MENU
  • ÇEVİRİ
  • YORUM
  • YARGI KRİZİ
  • PİYASALAR
  • GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EDİTÖRDEN
  • SPOR
  • KÖŞE YAZILARI
  • DOSYA>Seçimin Ardından
  • GENEL
  • KİTAP
  • DOSYA>Avrupa'nın Seçimi
  • DOSYA>Emekliler
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • ASTROLOJİ
  • RÜYA TABİRLERİ
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • E-Bülten
Yeni Arayış
Yeni Arayış
Yeni Arayış
  • ANA SAYFA
  • KÖŞE & YORUM YAZILARI
  • KATEGORİLER
    • SİYASET
    • EKONOMİ
    • DIŞ POLİTİKA
    • KÜLTÜR SANAT
    • HUKUK
    • TEKNOLOJİ
    • PSİKOLOJİ
    • FELSEFE
    • KENT
    • EDEBİYAT
    • SAĞLIK
    • ASTROLOJİ
    • GEZİ
    • SÖYLEŞİ
    • EKOLOJİ
    • MEDYA
    • EĞİTİM
  • KÜNYE & İLETİŞİM
Kapat

Hollandalılar neden farklıdır?

ANA SAYFAGEZİHollandalılar neden farklıdır?
Hollandalılar neden farklıdır?

Hollandalılar neden farklıdır?

28 Mayıs, 2024, Salı 04:25
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
Yeni Arayış
Yeni Arayış
Hollanda deyince aklımıza ilk gelen görüntülerden biri olan değirmenlerin esas işlevi un üretmek değil, suyu taksim etmek. Yani, bir yere haddinden fazla su gelmeye başladıysa onu başka bir yere "kanalize" etmek, boşaltmak. Coates, selden korunabilmek için Hollandalıların ortaklaşa hareket etme kültürünü çok güçlü biçimde tesis ettiklerini yazıyor; ortak karar alma süreçleri ve uzlaşı bu kültürün en önemli parçaları.Cam kenarında oturuyordum.Uçak Rotterdam’a doğru alçalıyordu ve ben hiç bu kadar sonsuz düzlük görmediğimi düşünüyordum.Yüzölçümü açısından Konya’yla neredeyse bire bir olduğuna bakmayın, Hollanda pek çok alanda dünyayı derinden etkilemiş bir ülke.Kendilerini Avrupa’nın ve dünyanın en liberal ülkesi olarak anlatan Hollandalılar, hoşgörü ve uzlaşı kültürünün yerleşikliğiyle de övünüyorlar.Peki, komşusu Almanya’da nadiren görülen bu özellikler Hollandalıların nasıl vazgeçilmez bir parçası olmuş?Buraya gelmeden önce ilginç bir kitap okudum, ilginç olduğu ölçüde de güzeldi.Ben Coates adlı yazar Why The Dutch Are Different? -Hollandalılar Neden Farklıdır?- adlı kitabında bu soruya düşündürücü bir cevap veriyor.Hollanda, deniz seviyesinde bir ülke ve birçok yeri deniz seviyesinin altında.
Avrupa’nın en alçak noktası da burada, Rotterdam’da: Nieuwerkerk aan den Ijssel, deniz seviyesinin yedi metre altında. Bir yerde dağ yoksa mağara da yoktur; yani karanlık ya da saklanma kültürü de pek olmaz. Coğrafyanın sonsuz açıklığı ve düzlüğü, zaman içinde insan ilişkilerini de belirler: insan-insan ve insan-doğa ilişkisi.

COĞRAFYANIN SONSUZ AÇIKLIĞI İNSAN İLİŞKİSİNİ DE BELİRLER

Dahası, Hollandalılar hâlâ denizden toprak kazanarak ülkelerini var kılmaya çalışıyorlar.Hollanda’nın İngilizcesi "The Netherlands", Fransızcası ise "Pays-Bas", bunların ikisi de "alçak topraklar" demek -bu coğrafi isimlendirmeye aslında Belçika da dahil.Avrupa’nın en alçak noktası da burada, Rotterdam’da: Nieuwerkerk aan den Ijssel, deniz seviyesinin yedi metre altında. Bir yerde dağ yoksa mağara da yoktur; yani karanlık ya da saklanma kültürü de pek olmaz.Coğrafyanın sonsuz açıklığı ve düzlüğü, zaman içinde insan ilişkilerini de belirler: insan-insan ve insan-doğa ilişkisi.İkincisi, Coates bunun altını özellikle çiziyor, Hollandalılar için en büyük tehlikenin sel olması.Şimdi Hollanda deyince aklımıza ilk gelen görüntülerden biri olan değirmenlerin esas işlevi un üretmek değil, suyu taksim etmek.Yani, bir yere haddinden fazla su gelmeye başladıysa onu başka bir yere "kanalize" etmek, boşaltmak.Fakat bu suyla mücadele, ancak kolektif verilirse başarılabilecek bir çaba.Bir mahallede herkesin üzerine düşeni yapması yetmez, yan mahallelerin de aynı özveriyi göstermesi gerekir; aksi takdirde yan mahalleyi ele geçiren sel suları sizin evinizi de yutacaktır.Coates, selden korunabilmek için Hollandalıların ortaklaşa hareket etme kültürünü çok güçlü biçimde tesis ettiklerini yazıyor; ortak karar alma süreçleri ve uzlaşı bu kültürün en önemli parçaları.Bir üçüncü sebep de ticaret olmalı.Selden korunmak için sürekli yatırım yapmak lazım, yani sermaye lazım, değirmen yapılacak, set yapılacak, belli aranlar tarımsal araziye dönüştürülecek, denizden toprak kazanılacak vs…
Ticaret, önceliği, karşındaki insanın kim olduğunu önemsemeden mal satmaya verdiği için Hollandalılar nezdinde insanlar kimliklerine göre değil nötr bir "alıcı" ve "satıcı" haline gelmişler. Bu da liberalliğin ve uzlaşının bu topraklarda iyice kökleşmesine, bu ülke insanın bir kültürü olmasına yol açmış.

