İktidar ve muhalefet grupları arasında “ara seçim” tartışması sürüyor.
İktidar grubu sözcüsü 2003 yılında yapılan seçimin bir “ara seçim” değil bir “yenileme seçimi” olduğunu şu sözlerle ifade etti:
“03 Kasım 2002 tarihinde yapılan 22'nci Dönem Milletvekili seçiminde, Siirt seçim çevresinde yapılan seçimin, seçim kurallarına aykırı işlem ve eylemlerin kanıtlanmış olması ve seçim sonucunu etkiler nitelikte bulunması nedeniyle Siirt’teki seçimin iptaline ve seçimin yenilenmesini YSK karara bağlamıştır. YSK, yenilenmesine karar verdiği Siirt seçim bölgesindeki seçimin, yasa gereği 09.03.2003 günü yapılmasını karara bağlamıştır. Genel Başkanımız; YSK kararı gereği yenilenen ve 09.03.2003 günü yapılan Siirt seçiminde milletvekili seçilmiştir. 09.03.2003 günü yapılan Siirt seçimi; bir ‘ara seçim’ değil, Yenileme seçimidir. Olgular bundan ibarettir.”
Bu durumda iktidar grubunun inandırıcı olması için 1982 Anayasa’sına 27/12/2002 tarihinde 4777 sayılı Kanunla eklenen şu hükmün gerekçesini de açıklayabilmesi gerekir:
“Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır.”
Bu hüküm o dönemki AKP genel başkanının ara seçim yoluyla milletvekili olmasını sağlamak için yazılmadı mı?
Hüküm, o dönemde AKP’nin herhangi bir amaçtan bağımsız bir “demokratikleşme” projesi miydi?
Sorunun cevabı için biraz daha yakından bakalım.
Anayasa’da 4777 sayılı Kanunla yapılan değişiklik aslında daha önce 13/12/2002 tarihli ve 4774 sayılı Kanunla yapıldı.
O dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 4774 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliğini bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderdi.
Sezer geri gönderme gerekçesinde konuyla ilgili olarak şunları söylüyordu:
– 1. maddesiyle, Anayasanın milletvekilliği seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. maddesinin milletvekili seçilmeye engel durumlara yer verilen ikinci fıkrasındaki “ideolojik veya anarşik eylemlere” ibaresi “terör eylemlerine” biçiminde değiştirilmiş,
– 2 . maddesiyle, Anayasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin geriye bırakılması ve ara seçimleri düzenleyen 78. maddesine eklenen beşinci fıkrada, bir ilin ya da seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması durumunda ara seçim yapılacağı, ara seçimin boşalmayı izleyen doksan günden sonraki ilk pazar günü gerçekleştirileceği ve bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın 127. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmayacağı belirtilmiş,
– Geçici 1. maddesinde de, Anayasanın 67. maddesinin son fıkrasının, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22. dönemi içinde yapılacak ilk ara seçimde uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen her üç düzenleme birlikte ele alındığında, yapılmak istenilen Anayasa Değişikliğinin öznel, somut ve kişisel amaçla gerçekleştirildiği ortaya çıkmaktadır.
1 – Gerçekten, bir yandan Anayasanın 76. maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerek, “ideolojik ve anarşik eylemleri” tahrik ve teşvik suçundan hüküm giymiş olanın milletvekili seçilebilmesine olanak sağlanırken; diğer yandan, bir il ya da seçim çevresinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması durumunda ara seçim yapılması öngörülerek, oluşturulacak koşullarla, 76. madde değişikliği ile engeli kalkan kimilerine, normal süreyi beklemeden milletvekili seçilme yolu açılmaktadır. Anayasanın 78. maddesinin üçüncü fıkrasında, ara seçimlerin her seçim döneminde bir kez yapılacağı, kural olarak genel seçimlerin üzerinden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemeyeceği, dördüncü fıkrasında da genel seçimlere bir yıl kala ara seçim yapılamayacağı kurala bağlanmıştır. Bu kuralların amacı, ülkenin sürekli seçim ortamında bulundurulmasının getireceği olumsuzlukların ve genel seçimlere bir yıldan az süre kalmışken ara seçim yapılarak seçmen eğiliminin etkilenmesinin ve yönlendirilmesinin önlenmesidir. Oysa, incelenen Yasa ile getirilen düzenleme, bir il ya da seçim çevresinin tüm milletvekillerine sahip siyasal partiye ya da aynı amaca ulaşmak için anlaşan siyasal partilere, o il ya da seçim çevresindeki üyeliklerinin boşaltılmasını sağlayarak ara seçime başvurma ve genel seçim öncesi seçmen eğilimini etkileme olanağı sağlamaktadır.
…
3 – Yüksek Seçim Kurulunun 02.11.2002 günlü, 978 sayılı kararı ile Siirt İli seçim çevresinde yapılan genel seçim ve milletvekili tutanakları iptal edilerek, bu İlde seçimin yeniden yapılmasına karar verilmesi üzerine, Anayasada yapılacak genel değişiklikten ayırıp, yalnızca bu maddelerdeki düzenlemelerin, özellikle 76. madde değişikliği ile geçici 1. madde düzenlemesinin ivedi biçimde yürürlüğe konulmak istenilmesi de Yasanın öznel ve kişiye özgü yapısını gözler önüne sermektedir.”
Sezer, özetle, kanunlaşan Anayasa değişikliklerinin öznel ve kişiye özgü olduğunu söylüyor ve bu gerekçelerle 4774 sayılı Kanunu geri gönderiyordu.
