Ataerkil doğmatizm, kadın üzerinde zorlayıcıdır ve onu istediği şekilde giyinmeye zorlar. Modern medeni anlayış ise kadını özgür bırakır, bedenin üstüne neyin giyileceğini tamamen kadının tercihine bırakır. Teşhircilik maskesinin arkasına gizlenen tasallut ve tahakküm, modern, özgürlükçü ve onurlu anlayışın bir özelliği değildir.
Binlerce yıldır dünyanın değişik coğrafyalarında üretilen doğmatik tabular, kurumlar ve kaynaklar, kadını ve kadın bedenini kontrol etmek üzerinden bireyi, toplumu, devleti, siyaseti yönetmeyi amaçlamışlardır. Kadın bedenininin en ince hatlarına kadar görünmemesi için otoriter ve totaliter kurumlar ve kurallar icat eden doğmatizm, günaha davetiye, teşhircilik, çıplaklık kültürü gibi kavramlarla kadının sağlık, çalışma, eğitim ve sosyalleşme imkanlarını ve haklarını kısıtlamaya ve kadının birey olarak hayatını belirlemehakkını karartmaya çalışmaktadır.
Teşhircilik ve çıplaklık etrafında oluşturulan teoloji ve ideoloji, kendi bireysel tercihlerine göre giyinen ve yaşayan kadınları ötekileştirmekte, küçümsemekte, ayıplamakta, ahlak ve ar damarı çatlamış kimseler olarak sunmaktadır.Teşhircilik teolojisini ve ideolojisini iffet ve ahlak adına savunanlar ve dayatanlar, kadının bedeninin sadece kadına ait olduğunu, bedenine göre neyi giymenin uygun olacağına, çıplaklık ve teşhircilik ileri sürülerek kadının aşağılanmayacağına, kadının sağlık, eğitim ve çalışma başta olmak üzere hiçbir insan hakkından mahrum bırakılamayacağını kavramaktan ve anlamaktan çok uzaktırlar. Bir doktor, kadının kılık-kıyafetini ileri sürerek ona sağlık hizmeti sunmaktan vazgeçemez. Bir eğitimci, kadının bedenini teşhir ettiğini ileri sürerek onu eğitim sürecinin dışına çıkaramaz. Teşhircilik adı altında kadının kılık-kıyafetinin ahlaksızlık, arsızlık ve ayıp olduğunu dayatanlar, aslında kadına, insana ve doğaya tasallut olmaya çalışan ve kadın üzerinde tahakküm kurmaya çalışmaktadırlar. Teşhircilik söylemi politiktir, çünkü teşhircilik, tasallut ve tahakküm demektir.
Kadının bedenine, düşüncesine, duygusuna, emeğine, kısacası ontolojik olarak kendi varlığına sahip olduğu ve kendi varlığını gerçekleştirme özgürlüğüne sahip olduğu düşüncesi modern, olgun ve medeni bir olgunluk seviyesidir. Modern öncesi yüzyılların anlayışı olarak kadının düşünmediği, kadının kapatmalık olduğu, iş yapacak kadar kadının avuç içleri ve görecek kadar gözleri dışında bütün bedenini kapatması gerektiği gibi emirler, kalıplar ve dayatmalar, tasallut ve tahakküm ideolojisinin kurallarıdırlar. Kadını kapatmak suretiyle kadın bedeni üzerinde tahakküm kurulması halinde ailede, toplumda, siyasette, hukukta hegemonya kurmak kolaylaşmaktadır. Kadın bedenine hakim olan, her şeye hakim olabilme imkanlarını eline geçirebilir. Teşhircilik ve çıplaklık teolojisi ve ideolojisi, kadın bedeni üzerinde tahakküm kurarak kadın bedeni benim tekelimdedir şeklinde hegemonik bir söylem ve tutum ortaya koymaktadır.
