Venezuela konusunun; epey çocuksu bir uluslararası hukuka aykırılıkla veya çok bilmiş 3. Dünya Savaşı meraklılarının Çin heyecanıyla değerlendirilmemesi gerekiyor. Konunun temelinde uluslararası iktisat var.
Konu petrol; ama mesele PETROL ARZININ FAZLALIĞI. İnceleyelim.
Aşamalı olarak petrol çağının sonlarına yaklaşıyoruz. Petrol çağı; petrolün bitmesiyle veya petrole ihtiyaç kalmamasıyla sona ermeyecek. Petrol arzının çok artması; ardından ticari ve stratejik önemini yitirmesiyle gerçekleşecek.
4-8 yıl sonra petrol talebindeki artış bitecek. Ya petrol arzı? 2014’ten bu yana kayaç gazı devrimiyle birlikte küresel petrol arzından büyük bir artış yaşanıyor. Bunun arkasındaki en büyük neden ABD’deki devasa üretim artışı.
Dünyanın en büyük petrol üreticisi Rusya veya Suudi Arabistan değil; ABD. Bu noktada Irak’ın tekrar büyük bir petrol üreticisi olması, Guyana ve Gabon gibi yeni oyuncuların üretime dahil olması ve Kanada, Brezilya ve Meksika üçlüsünün katkısı büyük.

Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede yeni teknolojiler sayesinde petrol çıkarmak artık çok daha kolay. Tabii iktidar bunu iç politik malzeme olarak kullandığı için olayın teknolojik gelişime ilişkin boyutu kaçırılıyor. Benzer durum birçok ülke için geçerli.
Çin başta olmak üzere birçok ülkede yeşil dönüşüm hızla ilerliyor. Dünya ekonomilerinin büyüme ivmelerinin zayıflaması ve talebin kırılması da olası. Stratejik petrol depolamaları da iyice dolduruldu. Haliyle petrolün fiyatının düşmemesi için arzının kontrolü şart.
Uzun yıllar OPEC+ grubu, yani Suudi Arabistan, BAE ve İran’ın başını çektiği OPEC ve onunla paralel hareket eden Rusya, Azerbaycan ve Kazakistan gibi ülkeleri bunu yaptı. ABD kendi coğrafyasındaki tüm petrolü çıkarmak istiyor. Fiyatlar düşse dahi arz kısıntısına gitmiyor.
Çünkü ABD yeşil dönüşüme hazırlıksız yakalandı ve Trump’ın etrafı petrol üreticileriyle dolu. Haliyle dünyada bu kadar petrol varken ve ABD daha da üretmek isterken, bir de petrol talebi 4-8 yıl içerisinde düşüşe geçecekken birilerinin petrol üretememesi gerekiyor.
Bu listenin de en başında Venezuela var. Yani ABD’nin önceliği Venezuela’nın petrolünü almak değil. Zaten tam sınır komşusu olan Guyana’da müthiş bir üretim artışı var ve ana ortak Amerikan Exxon Mobil. Amaç Venezuela’nın petrol ihracatında yer almaması.
Venezuela’nın ardından sıra İran’a gelecek. Yani mesele sadece İsrail'in güvenliği ve Siyonizm vb. olmayacak. Bu esnada Rusya’nın petrol satışının Batı dünyasında satın alınması da engelleniyor. En son Hindistan da bu ticareti durdurdu. Çin de gücüne rağmen tereddütlü.
Haliyle ABD elindeki tüm petrolü çıkarmak istiyor. Bunun için petrol fiyatlarının çok düşmemesi gerek. OPEC+ grubu kısıntılarının sonuna geldi; bütçe dengelerini tutturmak için satmak zorundalar. Bundan en büyük zararı Çin görecek. Çünkü en büyük petrol ithalatçısı ülke Çin.
Fakat amaç Çin’e zarar vermek değil, çünkü daha pahalı dahi olsa alternatif petrol bulmak artık kolay. Çin için yıllık 30-40 milyar dolar daha fazla petrol faturası ödemek bir sorun ama göz ardı edilebilir bir mesele. Peki Venezuela’daki petrol rezervleri ne olacak?
Venezuela dünyanın en büyük rezervlerine sahip ama bu petrolün rafinerilerde işlenmesi ağır olmasından dolayı daha zor. İç üretime ve bazı petrokimya tesislerinin ihtiyacına yönelik bu üretim sürecek, dahası olmayacak. Ardından bir benzeri İran için de yaşanacak.

2030’lu yıllarda küresel petrol fazlalılığına rağmen; bu ülkeler satış yapamadıkları için petrol fiyatları çökmeyecek. Petrol gittikçe kömür gibi kritik ama stratejik olmayan bir kaynak haline dönüşecek.
Yeşil dönüşümde önde giden veya imalat sanayisinde zayıf ülkeler için petrolün önemi hızla kaybolacak. Ama Hindistan, Çin ve Türkiye için önemini koruyacak. Tabii bu bizim için olumsuz bir durum. Ama bu olumsuzluk zamanla tükenecek. Muhtemelen 2040'larda.
Sonunda arz kısıtlarına rağmen fiyatlar iyice düşecek ve o zaman Körfez’deki Arap ülkelerinin durumunu da konuşmamız gerekecek. Özetle konu Çin değil, demokrasi değil, eski tip emperyalizm de değil. Elbette hepsi etkili ama ana konu değiller.
Önümüzdeki yıllarda petrol veya daha geniş tanımla enerjiden de stratejik alanlar olacak. Yapay zekâ, yüksek nitelikli çip, nadir bulunan toprak metalleri ve tüm bunların üstüne kurgulanan yazılımlar gibi. Bakalım Türkiye’de bu konular ne zaman konuşulacak?






























Yorum Yazın