MENU
  • ÇEVİRİ
  • YORUM
  • YARGI KRİZİ
  • PİYASALAR
  • GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EDİTÖRDEN
  • SPOR
  • KÖŞE YAZILARI
  • DOSYA>Seçimin Ardından
  • GENEL
  • KİTAP
  • DOSYA>Avrupa'nın Seçimi
  • DOSYA>Emekliler
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • ASTROLOJİ
  • RÜYA TABİRLERİ
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • E-Bülten
Yeni Arayış
Yeni Arayış
Yeni Arayış
  • ANA SAYFA
  • KÖŞE & YORUM YAZILARI
  • KATEGORİLER
    • SİYASET
    • EKONOMİ
    • DIŞ POLİTİKA
    • KÜLTÜR SANAT
    • HUKUK
    • TEKNOLOJİ
    • PSİKOLOJİ
    • FELSEFE
    • KENT
    • EDEBİYAT
    • SAĞLIK
    • ASTROLOJİ
    • GEZİ
    • SÖYLEŞİ
    • EKOLOJİ
    • MEDYA
    • EĞİTİM
  • KÜNYE & İLETİŞİM
Kapat

Zihinden dünyaya aralanan bir kapı

ANA SAYFAKÖŞE YAZILARIZihinden dünyaya aralanan bir kapı
Zihinden dünyaya aralanan bir kapı

Zihinden dünyaya aralanan bir kapı

29 Mayıs, 2024, Çarşamba 04:20
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
Yeni Arayış
Yeni Arayış
Dilimizde bir şeyi ne kadar sahiplenirsek, tıpkı kendisine devamlı ikramlar yapılan bir misafir gibi, daha fazla kalmak, bizimle daha çok vakit geçirmek istiyor. Kelimelerle çevremizdeki dünyayı etiketlediğimizde, bu etiketler zihinsel süreçlerimizi ve duyusal algılarımızı da şekillendiriyor.Kelimeler, kendimizi, başkalarını ve dünyayı tanımlamamızı sağlıyor. Ancak eş zamanlı olarak kelimeler; dünyamızı sınırlıyor, şekillendiriyor ve bazen de kısıtlıyor. Kelimeler dünyamıza bir çerçeve çiziyor. Öyle ki, ifade ediş şekillerimiz sanki diğer duyularımızı da manipüle ediyor. Mutsuzluktan, keyifsizlikten çok sık dem vurduğumuzda, sanki bu ifadeler bir mıktanıs gibi benzerlerini kendine çekiyor. Gözlerimiz kusurlara karşı daha seçici, kulaklarımız can sıkıcı seslere karşı daha duyarlı oluveriyor. Kelimelerin gücünü en çok Almanya’da geçirdiğim senelerde anlamıştım. Almancayı öğrenmiştim öğrenmesine ama Almanca konuşurken olduğumu hissettiğim kişi, anadilimde konuşurken hissettiğim kişiden farklıydı. 20 küsür sene boyunca kendimi hiç tanımlamadığım özellikleri hissetmeye başlamıştım içimde. Dilin bana çizdiği sınırlardı bunlar. Pek şaka yapamayan, daha az konuşan, davetleri geri çeviren birisi. Bir keresinde Alman bir arkadaşımla konuşurken şöyle söylediğimi hatırlıyorum: “Biliyor musun? Ben kendi dilimde böyle biri değilim.”Bu dil engelinin sadece yabancı dil konuşurken ortaya çıkan bir durum olmadığını fark ettim sonralarda.İnsan, ana dilinde de dil engeline takılabiliyor. Dilimizde bir şeyi ne kadar sahiplenirsek, tıpkı kendisine devamlı ikramlar yapılan bir misafir gibi, daha fazla kalmak, bizimle daha çok vakit geçirmek istiyor. Kelimelerle çevremizdeki dünyayı etiketlediğimizde, bu etiketler zihinsel süreçlerimizi ve duyusal algılarımızı da şekillendiriyor.Bu durumu, beynimizin retiküler aktivasyon sistemi (RAS) olarak bilinen bir işleviyle açıklayabiliriz. RAS, beynin dikkatini belirli uyaranlara odaklayan bir filtre görevi görüyor. Sürekli belirli bir duygusal durumu dile getirdiğimizde, RAS bu duruma uygun uyaranları daha çok algılıyor ve dikkatimizi o yönde yoğunlaştırıyor. 
Örneğin, kişinin bir rahatsızlığı sahiplenerek ifade etmesi ("ben OKB'liyim") ile rahatsızlığı dışsallaştırarak ifade etmesi ("Ben obsesyonlarla ilgili bir sorun yaşıyorum.") arasında sadece ifadesel değil, duygusal farklar da var. Kişilerin rahatsızlıklarını nasıl tanımladıkları, bu rahatsızlıklarla nasıl başa çıkacakları üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip.

