Yaratıcılık temel bir zihinsel beceridir. Var olanı olduğu gibi kabul etmek yerine, “Başka türlü olabilir mi?” diye sorabilmektir. Yaratıcı çocuk yetiştirmek, problem çözebilen, esnek düşünebilen, belirsizlik karşısında dağılmayan ve yeni durumlara uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek demektir.
Bu noktada ilk aşama hayal kurmaktır. Çünkü bir şeyi hayal etmeden tasarlayamazsınız. Hayal kurma, zihnin olasılık üretmesidir. Bir kutunun roket olabileceğini, bir kaşığın müzik aletine dönüşebileceğini, sıradan bir sorunun bambaşka bir çözümünün bulunabileceğini önce hayal gücü söyler.
Ebeveynlerin destekleyici yaklaşımı çocukların yaratıcı düşünmesini besler. Çocuğumuzun daha yaratıcı olmasını isteriz ama ona genelde “Doğrusunu yap!”, “Daha güzel çiz!”, “Onu öyle kullanma!”, “Saçma oldu!” gibi cümleleri fark etmeden kurarız. Yaratıcılık önce güvenli bir psikolojik iklim ister. Çocuk fikir üretirken hemen düzeltilmeyeceğini, alay edilmeyeceğini ve aceleyle değerlendirilmediğini hissetmelidir. Yetişkinin görevi burada cevabı vermek değil, soruyu çoğaltmaktır. “Başka ne olabilir?”, “Bunu ters çevirsek ne olur?”, “Daha küçük olsa ne işe yarardı?”, “Bunu bir hayvan kullansa nasıl kullanırdı?” gibi sorular çocuğun zihnini açar.
Evde bunun için basit oyunlar oynayabilirsiniz. Bir nesne seçersiniz: kaşık, mandal, kutu, pet şişe, çorap, karton rulo, silgi, terlik, şemsiye, eski gözlük çerçevesi… Sonra oyunu dört aşamada ilerletirsiniz. İlk aşamada nesneyi büyütür ya da küçültürsünüz. “Bu nesne dev kadar büyük olsa ne işe yarardı? Karınca kadar küçük olsa neye dönüşürdü?” diye sorarsınız. Çıkan tüm fikirleri yazarsınız. İkinci aşamada eleme ve birleştirme vardır. Üretilen fikirlerden bazıları elenir, bazıları birleşir.
Örneğin nesne olarak şemsiye seçtiğinizi düşünün. Önce olabildiğince çok fikir üretirsiniz: ışıklı şemsiye, rüzgârda ters dönmeyen şemsiye, çantaya dönüşen şemsiye, çocuk arabasına takılan şemsiye, telefon koyma cepli şemsiye, gece parlayan şemsiye gibi. Daha sonra eleme aşamasında birbirine çok benzeyen ya da kullanışsız olan fikirleri ayırın. Örneğin “gece parlayan” ve “ışıklı” fikirlerinin aslında aynı ihtiyaca hizmet ettiği fark edilirse bunlardan biri çıkarılabilir. Ardından birleştirme aşamasında kalan güçlü fikirleri bir araya getirin: çantaya dönüşen, gece görünürlüğü sağlayan ve rüzgârda ters dönmeyen tek bir yeni şemsiye tasarlanabilir. Böylece çocuk, çok sayıda fikir üretmeyi, sonra bu fikirleri değerlendirmeyi ve en işe yarar olanları birleştirerek yeni bir ürün geliştirmeyi öğrenir. Bu süreç, yaratıcılığın sadece “akla ilginç bir şey gelmesi” değil, aynı zamanda fikirleri seçme, sadeleştirme ve yeniden kurma becerisi olduğunu gösterir.
Üçüncü aşamada değiştirme başlar: rengi, biçimi, kokusu, malzemesi, ağırlığı, enerji kaynağı, kullanım alanını değiştiririz. Son aşamada ise çocuk fikrini görünür hale getirir; çizerek anlatır, evdeki lego ya da başka oyuncaklarla modelini yapabilir. Bilgisayarda bunu tasarlayabilir. Bu süreç yaratıcı düşünmenin temel boyutlarını çalıştırır: çok sayıda fikir üretme, alışılmadık fikir bulma, fikri ayrıntılandırma ve onu geliştirme.
Bu oyunun en güçlü yanı, çocuğu “doğru cevap” baskısından çıkarıp olasılıkları düşünmesini sağlamasıdır. Bir mandalın sadece çamaşır asmak için olmadığını fark eden çocuk, dünyayı tek işlevli değil çok işlevli görmeye başlar. Bu da okulda karşısına çıkan problemleri çözme biçimini değiştirir. Çünkü yaratıcı çocuk, nesnelerin ve fikirlerin sabit olmadığını öğrenir. Bir şeyin başka bir şeye dönüşebileceğini fark eder. Bu zihinsel esneklik, fen, matematik, yazma, iletişim ve günlük yaşam problemleri için çok değerlidir.
“En iyi fikri kim buldu?” yerine “En şaşırtıcı fikir hangisiydi?” ya da “En komik fikir hangisiydi?” demek çocuğun farklı düşünmesini destekler. Çocuğun ürettiği fikir hemen uygulanabilir değilse de değerlidir. Hatta çoğu zaman ilk bakışta tuhaf görünen fikirler, yaratıcı düşünmenin en verimli başlangıç noktalarıdır. Ailenin burada yapacağı en önemli şey, üründen çok süreci övmektir: “Ne kadar farklı düşündün”, “Buna böyle bakman çok ilginç”, “Fikrini geliştirmeye devam ettin” gibi geri bildirimler çocuğun yaratıcı özgüvenini büyütür.
