Putin 2000 yılında Rusya Federasyonu başkanlığına geldikten sonra her dönem Rusya topraklarına toprak katarak federasyonun sınırlarını genişletti ve dünya kamuoyu karşısında kendisine “güçlü lider” imajı kazandırdı.
Putin’in bu imajı kazanmasındaki etken, yerel ve uluslararası hukuku adeta yok saymasıydı.
Ne Sovyetler döneminden kalan anlaşmalar ve ne de Birleşmiş Milletler hukukunu dikkate aldı.
Şimdi bu sürece şöyle bir göz atalım.
2008 yılında Güney Osetya ve Abhazya cumhuriyetlerinin Gürcistan’dan ayrılarak bağımsızlıklarını kazanmaları Rusya ile Gürcistan arasında yapılan savaşın sonunda gerçekleşmiş ve bu iki cumhuriyet Rusya’nın siyasi kontrol alanı durumuna gelmiştir.
Bu sonuçla Putin, Kafkas coğrafyası “benden sorulur” demişti.
Aynı şekilde Ermenistan, Azerbaycan savaşı ve Karabağ sorununu çözümünde Putin oynadığı dominant bir dış politikayla gücünü taraflara kabul ettirmişti.
Abhazya ve Güney Osetya’dan sonra sıra Kırım’a gelmişti.
Kırım, 1787-92 yılları arası Osmanlı-Rus savaşı sonucunda Osmanlı savaşı kaybetmiş ve savaş sonu imzalanan Küçük Kaynarca antlaşmasıyla Kırım Rusların eline geçmişti.
Aynı Kırım bu sefer 1958 yılında SSCB devlet başkanı Kruşçev tarafından Ukrayna Cumhuriyetine bağlanmış, kendisi de bir Ukraynalı olan Kruşçev kendi halkına bir jest yapmıştı.
İşte Putin bu tarihsel gerçekliğe atıf yaparak Ukrayna’nın Rusya toprağı iddiasında bulunarak düzmece bir referandum sonrası 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmiştir.
Kırım’ın ilhak edilmesi sonrası batı bu duruma karşı bugün Ukrayna savaşı kadar dikkate almadığı gibi uluslararası hukuku hiçe sayan bu durumu adeta sessizce kabullenmiştir.
Putin bu sessizliği “sükut ikrardan gelir” diye anlayarak daha da cesaretlendi.
Ve sıra Ukrayna’ya gelmişti.
24 Şubat 2022 tarihinde Putin “Ukrayna’nın askerden ve Nazizim’den arındırılması amacıyla özel bir operasyon başlattıklarını” ilan etmesiyle Ukrayna Rus savaşı başlamış oldu.
Putin’in kararında önceki kararlarında olduğu gibi Birleşmiş Milletler Şartında bir karşılığı yoktu ve uluslararası hukuka aykırı bir karardı.
Neredeyse dört yıldır süren savaşta sayısı tam bilinmemekle beraber on binlerce insan hayatını kaybetti.
ABD ve AB ülkeleri bu savaşta Ukrayna’nın yanında yer almış olsa da savaşın ne zaman bitip bitmeyeceği veya bir barış anlaşması olup olmayacağı hala belli değil…
İşte Putin’in bu hukuk tanımaz işgalci profili hem ABD devleti ve hem de Trump için adeta rol model oldu.
Yani Putin’in dünya siyasetinde sağlamış olduğu “güçlü lider” imajı ABD ve Trump için teşvik edici bir rekabetin ortaya çıkmasına neden oldu.
Çünkü ABD ve Trump, Putin’in gerisinde kalan imajlarını düzeltmek istiyorlardı.
Belki de bu konuda yapılan bir PİAR olabilir.
Kanımca Venezuela Maduro operasyonu diğer faktörlerin yanı sıra daha çok bu güç gösterisinde ön almak için yaratıldı.
Sonra Trump el yükselterek sonunda “uluslararası hukuka ihtiyacım yok” dedikten sonra “yetkim anayasa yada mahkemelerle değil ahlakımla sınırlı” deyiverdi.
Bu açıklamaların anlamı artık ABD’nin başında hukuk falan tanımayan her kararını kendine göre alan ve uygulayan birisi var demektir.
Artık şimdilik sırada Grönland, Küba ve Kolombiya gözüküyor, yarın sıraya hangi ülke girecek veya üçüncü dünya savaşımı çıkacak tüm bu seçenekler artık masada…
Yalnız önce İran var. İran’da halk ayaklanması nereye doğru dönüşecek bunu bilinmemekle beraber molla rejimi kan dökmeye devam ediyor.
ABD ve İsrail İran’ı vuracak mı bu durum belirsizliğini koruyor.
Ancak İran üzerinde kurulan bu baskı şimdilik idamların durdurulması ile etkisini gösterdi.
Bu iyi haber…
Ayrıca ABD bir yandan üyesi olduğu pek çok uluslararası kuruluştan ayrıldı ve ardında ABD’ye vizesiz giren ülkelerin vizelerini iptal etti.
Bunun anlamı ABD içine kapanıyor ve benim kimseye ihtiyacım yok demeye getiriyor.
Belki yarın Birleşmiş Milletler ve NATO üyeliklerinden de ayrılabilir.
Evet…
Şimdi dünya insanlığı iki güçlü ülke ve iki hukuk kural tanımaz lider ile karşı karşıya ve başına ne geleceğini bilmiyor.
Soğuk savaş yıllarını arar olduk.
Bakalım bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete…



























Yorum Yazın