Tahmin ettiğim gibi Trump ABD’si Venezuela’yı vurdu. Bu, bir devletin bir devlete karşı savaşı gibi değil de bir patronun başka bir patrona saldırısı gibiydi. Rakibin bütün kilit elemanları satın alınmış ortalık önceden hazırlanmıştı. Olan 100 kişilik Kübalı koruma ekibine oldu. O olay da bir çatışmadan çok bir katliama benziyor. Bir şekilde kör edilen 100 kişilik ekip kurşuna dizilmiş gibi görünüyor.
Trump bu kolay “zafer” ardından duracağa benzemiyor. Ülkesinde ICE’ın tasmasını iyice serbest bıraktı. O kadar serbest ki bu katil sürüsü, işledikleri cinayetten sonra bir utanma belirtisi bile göstermeksizin yeni cinayet ve suçlar peşine düştüler. Trump ve bakanları ise neredeyse bir ABD vatandaşının öldürülmesini alkışlayacaklardı. Türkçe’de çok sevdiğim bir atasözü vardır; “Azgın devenin çulu yana kayar” diye. Bakalım Trump’ın çulu ne zaman kayacak. Oysa insanlık şunu öğrenmiş olmalıydı bu tip azgınlara gösterilen sabır onların kök salmasından başka bir şeye yaramaz.
Hemen İran’ı gündeme getirdi. Saldıracaktı. İran da hazırlanmıştı. Dünya farkında mı bilmem ama böyle bir saldırı gerçekleşirse İsrail yok olabilir. Bir daha “devlet” işlevlerini yerine getirebilecek varlığı kalmayabilir. Netanyahu da aynı anlarda “Wing of Zion” uçağına binerek havalandı. Demek havayı karadan daha emniyetli görüyordu. Onlar da büyük bir aymazlık ve keyifle İran’a saldırıya bütün güçleriyle katılacaklardı. Bu, geçen hafta olacaktı.
Sonra birden Trump İran idamları durdurdu diye bir açıklama yaptı. İdam edileceklere çok üzülüyormuş onlar umurunda imiş gibi ve saldırı olmayacağını ortaya koydu. Saldırı olmadı. İran da “idamları durdurduğunu” açıkladı.
Ne oldu acaba? Yani aslında ne oldu? Trump olsun Netanyahu olsun bu tip adamlara ben “Kızgın damdaki kediler” diyorum. Niçin?
Seneler önce Leopoldo Galtieri diye bir adam vardı. Arjantin’in kâbusu olan bir askeri diktatördü. Arjantin halkı onun yönetiminde kan kustu. Kitlesel idamlar, binlerce kayıp insan, işkenceler onun “yönetim tarzı” idi. Merak edenler 1985 Arjantin yapımı “Official History” (Resmi Tarih) filmini seyredebilirler. Onun yönetiminde ülkenin ekonomisi de hızla bozuldu. Giderek güç ve popülaritesini yitirdi. Dam ısınmaya başlamıştı. Bir şeyler yapmalıydı yoksa iktidarı tehlike altına girecekti. Karar verdi. Arjantin kıyılarına çok yakın fakat Birleşik Krallığa ait bir grup ada vardı. İngilizlerin Falkland, Arjantinlilerin Malvinas adaları dedikleri adalar. Hesabı “Fatih” olmaktı. Halkının karşısına askeri bir başarıyla çıkacak ve desteğini artıracaktı. Hesabı “sağlamdı”. Birleşik Krallık ekonomik bir değeri olmayan ve binlerce kilometre uzaklıktaki bu adalar için savaşa girecek değildi ya. En fazla protestolar olur belki tazminat istenirdi. 2 Nisan 1982’de bu adalara asker çıkarttı. Hesaba katmadığı iki şey vardı o sırada İngiltere Başbakanı “Demir Lady” lakabını taşıyan Margaret Thatcher idi. İkinci unsur ise kendisinin devlet yapıları hakkındaki derin bilgisizliği idi. O adalarda sadece bir bayrak bulunsa bile bir devlet bu durumda savaş açardı. İngiltere asker gönderdi ve Galtieri bozguna uğradı. Arjantin Ordusu perişan oldu. Diktatör düştü.
Savaşı başlatmasa belki bir süre daha iktidarda kalabilirdi fakat o kadar. Zaten sona gelmek üzereydi.
Dönelim Trump’a. İran konusunda gizleyemediği bir tedirginliği var. Kanımca İran’ı daha sonra gündemine almayı düşünüyordu en başından beri. Fakat ortağı bekleyemiyordu. Özellikle 12 Gün Savaşı'ndan sonra Netanyahu’nun iktidarı muazzam güç kaybetmişti. Tel-Aviv’in videolara fotoğraflara yansıyan hali İsrail’in askeri böbürlenmeleriyle uygun bir görünüme sahip değildi. Demir Kubbe düpedüz çökmüş özellikle arkadan gelen dalgalar şehre çok büyük zarar vermiş ve ağır can kaybına yol açmıştı. Böyle giderse Netanyahu iktidarda kalamazdı. Bütün gücüyle Trump’a askerî harekât başlatması için baskıya başladı. Önce kabul eden Trump sonra bir anda durdu. Neden?
Birkaç neden olabilir. Venezuela’daki gidişatı biraz daha görmek istemiş olabilir. ICE cinayetinin sonrasını ve tepkilerin alacağı biçimi beklemiş olabilir. Askeri yığınağı yeterli bulmamış olabilir. Ama o da gayet iyi biliyordur yenilgi olarak kabul edilebilecek bir sonuçtan sonra koltuğunda kalamaz. İnce damdaki teneke çatı çok kızmıştır çünkü.
Bir harekattan toptan vazgeçmiş olamaz mı? Hayır. Buna hiç ihtimal vermiyorum. Onun da Netanyahu gibi iktidarı zorda. İşin sonunda hapse girmek dahi var ve ABD mahkemelerinin pek şakası yok. Zaten bir harekattan vazgeçse Hint Okyanusundaki kuvvetlerinden bir uçak gemisi saldırı grubunu Körfez’e doğru kaydırmazdı herhalde. Kesinlikle saldıracaklar. Belki de bu saldırı Saddam Hüseyin’in sözünü ettiği “Savaşların Anası” nı başlatacak.



























Yorum Yazın