım, zira yolculuk beş saatten fazla sürse de camdan gördüğüm manzara kitabın anlattıklarından daha davetkârdı.
Ama Madeira fıçısında beklemiş birkaç kadeh Ardnamurchan bu değişen manzaraya eşlik ediyordu, Nihan yolda yememiz için frambuazlar almıştı, iyi bir viskimiz, frambuazlarımız ve kıskanç bir kadın gibi sürekli kendisiyle ilgilenmemizi isteyen bir manzaramız vardı.
Öncelikle saatler geçtikçe renkler değişiyordu.
Sonra ormanlar başlıyordu, derken ormanlar bitiyor ve kızıl kahve toprak örtüsü görünüyordu, bir süre yeşilin hakimiyetinde gidiyorduk, sonsuz çayırlar vardı, sonsuz çayırlarda koyunlar otluyordu, saman balyaları örtülmüştü bazı yerlerde, ansızın bir göl açılıyordu, bana hepsi birer malikane gibi görünen evler sıralanıyordu daha sonra, dağlar vardı, tepeleri karlı dağlar, akarsular, mini mini çağlayanlar vardı.
Evleri ormanlar takip ediyordu ve biz insanı efsunlayan bu döngünün içinde ilerliyorduk.
Hiç bilmediğim duraklarda duruyorduk, İskoçya’nın köyleri; sevimli, küçük, hayatın bir parça dışında.
Hava kararmaya yüz tutmuştu.

Nihayet, Glenfinnan’dan geçtik ve yarım saat kadar sonra Mallaig’e ulaştık.
Mallaig bir balıkçı köyü, mazisi aşağı yukarı ikiyüz senelik.
Mallaig dediğin bir-iki sokaktan ibaret, dediklerine göre burada yazın epey hayat varmış ama bizim geldiğimiz bu ocak akşamında bütün dükkânlar kapalıydı.
Mallaig’in açık olan tek lokantasında yemek yedik -içinde havuç, tatlı patates, kereviz, buğday vs olan birer sebze çorbası içtik, Nihan deniz tarağı yedi, bense “scampi” denen küçük ıstakozlardan söyledim.
West Highland diye bir otelde kaldık.
Otelin büyük binası kapalı ve ışıksızdı, kimseler yoktu, kapı kilitliydi, sadece arkada, pansiyona çevrilmiş birkaç oda tutulabiliyordu.
Şifreyi girip anahtarı aldık, odaya girdik.
Güzel, ferah, büyük, zevkli döşenmiş bir oda.
Verandada üstüne branda çekilmiş bir jakuzi.
Camda deniz, balıkçı teknelerinin denize vuran tek tük çıplak ışıkları.
Nereden esti bilmiyorum, aklıma Selim İleri’nin kış günü yaz otelinde kalan yapayalnız karakterleri üşüştü birden.
Ocak ayıydı ve bir yaz otelinde kalıyorduk.
Bir kadeh daha, son kadeh.


























Yorum Yazın