“Yaa ne yapmak istiyor bu kadın? Cc’ye Ömer Bey’i de eklemiş.”
“Ne oldu Gamze ne maili o, bana gelmemiş.”
“Sana niye gelsin kızım, bu Berrin denen kadın taktı bana, bak ben söylemiştim. Geldiğinden beri benimle uğraşıyor manyak.”
“Ne diyor, ne istiyor?”
“Ay inanmıyorum Vedat Bey de var Cc’de. Yok kafayı yemiş kesin. Yemedi içmedi yani burada kalabilmek için beni attırmayı kestirdi gözüne.”
Duygu bilgisayarından kalkıp koltuğunda yığılan Gamze’nin yanına geldi. Konu her ne ise kendisine gelmemesinin rahatlığıyla teşhis koymak için dikkat kesilerek okumaya başladı.
“Neymiş derdi bakalım.”
“Ne olacak yaa. Ne işten ne süreden haberi var geri zekalının. Almış Ömer Bey’in torpilini arkasına gazlıyor. Bunu sardılar başımıza. İş yapıyor görünmek için oturup laf sokacak yer buluyor. Al bugünün bütün işini yaptı kendine göre işte. Şovunu halletti. Artık cam fanusunda aptal kahkahalarını atar, iki tane de bağırarak telefon konuşması ekler, oh sen sağ ben selamet.”
“Ben anlamadım ne demek istediğini burada.”
“Anlayacak bir şey yok. Çünkü bunu yazmasına bile gerek yok. Aha karşıdan odasından ne oldu o iş dese kafasıyla anlarım. Başka işi yok çünkü. Üç adım yürüse gelip sorsa, ya onu geç telefon et bari. Niyeti iş olsa öyle olurdu. Benim anlamadığım bunun ne halt etmeye çalıştığı belli, herkes anlamamazlıktan geliyor. Bak bak hallere bak, gözlüklerini takmış bir de sanki başka işleri varmış gibi hödük hödük ekrana bakıyor.”
“Valla ben hala anlamadım burada ne demek istediğini bu kadının.”
“Duygucum anlamayacak bir şey yok. Ben seninle uğraşarak bir iş yapıyor gibi görüneceğim diyor özetle. Hiçbir şeyden anlamadığımı böyle örtbas edeceğim. İki şak şak bir lak lak ayın sonunda 200 bin cepte. Gamze de burada 100 binle bu kadının ekmeğini yağlayacak can derdinde.”
“Ömer Bey’in karısının liseden arkadaşıymış galiba.”
“E ne olacaktı? Arpalık burası. Çalışana 100 bin. Evde canı sıkılmasın, yalandan iki mail yazsın diye getirdiğin iş bilmez aptal tanıdığına 200 bin. Hayır bari müdür demeyin. Siz verin buna parasını da başımıza sarmayın. Biz onu çalışıyormuş gibi gösteririz yani. Derdiniz o ise.”
“Aptal kadını sardılar başımıza gerçekten. Bakalım daha neler göreceğiz.”
“Ben başka iş bakmaya başlayacağım Duygu. Belli oldu.”
“Yok daha neler canım. Dur bakalım beraber hallederiz.”
O sırada Duygu’nun masa telefonu dahili hattan çaldı. İkisi de cam fanusa baktılar. Berrin Hanım telefondaydı.
“Alo? Merhaba Berrin Hanım. Evet evet. Tabii hemen geliyorum.”
Hayırdır suratıyla birbirlerine döndüler. Duygu defteriyle açık ofisin sonundaki odaya hızlı adım yürüdü.
“Duygucum merhaba, nasılsın?”
“Merhaba Berrin Hanım iyiyim teşekkür ederim.”
“Nasıl gidiyor? Raporunu okudum. İyi bir özet olmuş, eline sağlık.”
“Teşekkür ederim Berrin Hanım. Siz geldiğinizden bu yana sistem çok iyi oturdu. Bizim de işimiz hızlandı.”
“Ben de seninle çalışmaktan memnunum Duygucum. Keşke herkes böyle senin gibi çözüm odaklı olsa. İşimiz daha da kolay olurdu.”
“Haklısınız Berrin Hanım. İnsanlarda ister istemez yeniliklere direnç oluyor. Yılların getirdiği alışkanlıklardan kurtulmak kolay değil malumunuz. Ama ben sizinle bunların aşılacağına inanıyorum. Arkadaşlar da zamanla mutlaka uyum sağlayacaktır.”
Duygu Berrin Hanım’ın odasından çıktı. Gamze’nin soran gözlerinden belli etmemeye çalışsa da gözlerini kaçırarak:
“Ne diyecek ruh hastası, şöyle çalışacağız böyle yapacağız cart curt… Havaya sallıyor işte.”



































Yorum Yazın