İran savaşında her geçen gün durum daha da kötüleşiyor.
Benin gördüğüm Pentagon’un 200 milyar USD ek bütçe talep etmesine bakacak olursak sanki ABD ve İsrail için işler planlandığı gibi gitmediğinin ilk işareti gibi görünüyor.
ABD ve İsrail’in şimdiye kadar Hamaney başta olmak üzere ve son olarak Ali Laricani suikastı ile İran otokrasisine karşı yaptığı suikastlardan başka anlatacak bir hikayesi yok ve bu suikastların da yapılması ne derece taktiksel doğrular taşıyor bu konuda tartışmaya açık görünüyor.
Görünüyor çünkü ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent durumu “Hamaney’i öldürmek yapmamız gereken son şeydi” diyerek bu konuya dikkat çekerek görevinden istifa etti.
Diğer yandan sürmekte olan savaşın tarafları artık üç ülke değil bölgede savaştan etkilenen diğer ülkelerde savaşın ya içinde ya da içine sürükleniyor. Son olarak İran’a karşı Türkiye dahil 12 ülke ortak bir açıklama yaptı ve açıklamada İran’ın “yerleşim alanları, sivil alt yapı, petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, hava alanları, konut binalarını hedef alan füze saldırılarını kınadı ve BM Şartı 51.madde uyarınca kendilerinin savunma hakkı doğacağını” açıklamada belirttiler.
İşin kendisi savaşın zeminini bölge ülkelerini de içine alacak şekilde genişliyor.
Konuya ekonomik ve küresel ticaret açısından bakacak olursak durum daha da vahim bir hal alıyor.
Bu vahim durumun başında Hürmüz boğazının İran tarafından gemi trafiğine kapatılmış olması geliyor.
Bunun anlamı dünya petrolünün ¼ nün geçtiği bu deniz yolunu kapatmak veya geçişlerde büyük aksamalar yaşanması demek ham petrol fiyatlarına zam üzerine zam demek ve öylede oldu oluyor.
Savaş öncesi varil fiyatı 100 USD altında olan petrol fiyatları bugün ise Brent petrolünün varili neredeyse 120 USD fırlamış durumda ve ne olacağı belli değil…
Aynı şekil LNG içinde geçerli son olarak İran’ın Katar’ın ve dünya LNG piyasalarının kilit öneme sahip olan Ras Laffan tesislerini vurması anında ve özellikle Avrupa piyasalarında LNG’ye %30 zam artışına neden oldu.
Türkiye bu durumdan etkilenen ülkelerin başında geliyor akaryakıt fiyatlarında olacak artışları eşelmobil ile (yani litre fiyat başına alınan ÖTV’den feragat edilerek ) artışın pompa fiyatlarına yansıtmayı önlemeye çalışması kısa sürede işe yarasada bu uygulama bile yeterli olmadı ve şimdi olası artış pompa fiyatlarına doğrudan yansıyacak ve son haber dizel/mazot litre fiyatlarına 5.18TL yakın zam geldi ve mazotun litre fiyatı 70 TL’yi geçti.
Akaryakıt fiyatlarında olan tüm artışların doğrudan fiyatlara yansıyacağı düşündüğümüzde halen yüksek olan enflasyon daha da yükselecek demektir.
Tabi tarım sektörü mazot fiyatları artışından doğrudan etkilenen sektörlerin başında geliyor.
Tarım sektörünün 2025 yılında %8 küçülmüş olduğunu mazot fiyatlarında yapılacak artışın yanı sıra gübre üretiminde kullanılan ürenin de ham petrole artışlarla birlikte artacağını düşündüğümüzde bunun hem tarım ürünlerinin fiyatlarına yansıyacağını ve hem de sektörde devam eden krizin daha da derinleşeceğini görmek lazım…
Zaten savaş olmasa da ortaya çıkan tarım krizi bu savaşla birlikte iyice zor günlere gidecek, geçen yıl kuraklık bu yıl savaş bakalım nasıl olacak.
Şimdi…
2026 yılının enflasyon hedefini %16 olarak belirleyen iktidarın ekonomi kurmayları yılın daha ilk iki ayında gelen enflasyon artış oranlarına bakıldığında bu ön görünün karşılığının olmayacağını anladılar.
Şimdi bu son gelişmeler işin tuzu biberi oldu.
Zaten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek savaş gerekçesinin üzerine balıklama atladı ve bu yıl ekonomideki olası kötülüklerin nedeni böylece bulunmuş oldu.
Oysa sayın Şimşek’in pek görmek istemediği örnek ülkelerde var örneğin Rusya evet Rusya dört yıldan fazladır Ukrayna ile savaşta olmasına rağmen Eylül 2021 ve Ocak 2026 tarihleri arası enflasyon artışı %138 ve bu süreler içinde Türkiye’de enflasyon artışı %664 oranında gerçekleşmiş.
Yani savaşın içinde olan bir ülke burası ki biz İran savaşının içinde değiliz maazallah içinde olsaydık başımıza neler gelirdi.
Savaşın diğer bir yüzünde ise batı dünyası ABD ve AB ülkeleri savaş üzerinde sağladıkları ortak bir görüş ve yapılmış bir mutabakat sağlayamadı.
Olaya kendileri açısından bir çıkarları olmadığını ve konuya sanki Trump’ın İran macerası gibi baktılar.
Bu ikilik ister istemez NATO bağlamında da ayrı bir gerilime neden oldu ve acaba ABD NATO’dan çıkacak mı? tartışmaları bununla beraber gündem geldi.
Gerçi NATO son olarak Hürmüz boğazı sorunuyla “ilgileniyoruz” demiş olsa bile Trump Avrupa’da aradığı desteği şimdilik bulamadı.
Ve gelelim İran savaşından beklenen bir sonuç ve sonuçlara evet İran halkı yapılan saldırıları ülkelerine ve halkına yapılan bir saldırı olarak gördü ve görüyor.
Haliyle savaşın durmasını istiyor.
Yani İran’a açılan savaş içerde rejim değişikliğine neden olacak bir ayaklanmayı ateşleye bilir öngörüsü şimdilik karşılık bulmaması ve üstelik savaş öncesi rejime karşı sürdürülen toplumsal eylemlere rağmen bu olmadı.
Diğeri çıkacak olası bir iç savaş ve dağılan İran ile Kürtlerin İran’a saldırıları gibi hesaplarda tutmadı.
Peki geriye ne kalıyor?
Bence bu saatten sonra bu saldırıları karşılık sona erdirecek bir ateşkes sağlamak ve sonrası diplomasi, arabulucu, ve müzakere yoluyla neyse kalıcı bir anlaşmanın yolunu bulmaktır.
Herkese iyi bayramlar…


























Yorum Yazın