1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, dünyada ilk kez 1886 yılında Chicago’da başlayan işçi hareketlerinin ardından ortaya çıktı.
Günde sekiz saat çalışma talebiyle sokağa çıkan insanların hikayesiydi bu. Daha insanca çalışma koşulları, daha adil bir yaşam ve emeğin görünür olması için verilen bir mücadele…
Aradan yıllar geçti.
Bugün hala insanlar seslerini duyurmak için meydanlarda. Madenciler, işçiler, emekçiler… Çünkü insan kolay kolay sokağa çıkmaz. İnsan önce sabreder. Bekler. Katlanır. Sonra bir gün, artık duyulmak ister.
Ama emek deyince aklıma başka bir konu daha takılıyor her seferinde.
Bu mücadele yalnızca meydanlarda mı yaşanır?
Bazı emekler pankart taşımaz. Bazı yorgunluklar görülmez. Bazı insanlar, hiç “işçi” olarak anılmadan hayat boyu çalışır.
Hiç düşündünüz mü? Bir kadın aynı anda kaç işte çalışır gerçekten?
Sabah herkesten önce uyanan, kahvaltıyı düşünen, çocukların programını organize eden, işe yetişen, toplantıya giren, telefonlara cevap veren ve eve döndüğünde ikinci mesaisine başlayan…
Kadınların yaptığı işlerin büyük kısmı görünmezdir. Çünkü alışılmış, beklenen ve “zaten yapar” denilendir.
Bir evin düzenini ayakta tutan şey çoğu zaman görünmeyen bir emektir. Kimsenin fark etmediği küçük detaylar, bitmeden düşünülen işler, hatırlanan doğum günleri, hazırlanmış çantalar, eksik kalmaması gereken sorumluluklar
Kadın; aynı anda planlar, toparlar, yetişir, düşünür. Bir günün aksamasını engellemek için görünmeyen bir düzen kurar.
Emek bazen bir çocuğun saçını toplamakta, bazen yorulmuşken sofrayı kurmakta, bazense kendi yorgunluğunu erteleyip herkesin yükünü taşımaktadır.
Bu yüzden bazı emekler hiç bitmez.
Ve en ilginç olan şey şudur: İnsan alıştığı emeği fark etmez.
Her gün yapılan şeyler sıradanlaşır. Sürekli tekrar eden sorumluluklar görünmez hale gelir. Oysa görünmeyen şey, değersiz olduğu için değil; hep orada olduğu için fark edilmez.
Belki de bu yüzden 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü yalnızca çalışma hayatını değil, emeğin her halini hatırlamak için de bir gün. Çünkü emek sadece fabrikalarda, ofislerde ya da meydanlarda değil; hayatın görünmeyen taraflarında da var. Bazı insanlar seslerini duyurarak mücadele eder, bazılarıysa hayatın akışını sessizce omuzlar. Asıl mesele, hangi işi yaptığımızdan çok, verilen emeğin fark edilmesindedir.































Yorum Yazın