KİŞİNİN RAHATSIZLIĞI İFADE BİÇİMİ, ONUNLA NASIL BAŞA ÇIKACAĞI ÜZERİNDE ETKİYE SAHİP

Psikolojik rahatsızlıkların dil ve kendilik algısı üzerindeki etkisi üzerine yapılan araştırmalar da, dilin insan ruh hali ve kendilik algısı üzerinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Örneğin, kişinin bir rahatsızlığı sahiplenerek ifade etmesi ("ben OKB'liyim") ile rahatsızlığı dışsallaştırarak ifade etmesi ("Ben obsesyonlarla ilgili bir sorun yaşıyorum.") arasında sadece ifadesel değil, duygusal farklar da var. Kişilerin rahatsızlıklarını nasıl tanımladıkları, bu rahatsızlıklarla nasıl başa çıkacakları üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip.Kendilik algısı ve dil arasındaki bu ilişkiyi açıklayan birkaç teoriden bahsedebiliriz: 
  • Sosyal-bilişsel teoriye göre, kişilerin kendileri hakkında yaptıkları tanımlamalar, onların öz-yeterlik inançlarını ve sonuç olarak da davranışlarını etkileyebiliyor. Örneğin, "ben OKB'liyim" diyen bir kişi, kendini bu rahatsızlığın ayrılmaz bir parçası olarak görebiliyor ve bu durum, rahatsızlığın tedavi edilebilirliği konusundaki umutlarını azaltabiliyor. Buna karşın, "Ben obsesyonlarla ilgili bir sorun yaşıyorum." ifadesi, rahatsızlığın geçici ve dışsal bir problem olarak algılanmasını sağlayabiliyor ve kişinin bu sorunla başa çıkma motivasyonunu yükseltebiliyor.
  • Etiketleme teorisine göre ise, kişiselerin kendilerine yapıştırdıkları etiketler, onların kendilerini ve çevrelerini nasıl algıları konusunda belirleyici oluyor. "OKB'liyim." gibi bir etiket, kişinin kendini bu rahatsızlıkla tanımlamasına ve sınırlamasına neden olabilirken, "Obsesyonlarla ilgili sorun yaşıyorum." ifadesi, bireyin rahatsızlığı kontrol edilebilir bir durum olarak görmesini sağlayabiliyor.
Bu yüzden, kelimelerle aramızı iyi tutmak gerek. Kullanış biçimimize ve dozuna göre ilaç da olabilirler bize, zehir de. 
Yazarlar sayfasını izyeret ettiniz mi?

Yorum Yazın

Yeni Arayış
    Yeni Arayış

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    X (Twitter)
    Instagram
    Linkedin
    Mastodon
    Bluesky
    Köşe Yazarları
    Herkül Millas
    Herkül Millas Batı ile Doğu’nun Farkları – 2
    Bilal Sambur
    Bilal Sambur Teşhiircilik söylemi politiktir, çünkü teşhircilik, tasallut ve tahakküm demektir
    M. Cem Özmen
    M. Cem Özmen Yöneticiler neyi yönetir?
    Emir Berke Yaşar
    Emir Berke Yaşar Erkeklik bir güç değil, yüktür
    Hakan Tahmaz
    Hakan Tahmaz Komisyon yol temizliği için harekete geçmeli
    Akın Özçer
    Akın Özçer Demokratların çilesi
    Murat Aksoy
    Murat Aksoy Aleviler neden yeniden siyasetin "nesnesi" oluyor?
    Korhan Gümüş
    Korhan Gümüş Haydarpaşa Garı Vakası’nın arka planı
    Özgür Çoban
    Özgür Çoban Almanya’nın kâbusu: Neofaşist bir başbakan mümkün mü?
    Erdem Bağcı
    Erdem Bağcı Türkiye’nin Turizm Ekonomisi
    Ali Kılıç
    Ali Kılıç Suriye’de sandık oyunu: Barış mı, yeni kaos mu?
    Burcu Ağca Karakaya
    Burcu Ağca Karakaya Çin’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Amerika’dan Suudi Arabistan’a yapay zekada küresel yarış
    M. Coşkun Cangöz
    M. Coşkun Cangöz Gizemli borçlu kim?
    Armağan Öztürk
    Armağan Öztürk Arzular, beklentiler ve Erdoğan’ın liderliği
    instagram gel gel
    Yeni Arayış
    KünyeGizlilik PolitikasıE-BültenRSSSitemapSitene EkleArşiv
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDIN

    Yeni Arayış | Onemsoft Haber Yazılımı