Tasallutçu ve tahakkümcü doğmatizm, toplumun bozulması, ailenin zayıflaması, ahlaki erozyon gibi gelişmelerin nedeni olarak kadının çıplaklığı veya teşhirciliği gösterilmektedir. Kadının istediği şekilde giyinmesinin hiçbir şekilde toplumun bozulmasıyla, ailenin zayıflamasıyla veya ahlaki erozyonla ilgisi bulunmamaktadır. Bir toplumun bozulmasının, ailenin çökmesinin ve ahlaki erozyonun ana nedeni, keyfi yönetim, yolsuzluk, yasakçılık, hırsızlık, rüşvet, otoriteryanizm, özgürlük-akıl-bilim-düşünme düşmanlığıdır.
Ahlaksızlık ve yozlaşmışlık olan şey, kadın bedenini ahlak ve haya adına tahakküm ve tasallut aracına indirgemektir. Kadına tasallut olmak ve tahakküm kurmak, ahlaksızlıktır ve hayasızlıktır.Kadın, bedenine uygun bulduğu elbiseyi istediği şekilde giyme hakkına ve özgürlüğüne sahiptir. Bütün ahlaksızlıklar ve yozluklar, kadın bedenini kapatarak ahlaklı olunacağını iddia eden insan onuruna, özgürlüğüne ve haklarına müdahale eden despotik tasarruflardan kaynaklanmaktadır.
Bedevi vahşet zihniyetine sahip kişiler, modern medeniyetin kadına kazandırdığı özgürlükleri, hakları ve onuru kültürel çıplaklık ve çıplaklık kültürü olarak yaftalayarak kadına hayat hakkı tanımayan ataerkil doğmatizmlerini meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Modern medeniyet, kadına kısa, dar, bol, uzun, kalın, ince istediği kıyafeti giyme hakkı ve özgürlüğü tanımaktadır. Modern öncesi ataerkil doğmatizm ise kadının kara, kalın, bol, kapalı, kişilikten arınmış, tarzsız, nesneleştirici şeklinde bedenin katı bir şekilde karartılmasını dayatmaktadır. Modern anlayış, kadına, giyiminde kişiliğini, düşüncesini, tercihlerini, stilini, zevklerini ifade etme imkanı ve özgürlüğü yaratırken ataerkil doğmatizmin insan ve kadın anlayışında kişiliğini ve özgünlüğünü ifade etme imkanı bulunmamaktadır. Ataerkil despotizm, kadının kontrol altına alındığını, bedensel, zihinsel ve sosyal açılardan üzerinde tekel kurulduğunu ifade eden mekanik, renksiz, ruhsuz ve zevksiz bir giyim tarzını empoze etmektedir. Ataerkil doğmatizm, kadın üzerinde zorlayıcıdır ve onu istediği şekilde giyinmeye zorlar. Modern medeni anlayış ise kadını özgür bırakır, bedenin üstüne neyin giyileceğini tamamen kadının tercihine bırakır. Teşhircilik maskesinin arkasına gizlenen tasallut ve tahakküm, modern, özgürlükçü ve onurlu anlayışın bir özelliği değildir.
Kadının bedenini özgürce giydirmesini teşhircilik, hayasızlık, arsızlık ve ahlaksızlık olarak aşağılayan ve ayıplayan ataerkil doğmatizm, kadın bedenini kendi ölçülerinde giydirmek ve sığdırmak suretiyle bir korku ve kontrol toplumu oluşturmayı amaçlamaktadır. Modern medeniyet ise özgürlüğe ve güvene dayalı, kadın-erkeğin eşit olduğu, erkeğin kadını hizaya sokmadığı demokratik ve hümanist bir toplumsal ilişkiler modelini esas alır. Ataerkil despotizmin kadın bedenini kendi ölçülerine göre disiplin altına sokmasıyla daha ahlaklı bir toplum olunacağı, ailenin güçleneceğini ve insanların daha hayalı olacağını sanmak, büyük bir yanılgıdır. Kadını teşhircilikle yargılamak ve mahkum etmek yerine kadının, bedeninin sahibi olduğu gerçeğini kavramanın ahlakın, hukukun ve hayanın gereği olduğu daha olgun bir düzeye geçmeye ihtiyaç vardır.

Yorum Yazın