Neresinden bakarsak bakalım 2026 yılı her yanıyla kötü bir yıl olacak…
Yeni yılın ilk yazısına bu ifadeyle başlamak kadar huzursuz eden başka bir şey olabilir mi?
Olmamalıydı ama öyle olacak, iyiye dönük bir şey şimdilik görünmüyor.
Ülkenin için, için çürüdüğü görünüyor ve bu çürüme herkesi gözlerinin önünde acımasızca sürüyor.
En çokta gençlere, yaşlılara ve kadınlara üzülüyorum. Çünkü en korumasız ve en riskli toplumsal grup onlar…
Yoksulluk ve çaresizlik en çok onları vuruyor.
Diğer yandan ise TUİK yoksulluk oranı düşüyor diyor.
Aynı enflasyon oranlarında olduğu gibi gerçeği saklıyor.
Oysa ki bu doğru değil görünen o ki ve bilinende o bir ülkede hiper enflasyon varsa o ülkede yoksulluk artar.
Bunun somut örneği bir ülkede açlık sınırı o ülkede uygulanan asgari ücretin üzerinde ise bu durumun karşılığı yoksulluktur.
28,075 TL yeni asgari ücret, 30,143 TL açlık sınırı (Kaynak Türk-İş)…
İş yoksulluk sınırına gelince şartlar daha da ağırlaşıyor.
Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 98,188 TL bunun anlamı bir ailenin evine bu miktardan daha az bir gelir giriyorsa bu aile yoksul bir aile demektir.
Bir başka yanıyla bu ailede iki kişi birden asgari ücretle çalışıyor olsa yine yoksulluktan kendilerini kurtaramıyorlar.
Kayıt dışılıkta dikkate alındığında ülkede her dört kişiden biri yoksul olarak yaşıyor.
Bu arada ailede tabii iki kişi iş bulabilirlerse…
Çünkü artan nüfusa iş yok, neden çünkü ekonomi istihdam yaratmıyor.
Kasım 2024-Kasım 2025 arası nüfus 498 bin artmış istihdam 28 bin artmış ve 470 bin insana istihdam yaratılamamış ve buna rağmen TUİK işsizlik oranını %8,6 olarak veriyor ama gerçek durum bu değil gerçeğe yakın olan oran işsizlik dar anlamda %9,6 geniş anlamda %30 civarında bulunuyor.
Bu arada iş aramaktan bıkan insanlarda eve çekildiği için TÜİK onları işsiz saymıyor.
Ne oluyor şimdi yüksek enflasyon, çığ gibi artan işsizlik ve yoksullaşma üzerinden derinleşen sosyal çürüme…
2026 yılında bu tablonun iyileşmesine dair en ufacık işaret gözükmüyor.
Onun için hoş gelmiyor yeni yıl boş geliyor.
Bu arada Hükümetin 2026 yılı “Orta Vadeli Plan” OVP’ye göre enflasyon öngörüsü %16 kendisinin dahi inanmadığı bu öngörü ekonomi çevrelerince gerçekleşebilecek bir oran olarak görülmedi.
Ekonomi çevrelerince 2026 yılı için en iyimser enflasyon tahmini % 25 civarı yapılıyor.
Çünkü hükümet 2026 yılı vergi oranlarını hiç birini öngördüğü gibi %16 arttırmadı ve ortalama %25 oranında vergi artışına gitti.
Türkiye için tablo bu ama dünyada doğru örneklerde var.
Arjantin’de başkan Milie seçildikten sonra %211 seviyelerinde olan enflasyon oranını %30 seviyelerine düşürerek halkın yoksulluk seviyelerini yukarıya doğru iyileştirdi.
Milie bunu önce kamu harcamalarını kısmak ve pek çok bakanlığı kapatmak ile başarabildi..
Bizde ise enflasyon artışının en önemli nedeni kamu harcamaları ve özellik sarayın hesap kitap bilmez harcamaları ve israfıdır.
Sarayın Suriye nedeniyle yaptığı harcamalar ayrı inceleme ve değerlendirme gerektiren harcamalardır.
Hasılı kamu harcamalarında esaslı bir tasarrufa gidilmezse enflasyonda beklenen düşüş gerçekleşmez.
2026 demokrasi hukukun üstünlüğü bakımında şimdiden oldukça zor ve hukuksuzluklarla dolu bir olacağı beklenmektedir.
Nasıl olmasın ki bir ülke düşünün bir iktidar düşünün kendi anayasa ve yasalarını yok sayarak her türlü hukuksuzluk ve baskıyı uygulayarak iktidarını sürdürmek istesin ve işte bu nedenle 2026 bu yanıyla da zor bir yıl olmaya aday bir yıl olarak geçecektir.
İşte bildiğimiz bir örnek Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala ve bu benzer diğer siyasi mahkûmlar AYM ve AİHM kararlarına rağmen serbest bırakılmıyor.
Yeni yılda belediye başkanlarının yargılanması ve açılan davaların verilecek kararlar yılı olacaktır. Bu davalar bir kez daha ne kadar hukuk devleti olup olmadığımız bakımında yeni ölçü olacaktır.
2026 yılı dış politika alanında ise ilave tutarsızlıklar üstlenen hükümet bu nedenle ilave bedeller ödeteceği bir yıl olacaktır…
Özellikle Suriye sorunu bu açıdan öne çıkıyor.
Bir örnek olarak Milli Savunma Bakanlığı (MSB) yıl son gününde yaptığı açıklamayla “SDG adem-i merkeziyetçi ve federalizm taleplerini dile getirmeye devam etmekte ve merkezi otoriteye entegre olma konusunda adım atmamaktadır.
Suriye hükümeti birlik ve bütünlüğü için bir inisiyatif almaya karar verirse Türkiye ona destek olacaktır.”
Bu açıklamanın neresinden tutarsanız tutun bu açıklama anlaşılması kabul ve edilmesini imkânsız bir açıklama…
Önce demezler mi siz bir ülkenin iç işlerine karışma hakkını nereden kendinizde buluyorsunuz.
Sonra o ülkede sizin iç işlerinize karışma hakkı elde etmez mi?
Ve sonra demezler mi siz Irak’ta federal bir siyasi yapılanmaya herhangi bir itiraz bulunmadınız neden Suriye’de rahatsız oluyorsunuz?
Bölgesel ve uluslararası politikalarda yaşanan bu sorunların ekonomik ve siyasi maliyetleri de 2026 yılında ödenecek giderler olarak karşımızda duruyor.
Bitirirken 2026 yılının hiç iyi bir yıl olarak geçmeyeceğini biliyorum ama yine de belki iyi bir yıl olarak geçebilme ihtimalini de bir kenara koyarak herkese mutlu yıllar diliyorum.

























Yorum Yazın