Türkiye’de yaşayanlar iyi bilir, Maliye Bakanlığı binalarının, defterdarlıkların önünden geçerken binanın duvarında “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” diye bir yazıya gözünüz takılır, bu ifade kimin aklına gelmiştir bilmiyorum ama dindar sayısının çok yüksek olduğu bir ülkede vergi vermeye yönelten, vergi verme ile kudsiyet arasında bir bağ kuran bu ifadenin anlamlı olabileceğini düşünürsünüz.
Ancak, kazın ayağı öyle midir, biraz da düşünmek gerekebilir.
Her şeyden önce kamusal bir konu olan vergileme ile kudsiyet arasında bağ kurmayı amaçlayan bu ifadenin laik devlet ilkesi ile çelişebileceği düşünülebilir ama ben bu ifadenin bir moral müşevvik olarak düşünülmesi ve laiklik konusunun çok kurgulanmaması gerektiği kanısındayım, zaten devletin laiklik ilkesinin bu kadar çiğnendiği bir yerde buraya gelene kadar nelere şahit olmuyoruz ki.
Ancak, meselenin, bu ifadenin o kadar sorunlu yönü var ki, işi laikliğe kadar götürmenin bir anlamı yok bence.
Son günlerde Türkiye’nin uyuşturucu belası içinde konu nihayet ucundun ucundan büyük baronlara gelmeye başladı ama biliniz ki daha için başlangıcı bu, aysbergin görünen bölümü.
Şimdilik konu en azından adını otuz, otuz beş senedir bildiğimiz Nejat Daş’a ve Çetin Gören’e gelebildi ama mesela daha henüz CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir Salı grup toplantısında, daha çok yeni, değindiği bir önceki Lefkoşe Büyükelçisi ile maktul Halil Falyalı ilişkisi detaylı olarak konuşulamıyor nedense, Özgür Özel de bu konuyu yine nedense kapattı sanki, belki de “CHP bu devleti kuran parti” sözünün arkasında da bu tür çekinceler var.
Aşağıya maalesef TBMM’den geçen varlık barışı yasalarının listesini koyuyorum, yanında da kaynağı sorulmadan, araştırılmadan ülkemize dışarıdan getirilen varlıklara uygulanan stopaj vergisi oranları var.
• 5811 sayılı Kanun (2008): Yurt dışı varlıklar için %2, yurt içi varlıklar için %5 stopaj kesintisi yapıldı.
• 6486 sayılı Kanun (2013): %2 stopaj kesintisi yapıldı.
• 6736 sayılı Kanun (2016): %0 oran (stopaj kesintisi yapılmadı).
• 7143 sayılı Kanun (2018): %2 stopaj kesintisi yapıldı.
• 7186 sayılı Kanun (2019): %1 stopaj kesintisi yapıldı.
• 7256 sayılı Kanun (2020): %0 oran (stopaj kesintisi yapılmadı).
• 7417 sayılı Kanun (2022): Yurt dışı varlıklar için bildirim tarihine göre %1-%3, yurt içi varlıklar için %3 stopaj kesintisi yapıldı.
Yukarıda belirttiğim yasalarla getirilen ve çok cüzzi de olsa stopaja tabi tutulan kaynakların içinde Nejat Daş’ın, Çetin Gören’in ve diğer uyuşturucu baronlarının kaynaklarının, paralarının oranı ne kadardır bilemiyorum, bu bilgi ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı’nda vardır ama ulaşılamayabilir doğrusu.
Yani işin özü şu, Türkiye’ye bu yasalarla başka kökenli kaynaklarla beraber uyuşturucu parası da getirilmiş, kaynağı sorulamamış çünkü berbat bir hukuk devleti ve kamu mali yönetimi nedeniyle akut kaynağa ihtiyaç var, denize düşen yılana sarılmış ama yine belki de işin içinde bazı illegal ve meşruiyet dışı kaynakların bilinçli normalleştirilmesi çabası da var.
Bu kaynaklar, paralar getirildi, düşük oranlı stopaj da uygulandı yani vergilendirildiler.
Peki yani o zaman bu uyuşturucu paraları, “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” ifadesi doğrultusunda kutsallaştılar mı?
İsmet Paşa olsa idi, çok muhtemelen “Hadi canım sen de” der, güler geçerdi.
Osmanlı döneminden ve hatta daha da eskilerden gelen bir gelenek, bir inanç Beytül Mala yani devlet hazinesine giren paranın yasallaştığı ve meşrulaştığına inanılır.
Bu inanç bizim vergi yasalarımıza, Vergi Usul Kanununa (VUK) doğru bir biçimde yansımıştır, 9. maddede bir gelirin yasadışı yollarla elde edilmiş olması vergilendirilmesine engel teşkil etmez der, bu ifade doğrudur ama yasadışı elde edilmiş bir gelirin VUK’a göre vergilendirilmesi mecburiyeti o vergi gelirinin kudsiyeti anlamına gelmez, gelemez.
“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” öyle mi, hadi canım sen de.
Allahtan FATF var, OECD’ye bağlı bir kuruluş, kara paranın peşinde, ülkeleri gri ya da kara listelere aldığında dış kaynak girişi, kara para dışında, adeta duruyor ve ekonomiler büyük sıkıntıya düşüyorlar, yukarıdaki listede de varlık barışı yasalarının tarihleri bizim gri listede olduğumuz tarihler, “denize düşen yılana sarılır” ifadesini bu nedenden kullandım yukarıda.
Sözün kısası, biraz da bu açıdan bakabiliriz İstanbul Sarıyer sırtlarında dünyanın en meşhur baronlarının cirit atmalarına.
Bugünkü “uyuşturucu ile mücadeleye”(!) de Haziran 2026’da FATF’nin denetime geleceği penceresinden bakabilirsiniz.
Benim naçiz önerim ya maliye, defterdarlık binalarından bu “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” yazısını kaldıralım ya da varlık barışı yasası çıkarmak gibi bir yerli ve milli ayıbı tekrarlamayalım.





























Yorum Yazın