Tam da “artık gündemden çıktı” derken, ekonomi yönetimi sürpriz bir kararla akaryakıtta eşel mobil sistemine yeniden geçildiğini açıkladı. Küresel petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ve kur baskısının pompa fiyatlarına zam olarak yansıması beklenirken, hükümet vergi ayarlaması yoluyla artışı sınırlama kararı aldı.
Bu karar teknik bir düzenleme gibi görünse de, aslında Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını, politika tercihlerini ve önceliklerini yeniden tartışmaya açıyor.
Çünkü eşel mobil, bir tercih değil; çoğu zaman bir zorunluluk aracıdır.
Hatırlayalım: Eşel Mobil Neden Ortaya Çıkmıştı?
Eşel mobil sistemi ilk olarak 2018 kur şoku sonrasında devreye alınmıştı. O dönemde döviz kuru hızla yükselmiş, enerji fiyatları enflasyonu yukarı taşımıştı. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için petrol fiyatı ve dolar kuru doğrudan pompa fiyatlarına yansıyordu.
Bu ortamda ekonomi yönetimi, akaryakıttaki ÖTV’yi düşürerek fiyat artışını sınırlama yoluna gitmişti. Böylece enflasyonun daha da yükselmesi engellenmeye çalışılmıştı.
Ancak o dönemde sistemin maliyeti büyüktü. Vergi gelirlerinden ciddi ölçüde feragat edilmiş, bütçe üzerindeki yük artmıştı.
Bugün Neden Yeniden?
Bugünkü tabloya baktığımızda üç temel dinamik öne çıkıyor:
- Küresel petrol fiyatlarında artış
- Jeopolitik risklerin enerji maliyetlerini yukarı itmesi
- Döviz kuru üzerindeki baskının sürmesi
Bu gelişmeler akaryakıta ciddi zam beklentisi doğurdu. Ancak hükümet, fiyat artışının doğrudan tüketiciye yansıtılmasını engellemek için vergi tamponunu devreye aldı. Bu noktada eşel mobil sistemi yeniden uygulamaya kondu.
Bu Karar Enflasyonu Düşürür mü?
Kısa vadede evet.
Akaryakıt, TÜFE sepetinde hem doğrudan hem dolaylı etkisi yüksek bir kalemdir. Ulaşım maliyetleri üzerinden gıda ve hizmet fiyatlarını da etkiler. Dolayısıyla pompa fiyatının sabit tutulması, aylık enflasyon verisinde aşağı yönlü etki yaratabilir.
Ancak burada kritik bir soru var:
Enflasyon gerçekten düşmüş mü olur, yoksa sadece maliye politikasıyla ertelenmiş mi olur?
Sıkı para politikası uygulayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası açısından bakıldığında, maliye politikasının fiyat baskısını vergi yoluyla absorbe etmesi teknik olarak dezenflasyon sürecine katkı sağlar. Fakat bu katkı bütçe pahasına gerçekleşir.
Vergiden Feragat Ne Kadar Sürdürülebilir?
Türkiye’nin kamu maliyesi son yıllarda deprem harcamaları, sosyal transferler ve artan faiz giderleri nedeniyle zaten baskı altında. Bu koşullarda ÖTV gelirlerinden yeniden vazgeçilmesi şu soruyu gündeme getiriyor:
Bu geçici bir tampon mu, yoksa kalıcı bir uygulama mı?
Eğer petrol fiyatları yüksek kalmaya devam ederse, eşel mobil sistemi bütçe üzerinde ciddi bir yük oluşturacaktır. 2018–2021 döneminde yaşanan deneyim bunu açık biçimde göstermişti.
Politik Ekonomi Boyutu
Akaryakıt fiyatları, Türkiye’de ekonomik gidişatın en görünür göstergesidir. Vatandaş için enflasyon çoğu zaman TÜİK verisi değil, pompa fiyatıdır.
Bu nedenle eşel mobil kararı sadece ekonomik değil, aynı zamanda politik bir karardır.
Pompa fiyatını sabit tutmak, fiyat algısını yönetmek anlamına gelir. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde bu tür müdahaleler kamuoyu üzerindeki baskıyı azaltır. Ancak uzun vadede yapısal çözüm değildir.
Asıl Sorun: Enerji Bağımlılığı ve Kur Kırılganlığı
Eşel mobil sistemi, fiyatı baskılar; maliyeti ortadan kaldırmaz.
Türkiye’nin temel problemi akaryakıt fiyatı değil, enerji ithalatına bağımlı olmasıdır. Döviz kurundaki her oynaklık doğrudan enerji faturası üzerinden ekonomiye yansır.
Eğer kur istikrarı sağlanamazsa, eşel mobil sadece bir süre kazandırır. Sonrasında ya vergi tamponu tükenir ya da bütçe dengesi bozulur.
Alternatif Ne Olabilirdi?
Fiyatı herkes için sabitlemek yerine, düşük gelirli kesimlere doğrudan destek verilmesi daha hedefli bir politika olabilirdi. Böylece bütçe kaybı sınırlanır, sosyal adalet korunur.
Eşel mobil ise tüm tüketicilere eşit destek verir. Bu durum, gelir dağılımı açısından tartışmalıdır.
Sonuç: Kriz Aracı Yeniden Sahada
Eşel mobil sistemi yeniden devrede. Bu karar kısa vadede pompa fiyatlarını sınırlayacak, enflasyon verisine olumlu yansıyacak ve fiyat algısını yatıştıracaktır.
Ancak unutulmaması gereken şu:
Bu bir kriz aracıdır.
Eğer küresel petrol fiyatları düşmez, kur istikrarı sağlanmaz ve enerji bağımlılığı azaltılmazsa; eşel mobil sistemi geçici bir rahatlama sağlar ama kalıcı çözüm üretmez.
Türkiye bugün bir kez daha vergi tamponuna yaslanmış durumda.
Soru şu:
Bu bir geçiş süreci mi, yoksa yapısal reformların ertelenmesi mi?

























Yorum Yazın