ABD Başkanı Donald Trump, bir yıl önce “America First/Önce Amerika” söylemiyle iktidara geldiğinde, dünya genelinde yaygın kanaat, Çin’in durgun ekonomisinin daha da negatif bir tablo ile karşı karşıya kalacağı idi. Ancak Pekin, diğer ticaret ortaklarıyla olan soğuk ilişkilerini yumuşatarak rekor bir ticaret fazlası elde etti.
Analistler, Trump'ın politikalarının geleneksel ABD müttefikleriyle bağları gerdiğini; buna karşılık Çin’in Kanada ve Hindistan gibi zıtlaşageldiği ülkeler de dahil olmak üzere kilit ortaklarıyla bağlarını geliştirmeye odaklandığını söylüyor.
Çin’in ilişkilerinin çizgisini yükselttiği bir diğer ülke de İngiltere oldu. Ülkenin lideri Keir Starmer, bu hafta 2018’den bu yana ülkeyi ziyaret eden ilk İngiltere başbakanı. Diğer bir deyişle, Theresa May’in başbakanlığından bu yana, iki ülke arasındaki ilişkiler “buzul çağını” yaşıyordu.
Çin ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin uzun bir geçmişi var. 21. yüzyılda, ilişkiler, 2019 civarına kadar “Altın Çağ” olarak tanımlanıyordu; ancak Hong Kong gibi konulardaki anlaşmazlıklar ve Çin ile Birleşik Krallık'ın en yakın ortağı olan Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bağların zayıflaması, iki ülkenin arasını açtı.
Birleşik Krallık, Çin’in 2020’de çıkardığı Hong Kong ile ilgili ulusal güvenlik yasasını kınadı ve milyonlarca Hong Konglu’nun Çin’in tanımadığı “İngiliz Vatandaşı (Denizaşırı) Statüsü” aracılığıyla Birleşik Krallık'a yerleşmesi için bir formül sundu. Ayrıca, kısmen ABD baskısı nedeniyle, Birleşik Krallık, Çinli şirket Huawei’nin 5G programlarındaki katılımını sonlandırma planlarını açıkladı.
2024 yılında iktidardaki Muhafazakar Parti seçimlerde büyük bir yenilgiye uğradı ve İşçi Partisi’nden Sir Keir Starmer başbakanlık görevini üstlendi. Hükümet değişikliği, İşçi Partisi hükümetinin önceki Muhafazakarların taşıdığı olumsuz yükü taşımaması nedeniyle iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden düzenleme şansı sundu. Başbakan olduktan sonra Starmer, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmeye yönelik politikalar izledi. 2024 yılında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüştü; bu, yedi yıl sonra Çin ve İngiltere liderleri arasında gerçekleşen ilk görüşmeydi. Ertesi yıl, Maliye Bakanı Rachel Reeves’i Çin'e gönderdi ve ardından kabine üyeleri Çin'e birkaç ziyaret gerçekleştirdi.
İlişkilerin iyileşmesinin çok dikkat çekici bir işareti olarak Starmer, Çin'in Londra’da yeni bir büyükelçilik inşa etme planlarını onayladı. 2018 yılında Çin hükümeti, yeni büyükelçilik binası olarak kullanmak üzere 55 bin metrekarelik Royal Mint Court binasını satın aldı. Planlanan büyükelçilik, Çin’in Avrupa'daki en büyük ve aynı zamanda ülkenin denizaşırı en büyük büyükelçiliklerinden biri olacaktı. Güvenlik endişeleri nedeniyle binanın renovasyonu birkaç kez ertelendi; ancak Ocak 2026'da İngiliz hükümeti, güvenlik endişelerinin giderildiğini belirterek Çin’in inşaat planlarını onayladı.
Hem ziyaret hem ticaret
Starmer’ın, 28-31 Ocak’ta gerçekleştirdiği Çin ziyaretindeki en büyük hedeflerinden biri, son yıllarda durağanlaşan İngiltere ekonomisini canlandırmak için Pekin ile ilişkileri iyileştirmek. Starmer’ın ziyaret heyetinin yapısı da açıkça bu niyeti ortaya koyuyor; heyette, HSBC, Standard Chartered, Airbus, AstraZeneca, Jaguar, Octopus ve British Airways gibi İngiliz şirketleri de dâhil olmak üzere yaklaşık 60 iş dünyası temsilcisi yer alıyor.