Çocuklar yaratıcılığı yalnızca etkinliklerden değil, örneklerden de öğrenir. Bu nedenle onlara yaratıcı insanların sadece doğuştan “özel” kişiler olmadığını, çoğunun bir problemi farklı gördüğü için fark yarattığını anlatmak çok kıymetlidir. Atatürk, yalnızca askerî ve siyasal liderliğiyle değil, çökmekte olan bir imparatorluğun ardından yepyeni bir devlet modeli kurarken hukuk, eğitim ve toplumsal yaşamı birlikte dönüştüren reform vizyonuyla yaratıcı bir sistem kurucusu örneğidir. Einstein, özel görelilikte dağınık halde duran fikirleri bir araya getirip bunları evrensel bir doğa yasası olarak kurduğu için yaratıcıdır. Leonardo da Vinci de resim, anatomi, mühendislik ve mekanik arasında kurduğu köprülerle Rönesans’ın en çarpıcı disiplinler arası düşünürlerinden biri kabul edilir.
Bazı yaratıcı insanlar dünyayı görme biçimimizi değiştirmiştir. Picasso, yalnızca çok üretken olduğu için değil, Kübizm ile nesneleri tek açıdan değil çoklu bakışlardan göstermeye çalıştığı için yaratıcıdır. Monet, aynı motifi farklı ışıklarda tekrar tekrar çalışarak görmenin de üretmenin de değişken olduğunu göstermiştir. Osman Hamdi Bey, ressamlığının yanında arkeoloji ve müzecilik alanında kurucu roller üstlenerek sanat ile kültürel mirası korumayı birleştirdi. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kuruluşundaki rolü ve eski eserlerin yurt dışına kaçırılmasını önlemeye dönük düzenlemeleri bunun bir parçasıdır. Stanley Kubrick ise sinemada görsel dili, ayrıntıları ve düşünsel derinliği birleştirerek her filmini adeta ayrı bir düşünme laboratuvarına dönüştürdü.
İsmini bilmediğimiz bir grup yaratıcı insan ise günlük hayattaki küçük ama gerçek sorunları çözerek hayatımızı kolaylaştırdı. Marion Donovan, annelik deneyiminden doğan bir sorunu görüp duş perdesi malzemesinden sızdırmaz bebek bezi geliştirerek günlük hayatı değiştirdi. King C. Gillette, tıraşı daha pratik hale getiren değiştirilebilir bıçaklı güvenli usturayı yaygınlaştırdı. Joseph Merlin, tekerlekli paten fikriyle hareketi farklılaştırdı. George Crum’a atfedilen patates cipsi hikâyesi de bazen müşteri şikâyetinin bile yeni bir ürüne dönüşebileceğini anlatır. Ramazan Hıçkıran ise ayçiçeği kafalarını otomatik biçimde kesip toplayan bir makine için patent başvurusu yaptı. Bunlar bize yaratıcılığın çoğu zaman gündelik bir problemini çözme ihtiyacından doğduğunu gösterir.
Bilim ve teknoloji tarihinde de benzer bir örüntü görürüz. Edison, yalnızca çok sayıda patent aldığı için değil, ihtiyaçları dikkatle izleyip laboratuvarı sistemli bir üretim alanına çevirdiği için yaratıcıdır. Tesla, alternatif akım sistemini mümkün kılan fikirleriyle enerjinin dağıtım mantığını değiştirdi. Alexander Graham Bell, işitme ve konuşma üzerine çalışırken iletişim teknolojilerini dönüştürdü. Mark Zuckerberg ise üniversite öğrencilerinin sosyal bağ kurma ihtiyacını dijital bir ağ mantığıyla birleştirerek bir platform tasarladı.
Yaratıcılık yalnızca yeni bir fikir bulmak değildir; bir ihtiyacı fark edip o ihtiyaç için özgün bir çözüm tasarlayabilme becerisidir. Biz çocuklarda önce yaratıcılığı geliştirmek isteriz; yani farklı düşünme, hayal etme ve alternatif üretme kapasitesini beslemek isteriz. Bu beceri, ileride uygun koşullar oluştuğunda inovasyona dönüşebilir. İnovasyon ise yaratıcı bir düşüncenin somut, uygulanabilir ve toplumsal ya da bireysel düzeyde fayda üreten bir sonuca dönüşmesi olarak tanımlanabilir.
Yaratıcı çocuk yetiştirmek için evde pahalı materyallere, özel kurslara ya da sürekli organize etkinliklere ihtiyaç yoktur. Daha çok şeye değil, “daha iyi sorulara” ihtiyacımız var. Çocuğa bazen hazır oyuncağı değil, dönüştürülebilir malzemeyi vermek; bazen cevabı değil, ihtimali sormak; bazen de yönlendirmek yerine izlemek gerekir. Hayal kuran çocuk, bir süre sonra tasarlar. Tasarlayan çocuk, geliştirir. Geliştiren çocuk ise sadece derslerinde değil, hayatın içinde de çözüm üreten biri haline gelir. Yaratıcılık dünyayı olduğu gibi görmekle yetinmeyip, ona yeni bir ihtimal ekleyebilmekte yatar.


























Yorum Yazın