NÖTR BİR 'ALICI' VE 'SATICI' 

Hollandalılar, gerek denizlere hakim oldukları onaltı ve onyedinci yüzyıllarda gerekse de sonrasında ticarete büyük önem vermişler.Ticaret, adeta varoluşsal bir anlam ifade etmiş.Ticaret, önceliği, karşındaki insanın kim olduğunu önemsemeden mal satmaya verdiği için Hollandalılar nezdinde insanlar kimliklerine göre değil nötr bir "alıcı" ve "satıcı" haline gelmişler.Bu da liberalliğin ve uzlaşının bu topraklarda iyice kökleşmesine, bu ülke insanın bir kültürü olmasına yol açmış.Ticaret büyük öneme sahip, evet, ama burada Murat Belge’nin Hollanda’nın diğer Avrupa ülkelerinden neden ayrıldığına dair bir tespitini alıntılamak istiyorum: “Denizden bir halkın kazandığı toprağın toprak beyi olmaz."Bir ilave etken de belki şu olabilir; Hollanda’daki insan yoğunluğu her yerden fazla çünkü toprak çok az -Hindistan’dan ya da New York’tan katbekat fazla.Bu kadar kalabalık şekilde bir arada yaşamak için yine uzlaşı kültürüne ihtiyaç var.Toprak az olduğu için eskiden Hollanda evlerinde duvarlar her türlü sesin geçebileceği denli ince olurmuş, evler ortak bahçelere bakarmış ve insanlar genellikle perdesiz yaşarlarmış.Böylece, "mahremlik" algısı, iyice aşınmış, neredeyse kaybolmuş.İki komşu ülke olsalar da Hollanda’yı "liberalliği", Almanya’yı da "Prusya disiplini" ile bilmemizin temel sebebi sanırım bu beş noktada yatıyor.Misal, Avusturya’nın ikide bir faşizan eğilimlere sahip birini seçmesini anlayabiliyorken Hollanda’nın absürt bir ırkçılığı, tahammül edilemez bir nefret söylemini yücelten siyasetçileri başa geçirmesini anlamakta çok zorlanıyoruz.Hollanda’nın yüzlerce sene içinde oluşturduğu kültürün böylesine radikal ve "illiberal" devlet adamlarını çıkarmasına şaşıyoruz.
Yazarlar sayfasını izyeret ettiniz mi?

Yorum Yazın

Yeni Arayış
    Yeni Arayış

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    X (Twitter)
    Instagram
    Linkedin
    Mastodon
    Bluesky
    Köşe Yazarları
    Herkül Millas
    Herkül Millas Batı ile Doğu’nun Farkları – 2
    Bilal Sambur
    Bilal Sambur Teşhiircilik söylemi politiktir, çünkü teşhircilik, tasallut ve tahakküm demektir
    M. Cem Özmen
    M. Cem Özmen Yöneticiler neyi yönetir?
    Emir Berke Yaşar
    Emir Berke Yaşar Erkeklik bir güç değil, yüktür
    Hakan Tahmaz
    Hakan Tahmaz Komisyon yol temizliği için harekete geçmeli
    Akın Özçer
    Akın Özçer Demokratların çilesi
    Murat Aksoy
    Murat Aksoy Aleviler neden yeniden siyasetin "nesnesi" oluyor?
    Korhan Gümüş
    Korhan Gümüş Haydarpaşa Garı Vakası’nın arka planı
    Özgür Çoban
    Özgür Çoban Almanya’nın kâbusu: Neofaşist bir başbakan mümkün mü?
    Erdem Bağcı
    Erdem Bağcı Türkiye’nin Turizm Ekonomisi
    Ali Kılıç
    Ali Kılıç Suriye’de sandık oyunu: Barış mı, yeni kaos mu?
    Burcu Ağca Karakaya
    Burcu Ağca Karakaya Çin’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Amerika’dan Suudi Arabistan’a yapay zekada küresel yarış
    M. Coşkun Cangöz
    M. Coşkun Cangöz Gizemli borçlu kim?
    instagram gel gel
    Yeni Arayış
    KünyeGizlilik PolitikasıE-BültenRSSSitemapSitene EkleArşiv
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDIN

    Yeni Arayış | Onemsoft Haber Yazılımı