İBB Davası tüm hızıyla devam ediyor. Kimi savunmaların doğal olarak uzun sürmesi ve bu uzun savunma ve sonrasında avukat savunmaları ve çapraz sorgularla ortaya çıkanlar; 3 bin 800 sayfaya yaklaşan iddianamenin, savunulduğu kadar güçlü olmadığını gösteriyor.
Geride kalan 27 günde verdiği ifade ve beyanlar yüzünden onlarca kişinin halen tutuklu olmasına yol açanlar; ifadelerini geri çekiyorlar.
İBB soruşturması sürecinden her gün manşet, sürmanşet ve ekranlarında İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarını “suçlu” iddia edenler, “delik” olarak sundukları belgeleri, görüntüleri dava sürecinden savunma gereği duymadıkları için davaları bile neredeyse izlemiyorlar.
Onlar, benzer amaçlı manşet, sürmanşet ve ekranlarında kilitlendikleri yeni hedeflere ilişkin algı haberleri yapmaya devam ediyorlar.
Öyle ya, iddianame çıkmadan önce manşetlerden, sürmanşetlerden ve ekranlardan delil olarak sundukları belgelerle, suçlu ilan ettiklerini dinlemeye gitme gereği bile duymuyorlar.
Peki neden?
Yaptıkları haberlerin gerecek olmadıklarını bildikleri için mi?
Yoksa o haberlerle oluşturduklarını düşündükleri algıyla zaten amaçlarına ulaştıklarını düşündükleri için mi?
Açıkçası savunmalarını en çok merak ettiğim kişiler, etkin pişmanlıktan yararlanan ya da itirafçı olanlar. Onların mahkemede ne söyleyeceklerinde.
Burada bir parantez açarak mahkeme başkanına hakkını teslim edelim. Mahkeme başkanı, iddianameye de, ek klasörlere de hakim. Bunu sorduğu sorulardan rahatça anlamak mümkün. Şimdi parantezi kapatalım.
Yukarıda ifade ettik, daha önce etkin pişmanlıktan yararlanmak için ifade verenler, verdikleri ifadeleri geri çektiler.
Çekmeyenler de elbette var.
TEMEL SUÇLAMA ÇÖKERKEN
İBB İddianamesindeki en temel suçlamalardan birisi mealen; İmamoğlu’nun 2014’de Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’ndan bu yana İBB Başkanı, CHP lideri ve nihayet Cumhurbaşkanı olmak için bir yapı, "suç örgütü" kurduğu ve bu hedefler için akçeli işlere girdiği, fon oluşturduğu, şeklinde.
İşin fon oluşturma kısmını bir kenara bıraktığımızda siyasete giren birinin siyasi hedeflerini “suç” kategorisine sokmak, o kişi için siyaset yapma hakkını yok saymaktır.
Bu suçlamayı hatırlatma nedenim, dün savunma yapan Adem Soytekin’e mahkeme savcısının sorduğu soru ve Soytekin’in cevabı.
Aynen aktarıyorum;
“Duruşma Savcısı:
Yine bu savcılık ifadenizde şöyle demişsiniz... Bu 17 Haziran 2025 tarihli ifadenizde, iddianameye konu bir yapıdan bahsediyorsunuz ifadenizin başında. Hatta ifadenizde şöyle geçiyor… 'Ekrem Bey tarafından Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süreciyle başlayan, öncelikle İBB Başkanlığı sonrasında Cumhurbaşkanlığı için gerekli sermayeyi toplamak amacıyla kurulan, Beylikdüzü'nde temelleri atılıp İstanbul'un tamamına yayılan çıkar amaçlı suç örgütünün tüm yapısı ve faaliyetleri hakkında bildiğim, gördüğüm ve dahil olduğum tüm olayları anlatarak etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyorum' şeklinde beyanınız var. Bu bahsettiğiniz yapı ve sistemle ilgili, sistem aktörlerinden bir tanesi…
Adem Soytekin:
O beyan şöyle sayın savcım, nasıl, oradaki beyanı ben bir şablon olarak gördüm, o ifade bana ait değil. Ben onu şablon olarak gördüm, bana sorulan bir soru olduğunu…. Yani yoksa ben nereden bileyim 2014'te Beylikdüzü’nde Ekrem Bey'in aday olacağını veya aday gösterileceğini? Nereden bileyim? Gidecek aday gösterilecek, gidecek Ekrem Bey 2024'te seçilecek, sonra Cumhurbaşkanı olacak falan... Yani o biraz hayalperest bir şey olur. Dolayısıyla ben onu bana sorulan şablon soru gibi anladım.”
Oysa bu suçlama, İBB iddianamesinin girişinde yer alıyor ve davadaki temel niteliği taşıyor.
Ve Soytekin savcının okuduğu kendisine ait bu ifade yer alanları söylemediğini -"o ifade bana ait değil"- ve ne demekse bunun “şablon soru” olduğunu söylüyor.
Soytekin bu cevabı bile bu iddianamenin suçlamalar, deliller kadar temelinin de olmadığını somut biçimde gösteriyor.
GERÇEĞİ BİLMEK İSTİYORUZ
Evet iddianame öncesinde, tutuklu belediye başkanlarını, bürokratları manşet, sürmanşet ve ekranlarında suçlama yarışında olanların aynı çabayı duruşmalarda yapılan savunmalar ile ortaya çıkan gerçekleri halka yansıtmalarını bekliyoruz.
Çünkü biz sadece gerçeği, sadece gerçeği bilmek istiyoruz. Suçluları da, masum olanları da, mağdur olanları da...
Oluşturulan algıyı değil gerçeği bilmek istiyoruz ve buna da vatandaş olarak hakkımız var.



























Yorum Yazın