Çin, İngiltere nin en büyük ticaret ortaklarından biri. Ancak İngiltere, Çin’in en büyük ticaret ortakları arasında çok daha alt sıralarda yer alıyor. Birleşik Krallık, 2025 yılında Çin’in 16. en büyük ticaret ortağıydı. Bu da, Çin’in ithalat yaptığı ülkeler arasında İngiltere’yi Malezya ve Tayland gibi ülkelerden daha düşük bir konumda kılıyor. Diğer bir ifade ile, İngiltere’nin Çin’e ile ticaretinde ciddi bir ticaret açığı var. Çin geçen yıl İngiltere’ye 85 milyar sterlin değerinde mal ihraç ederken, ithalatı yaklaşık 19 milyar sterlin civarında kaldı. Bu da, İngiltere’nin ilişkileri iyileştirmekte, Çin’e nazaran daha fazla çıkarı var demek.
Starmer ayrıca, İngiltere’nin en yakın ortağı olan Amerika’nın dikkatini çekmemeye de özen gösteriyor. Starmer, daha önce ABD Başkanı Donald Trump’ın gözüne girmek için büyük çaba sarf etmişti. Ziyaretten hemen önce Bloomberg’e verdiği bir röportajda da, İngiltere’nin Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasında seçim yapmak zorunda kalmayacağını söylemişti. Trump’ın kendisinin de Çin ile bağları iyileştirmeye çalışıyor gibi izlemini, Starmer’ın elini kuvvetlendirebilir.
Yine de, söz konusu ticaret olunca, Trump’ın rekabetçi yönünün ağır bastığı da bir gerçek. Nitekim, Starmer tam da, ziyaretinin tam da ticarete en odaklı kısmı olan Şangay gezisine başlayacakken, Trump’tan “İngiltere için, Çin ile iş yapmanın tehlikeli olacağı” uyarısı geldi. Trump’ın kendisi, Çin lideri Xi için “dostum” nitelemesini kullanıyordu. İki liderin, ilki Nisan’da olmak üzere, bu sene dört kez buluşması bekleniyor.
Trump’tan İngiltere’ye Çin ile ticaretini geliştirmek konusunda somut bir blokaj gelip gelmeyeceği ötesinde, yakınlaşmanın ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusu da var. Starmer, şu anda çok düşük onay oranlarıyla karşı karşıya. Hatta bu oranlar modern İngiliz başbakanları arasında en düşüklerden biri.
Kendileri de düşük onay oranlarıyla cebelleşen Muhafazakârlar, Çin konusunda şahin bir duruş sergilemek dışında öneri sunmuyor. Ancak en önemlisi, şu anda kamuoyu anketlerinde İşçi Partisi ve Muhafazakârlar’ın toplamından daha fazla desteğe sahip popülist sağ Reform UK ise, Çin’e karşı çok katı bir duruşta. Reform Partisi lideri Nigel Farage, uzun zamandır Çin’i, İngiltere'nin ulusal güvenliğine yönelik en büyük tehdit olarak nitelendiriyor.
Futbol diplomasisi
Starmer, ziyaretine başlarken basına yaptığı açıklamada Çin ve İngiltere’nin bundan sonra “sofistike” bir ilişkisi olacağını söylüyordu. “Sofistike” ilişkinin başlama düdüğü de, futbol üzerinden üzerinden çalındı. İngilere’nin Arsenal takımını tutan Starmer, Manchester United taraftarı olduğunu söyleyen Xi’ye, iki takımın geçen hafta oynadığı maçta kullanılan futbol topunu armağan etti.
Starmer’ın, gerçek bir futbol fanatiği olan Çin liderine bu jesti ile işe yaramış olacak ki, iki liderin görüşmesi, beklenenden yaklaşık 1 saat daha uzayarak 3 saate çıktı. Starmer, ayrıca Xi’yi İngiltere’ye de davet etti. Starmer’ın bu daveti yapıp yapmayacağı spekülasyon konusu idi; ziyaret öncesi, İngiltere Başbakanı’nın sözcüsü, Çin liderinin İngiltere’ye davet edilip edilmeyeceği yönündeki soruya, “Başbakanımız, ilişkilerin artık buzul çağında olmadığını belirtmişti. İlişkiler ‘resetleniyor’, bu da İngiltere halkının ve iş dünyasının yararına olacak” diye yanıt vermişti.






























Yorum Yazın