Erdoğan, son konuşmalarından birine ümmet konusunda CHP’den gelen eleştirilere şöyle yanıt vermiş:
“Tabii bunlar ümmet bilinci nedir bilmezler. Bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlenmemizin neresi yanlış be gafiller. Milletin inancından ve değerlerinden bu kadar mı kopuksunuz?”.
Gerçekten de Erdoğan’ın düşünce dünyasının, sahip olduğu siyasi İslam ideolojisi çerçevesinde sorunlu olduğunu gösteren en önemli ifadelerden biri bu. “Ümmet bilinci”nin “bir duvarın tuğlaları gibi (bizi) birbirimize kenetleyen” bir bilinç olduğu iddiası! Bu iddia hangi gerçekle doğrulanan bir iddiadır ki? Sonraki cümlesinden anlaşılan da bu “biz”, Türkler, Kürtler ve Araplar’dan oluşan bir “biz”, yani “Müslüman toplumlar”. Müslümanlık bu toplumları bir “biz” altında kenetleyen bir bilinçmiş!
Peki ama adama sormazlar mı “Peki bu ümmet bilinci Müslüman ülkeleri kenetliyor da neden aynı ümmet bilinci Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümü için bir şey yapmıyor? Bildiğim kadarıyla Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan tek ülke hala Türkiye! Son zamanlarda bir biçimde destekleyenler de Pakistan, Azerbeycan ve Bengladeş! BM’deki nüfuslarının çoğunluğunun Müslüman olan 49 ülkeden sadece 3-4’ü!
Peki bu gerçekle biz “ümmetle” nasıl kenetleneceğiz?
Söz konusu konuşmasında yukarıdaki cümlelere devamla Erdoğan şöyle diyor:
“Ne yapacaksınız, batılı patronlarınızın kılıcını kuşanıp Türkler, Kürtler, Araplar arasında fitne mi yayacaksın, nefreti mi yayacaksın, kavgayı mı büyüteceksin? Allah bunlara akıl izan ve basiret versin.”
CHP’ye bu cümleleri söylemek de biraz insaf ister bence. Çünkü siz bu cümleleri söylediğinizde birileri de şöyle diyebilir:
“Peki ama neden hala ümmet adına ABD’ye ve İsrail’e, İspanya Başbakanı gibi bir tavır almadınız? İspanya Başbakanı Sánchez gibi, ABD ve İsrail’in bu eylemini “yasa dışı ve bir tek taraflı askeri bir eylem” olarak niteleyemediniz. Daha doğrusu İsrail’in İran’a saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu birkaç defa söylediniz ama neden bu cümleye ABD’yi de dahil edip “ABD ve İsrail birlikte yasa dışı hareket ediyor” gibi bir cümle kurmadınız ya da kuramadınız? ABD’nin “batılı patronlardan biri olduğu için mi?”
Kimbilir biri böyle bir soru da sorabilir.
Ama bence bu konuşmasında en önemli cümleler yukarıda değerlendirmeye çalıştığım cümleler değil. Asıl, yukarıdaki ifadelerine devamla şu söyledikleri:
“Bizi ümmetçilik yapmakla suçlayanlara şunu söylüyorum, ekranları başında biz izleyen milletime de sesleniyorum, biz Türk milletindeniz. Hz Muhammet'in ümmetindeniz, biz sadece bugünden değil kalu beladan beri ümmetin sevdalısıyız.’’
Açıkça soralım bu cümleler dini siyasete alet etmek değil midir?
Anayasa’nın 24. Maddesi şöyle diyor: “Din duyguları, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle alet edilemez.”
Siyasi Partiler Kanunu’na göre ise bu konuda daha somut düzenlemeler var. Bu kanuna göre “siyasi partiler dini veya kutsal değerleri siyasi propaganda amacıyla kullanamaz. Bu yasağa aykırı davranılması durumunda parti hakkında Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açılabilir”.
Erdoğan’ın önümüzdeki günler için hazırlandığı siyaset anlaşılan böyle bir siyaset olacak. Anayasa mı? Yasalar mı? Boş verin bunları şimdi!
Görmüyor musunuz dünya değişiyor!































Yorum Yazın