TBMM aynı hükümleri bir kez daha görüştü ve hiçbir değişiklik yapmadan kabul etti; 4777 sayılı Kanun, 4774 sayılı Kanunun ikinci kez görüşülerek aynen kabul edildiği halidir.
Bu süreç AKP’nin bir seçim yapmak istediğinde, yeni seçim türleri ihdası dâhil olmak üzere, Anayasa ve kanun hükümlerini nasıl kararlı biçimde değiştirdiğinin kanıtıdır.
Gelişmeler izlendiğinde il ya da seçim çevresinde ara seçimle ilgili düzenlemenin açık bir amacının olduğu rahatlıkla görülebilir.
Bütün bu açıklığa rağmen itiraz sürdürülürse ve bu değişikliklerin “demokratikleşme” dışında bir amacının bulunmadığı ve o dönemde AKP’nin “ara seçim” gibi bir niyetinin olmadığı söylenirse şaşırmam.
O zaman devam edelim.
Aynı Kanunların (4774 ve 4777) içinde şöyle bir geçici hüküm daha var:
“GEÇİCİ MADDE 1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 67 nci maddesinin son fıkrası, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22 nci dönemi içinde yapılacak ilk ara seçimde uygulanmaz.”
Bu durumda iki şeyin daha bilinmesi gerekiyor:
- 22. Dönem hangi dönemdir?
- Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası nedir?
Cevap 1. 22. Dönem AKP genel başkanının henüz milletvekili olmadığı ve milletvekili olabilmesi için formül arandığı dönemdir.
Cevap 2. Anayasa’nın 67. maddesinin son fıkrası şudur:
“Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.”
Bu hükmün amacı şudur: İktidarda bulunan siyasal partiler yeni seçimlere giderken seçimlerde üstünlük sağlamak için kendi menfaatlerine uygun kanuni değişiklikler yaparlarsa, bu değişiklikler seçimlere çok yakın bir tarihte yapılmışlarsa hemen yürürlüğe girmesinler; bir yıl beklesinler.
İktidardaki partilerin seçimlerde üstünlük elde etmek amacıyla, seçimler yaklaşırken değişiklik yapmaları yaygın bir davranıştır ve bunu önlemek gerekir.
Bu yolla iktidar gruplarının seçimlere giderken seçim kanunlarında kendi lehlerine düzenleme yapmalarının önü kesilmeye çalışılmaktadır.
Bu yüzden Anayasa koyucu 2001 yılında böyle bir yasak getirmiştir.
Burada tartışılan 4777 sayılı Kanun değişikliği ise bu yasağı etkisiz hale getiriyor.
Hangi seçimler için?
22. yasama döneminde yapılacak ilk ara seçimler için.
Yani diyor ki eğer bir ara seçimi yapmak sözkonusu olacaksa, Anayasa’da ara seçimlerle ilgili düzenlemelerin yürürlüğe girmesi için bir yılı beklemeye gerek olmasın; bu değişiklikler hemen uygulanabilsin.
Eğer 2003 yılında AKP tarafından ara seçim yapılması amaçlanmadıysa ara seçimlere ilişkin bu istisna hükmünün getirilme gerekçesi ne olabilirdi ki?
Sorunun cevabı açıktır: 2003 yılında Anayasa’da yapılan değişikliklerin tek bir amacı vardı: O dönemde yasaklı olan AKP genel başkanının seçilme engellerini kaldırdıktan sonra bir seçimle onun milletvekili olmasını sağlamak.
Üstelik o dönemin Cumhurbaşkanı bu değişikliklerin Anayasaya aykırı olduğunu söylemesine rağmen iktidar grubunun kararlılığı üzerine Anayasa değişikliği gerçekleşmişti.
Bundan sonrası teferruattı.
YSK ara seçim yapmadan da seçimlerin iptali yoluyla aynı sonucun elde edebileceğini söyleyince, ara seçime ilişkin bütün altyapı hazırlanmasına rağmen seçimlerin yenilenmesi yoluna gidildi.
YSK’nın ara seçim hükümleri yerine seçimlerin iptali yoluyla seçimlerin yenilenmesine karar vermesi tümüyle teknik bir sorundur.
İktidar grubunun ara seçimler konusundaki isteksizliği tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır, ama bir seçim yapmak istediğinde anayasadaki ara seçim tiplerine ek yapacak kadar istekli olduğu da bir o kadar açıktır.
Bütün bu süreç şunu gösteriyor: İktidar grubu seçim yapmak istediğinde Anayasa ya da kanunları değiştirmek dahil olmak üzere her türlü tedbiri alabiliyor ve gerektiğinde yeni seçim türleri ihdas edebiliyor; ama seçim yapmak istemediğinde Anayasa hükümlerini görmezden gelebiliyor.
İktidar sözcüsünün dediği gibi AKP’nin bugüne kadar hiçbir ara seçim yapmamış olduğunu kabul ettiğimizde, Anayasa’da ara seçimle ilgili hükümlerin neden varolduğunu ve 2003 değişikliklerinin neden yapıldığını sormak gerekmez mi?
Sonuç olarak, “Siirt seçimi ara seçim değildi” demek, tartışmanın sadece en yüzeysel kısmını doğru ifade etmektir; asıl mesele, o seçimin yapılabilmesi için anayasal düzenin nasıl zorlandığı, esnetildiği ve yeniden şekillendirildiğidir.
Bu gerçek ortadayken, teknik tanımlar üzerinden yapılan açıklamalar, tartışmayı aydınlatmak yerine perdelemektedir.



































Yorum Yazın