Yeni Arayış’ın yayın müdürü Murat Aksoy beni sitesinde yazmaya davet ettiğinde mutlu olmadım desem yalan olur. Düzenli bir mecrada yeniden yazmak insanı belli bir disiplin içinde tutuyor. Benim gibi bir ömrü bankacılıkla geçmiş insanlardan disiplinlisi ancak ordularda bulunur -her ordu bu kategoriye girmeyebilir.
Narin’in bayılarak dinlediği gençten bir popçu var, Mabel Matiz, eczaneye her üç gidişimin birinde mutlaka onun bir şarkısına denk geliyorum. Eğer içeride müşteri de yoksa şarkılara eşlik ederken buluyorum onu. Ne yalan söyleyeyim, bizim hanımın da şarkıcılıkta Mabel’den aşağı kalır yanı yoktur. Üstelik hiçbir eğitimi falan da yok. Gene de, kendi adıma, şarkıcılık yerine eczalığı tercih ettiği için memnunum.
Mabel Matiz’i mahkemeye çıkarmışlar -zaten son günlerde meşhur birilerini görmek için Hollywood yerine Türkiye’de bir mahkeme salonuna gitmek daha sonuç odaklı olabilir. Hakim karşısında ifade vermesi, Mabel Matiz Fan Club’ın gayriresmi bir üyesi olan Narin’in tepesini iyice attırdı. Akşamleyin geldi, büyük bir heyecanla bu olayın tafsilatını anlattı.
Mabel’in hakim karşısına çıkmasının sebebi son günlerde arka arkaya yapılan operasyonlardan farklıymış. Mabel, yazdığı bir şarkının sözleri nedeniyle soluğu mahkemede almış. Anlaşılan, acar bir savcı, Mabel’in şarkı sözü yazmak hasebiyle toplumda onulmaz yaralar açmayı planladığını fark etmiş.
Hakim, “bu şarkıyı bir erkeğe mi yazdın?” diye sormuş Mabel’e. Tabii bu soruya evet ya da hayır diye bir yanıt vermek mümkün, ama yanıt ne olursa olsun “suç” yaratabilmek namümkün. O yüzden de ben sorunun manasındaki derinliği anlayamadım. Narin’e sordum -böyle durumlarda bilgiyi Narin’den almak, internetten almaktan daha kolay ve çabuk.
Şarkının sözleri şöyle: “Canıma yetti belalı bekarlık / Yanmalı hangisine? / Ne yapıp etmeli, oğlanı sormalı / Bir koşu annesine”. Anlaşılan, savcıyı şu sözler işkillendirmiş: “O bana gelmeli, tadıma varmalı / O cici toy bebe onun nesine? / Diyor şeytan, ‘üstüne atla da sal kuşu hanesine’”.
Eee?
İşte bu suçmuş, daha doğrusu suç olabilirmiş, Mabel Matiz de kendini bu yüzden hakim karşısında bulmuş.
Mabel Matiz bu soruya olabilecek en makul cevaplardan birini vermiş. “Kuş”un halk edebiyatında “kısmet” anlamına geldiğini söylemiş. “Cici toy bebe yetişkin bir bireyi ifade etmektedir,” diye de eklemiş. “Cici toy bebe biraz Ankara ağzı aslında ama buradaki niyetim olgun birini ifade ediyor.”
Ben bu ağzı sevdiğimi söyleyemem ama zevk-i selim tartışması herhalde buradaki en son meseledir. Mabel’in bu şarkısına dair görüşlerim hiç önemli değil, ama bazı şarkılarını ben de sevdiğimi söyleyebilirim. Hele Nükhet Duru’yla birlikte yaptıkları “Nerde?” düeti.
Gelgelelim, bütün bunlar musikinin konusu, oysa Mabel’in karşısında müzik eleştirmenleri değil, savcıyla hakim var. Dolayısıyla, ben de bu yazıya hukuki açıdan yaklaşmakla mükellefim.
Narin bana olayların detaylarını anlatınca bu kafa nasıl olmuş da Emel Sayın’ı bunca sene gözden kaçırmış, hiç anlayamadım. Bir savcının behemehal Emel Sayın’ı çağırıp -hatta mümkünse sabahın köründe kapısını kırmak suretiyle- “Kız, sen İstanbul’un neresindensin?” derken, neyi kastettiğini sorması gerektiğini düşünüyorum. Emel Sayın bu şarkıyı söyleyerek onyıllardır LGBT propagandasının özellikle de ilk harfini yapıyor olmasın? Tabii bu yolu açtıktan sonra artık sahnede kimi tutarsan mahkemeye getirmek mümkün olur; sen bunu kime yazdın, vay yazdığın kaç yaşındaydı, onun medeni durumu nasıldı… Savcıya soru mu biter, bulunur elbette.
Mazhar Alanson, seneler önce “Yandım Yandım” adlı şarkısını “Kâbe’ye yazdığını” söylemişti. Akıllıca bir iş yapmış. Kutlamak lazım.



























Yorum Yazın