Doğma büyüme Kadıköylüyüm, yaşım epey ilerledi yani çocukluğum Can’lı, Lefter’li günlerde geçti, çevremde yaklaşık herkes Fenerli idi, ailede, geniş aile dahil, Fenerli olmayan kimse yoktu, ilkokulu, liseyi hep Kadıköy’de okudum, lisenin renkleri bile sarı lacivert idi, hatta Fenerbahçe’yi asrın başında bizim liselilerin kurduğu söylentisi bile vardır, hülasa, Fenerli olmaktan başka hiç şansım yoktu benim yani.
Kızım Kadıköy’de büyürken GS rüzgarı esiyordu, UEFA şampiyonu olmuştu, kızım GS’lı olacak diye ödüm patlıyordu, Kadıköy’de formasını giydirip bir GS maçına gittik, o maçı da 6-0 kazandık, çok keyifli bir maçtı, ben de o tehlikeyi kalıcı olarak atlattım o gece.
Bugünkü aklım olsa yine Fenerli olur mu idim, çok da emin değilim doğrusu.
Takım tutmak, maçlarda heyecanlanmak, hayati anlarda penaltı atıyorsak bakamamak hiç de mantıklı şeyler değil ama Fenerli ya da GS’lı, BJK’lı olmak zaten çok da rasyonel işler değil ama belki işin keyfi de bu irrasyonalitede.
“Bugünkü aklım olsa yine Fenerli olur mu idim?” diye bir ifade kullandım yukarıda, doğrudur, çünkü bu kadar kötü yönetilen bir takımı sevmek hiç de rasyonel bir şey değil ama yapacak bir şey de yok galiba.
Fenerbahçe bir kongreye gidiyor, muhtemelen de eski başkan Aziz Yıldırım (1998-2018) yeniden Fenerbahçe başkanı olacak, geçerken şunu da hatırlatalım, bu dönemde yani yirmi senede tam 17(!!!) teknik direktörle çalışmış.
Sadece bu veri bile Aziz Yıldırım’ın nasıl bir başkanlık yapacağının işareti kanımca, İsmet Paşanın bir ifadesi vardır, “bir adamın ne yapacağını tahmin etmek, görmek için geçmişte benzer işleri nasıl yaptığına bakmak yeter” (mealen) diye.
Evet, 20 senede 17 teknik direktörle çalışan bir başkan tekrar aday oluyor, üstelik bu 17 teknik direktör arasında WernerLaurant gibi bir alman da var, kariyeri olmayan, Fenerbahçe’den önce hiç büyük takım çalıştırmamış, memleketine döndükten sonra da birinci ligden teklif alamayan, galiba üçüncü ligden bir takım çalıştıran bir teknik direktör; basından gördüğüm kadarıyla vefat etmiş geçenlerde, toprağı bol olsun.
Werner Laurant döneminde bir toplantıda Aziz Yıldırım’ın o dönemki yardımcısına “bu teknik direktörün kariyeri nedir ? diye sormuştum, o da bana “Fenerbahçe’de kariyer yapacak” demişti, bilemem bu küçük anı Fenerbahçe’nin Aziz Yıldırım döneminde nasıl yönetildiği hakkında bir fikir verebiliyor mu?
Her sezon açılışında Aziz Yıldırım bir konuşma yapardı, yani yirmi adet sezon temenni konuşması yaptı, bir kere bile “bu sene hedefimiz Avrupa’dan bir kupa getirmek, en azından Avrupa finali oynamaktır” demedi, diyemedi çünkü bu hedefin konabilmesi için o büyük hedefle uyumlu yatırım yapmak gerekiyor, teknik direktöre, futbolcuya, başkan da bu yatırımı yapmayınca, Laurant da teknik direktör olunca her fenerli Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğunu özlüyor kaçınılmaz olarak.
2008 yılıydı, Aziz başkanın yardımcısı da Mahmut Uslu idi, Avrupa şampiyonasında Sevilla ile oynuyoruz, deplasmana gidiyoruz, Mahmut Uslu, hedef koyma konusunda Aziz Yıldırım ile yarışan bir yardımcı, Sevilla’ya giderken takım “hedefimiz bir beraberlik koparmak” demiş idi, ben de koyu bir Fenerli olarak çıldırmış idim, “1907’de kurulmuş koca Fenerbahçe’ye beraberlik hedefi ile bir maça çıkmak yakışır mı?” demiştim, üstelik hafızam beni yanıltmıyor ise takımda Alex ve Roberto Carlos da vardı; Allah’tan bizim çocuklar Sevilla’da Sevilla’yı penaltılarla da olsa devirdiler ve turu geçerek Mahmut Uslu’yu utandırdılar.
Şimdi baktım Mahmut Uslu yine Aziz Yıldırım’ın listesinde, canım sıkılmadı desem yalan söylemiş olurum; geçerken şunu da belirteyim ne Aziz Yıldırım ile ne de Mahmut Uslu ile hiç tanışıklığım yok.
Aziz Yıldırım başkan seçilirse* kongrede bakalım yeni sezon açılırken “bu sene bir Avrupa kupası hedefliyoruz” diyecek mi, diyebilecek mi, bu hedef ile uyumlu doğru yatırımlar yapılabilecek mi, merakla bekleyeceğim.
Fenerbahçe’nin sorunu kötü yönetimin**, kötü tercihlerin adeta bir gelenek haline gelmiş olması; Türkiye de çok kötü yönetiliyor, sonuç da ortada, her küresel endekste en kötü noktalardayız, Erdoğan ve ekibi de bir gelecek hedefi koyamıyorlar artık, AB tam üyeliği gibi mükemmel bir hedef koydukları günlerde çok başarılı idiler, hedef kaybolunca da durum ortada.
İşte tam da bu nedenden yazının başlığında “Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım ile biz mukayesesi” yapmak istedim.
*Yine de şayet başkan seçilirse Aziz Yıldırım’a çok başarılar ve büyük hedefler dilerim.
**Kötü yönetim derken futbol şubesini kastediyorum, Aziz Yıldırım’ı voleybol ve basketbolde elde ettiği, ettirdiği büyük başarılar için kutlamak da gerekiyor ama malum, biz Kadıköylüler Fenerbahçe dendiğinde maalesef önce futbol şubesini düşünüyoruz, bu da hiç hoş değil, itiraf ediyorum.




























Yorum Yazın