Üniversite deyince akla öncelikli olarak bilim ve bunu üreten ilim insanı yani akademisyenler gelmektedir. Resmen değil vasfen akademisyenliğin karşılığı ise akademik üretim ile özdeştir. Bundan dolayı gerçek üniversitelerde unvan, kıdem, torpil ve şöhret ile değil akademik üretim sayesinde öğretim üyesi olarak görev yapabilir. Akademik üretim yapmayanlar hakkında da gerçek üniversitelerde ihraç gerçekleştirilir. Daha net bir şekilde ifade edersek üretme vasfını kaybeden, ilimden emekli olan akademisyenler üniversiteden de emekli olmak zorundadır. Tabi bu emekliliğin gönüllü olması her zaman mümkün olmadığı için, akademisyen özeliğini kaybedenler sistematik bir şekilde üniversite dışına çıkarılması gerekir. Bu da ancak akademisyenlerin itiraz edemeyecekleri net, kıyaslanabilir, şeffaf ve herkesin kabul edeceği bir ölçme-değerlendirme ile sağlanabilir. Bundan dolayı üniversitelerde en ciddi ve ihmal edilemeyecek madde akademik üretimin denetlenmesidir. Denetleme şekli tartışılsa bile, bu işlem akademik hürriyeti kısıtlamaz aksine üretenin de takdirini sağlar.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre üniversiteler; “eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak”la (Madde 130) görevlendirilmiştir. Ayrıca üniversiteler ve bağlı olduğu birimlerinin de “eğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan” kurumlar olduğu Yükseköğretim Kanunu(m. 3/d, 3/e,3/f,4/c)nda açıkça belirtilmiştir. Üniversite ve bağlı kurumlarının akademik üretim yapmasını denetlemek görevi de Türkiye’de bütün yüksek öğretim kurumlarının bağlı olduğu Yüksek Öğretim Kurulu’na aittir. YÖK adına bu denetleme görevini de Yükseköğretim Denetleme Kurulu yerine getirmesi şarttır. Yani Yükseköğretim Denetleme Kurulu; “üniversiteleri, bağlı birimlerini, öğretim elemanlarını ve bunların faaliyetlerini gözetim ve denetim altında bulundura”caktır(YK, m.8). Acaba YÖK’ün öğretim üyelerinin faaliyetlerini gözetimini ve akademik üretimlerinin denetimini bihakkın gerçekleştirebiliyor mu? Bu soruya “evet” cevabını vermek neredeyse imkânsızdır. YÖK’ün bu yapısıyla bihakkın denetim görevini yerine getirmesi de zor gözükmektedir. Ancak bu konuda, kanunen görevlendirildiği için yapabilecekleri de vardır.
Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki akademik üretimin üç yönden denetlenebilir. Bunların birincisi sayısal, ikincisi ilmi ve üçüncüsü de akademik ürünün etkisidir. Bir akademik üretimin ilmiliği ancak o alanın uzmanları tarafından çağdaş çalışmalara kıyasen tesbit edilebilir. Akademik ürünün etkisi, kasti ve şişirmeler hariç, atıflar ve daha da önemlisi bir şekilde kullanılması ile belirlenebilir. Akademik üretimin denetiminde en kolay olanı ise sayısal denetimdir. Buna rağmen Türkiye’deki akademisyenlerin üretimlerinin sayısal olarak belirlenmesinde bir standart maalesef sağlanamamıştır. Esasında bütün üniversitelerin bağlı olduğu YÖK sistemi dolayısıyla buna gerçekleştirmek pek de zor olmasa gerektir.
Bütün üniversitelerde görev akademisyenlerin şifre ile giriş yaparak YÖKSİS webde kendisi için açılan sayfaya yayınlarını yüklemeleri istenmektedir. Yayınlar YÖKSİS’te dört grubu ayılarak sisteme yüklenmesi istenmektedir. Bunlar; makale, kitap, bildiri(tebliğ) ve editörlüktür. Bu sınıflamada, kitap bölümlerinin, kaydederken belirtilse bile, kitap kısmına dahil edilmesi sayısal tesbitte yanlışlıklara sebeb olmaktadır. Ayrıca telif kitaplar gibi büyük emek istemeyen ansiklopedi maddelerinin ve kitap tercümelerinin Kitaplar kısmana dahil edilmesi doğru değildir. Bunlardan dolayı YÖKSİS’de diğer yayınlar kısmının bulunmaması büyük bir eksikliktir. Zira tercüme, ansiklopedi maddesi, fikri yazılar ve sairleri ya kaydedilmemekte ya da diğer kısımlar içine derç edilerek sayılar tesbitte yanlışlıklara yol açmaktadır. Bütün akademik personelinin yayınlarının sayısal olarak değerlendirmede YÖKSİS’’in iyi bir vasıta olabilmesi için her yayın kaleminin net bir şekilde bilenmesi şarttır. Akademisyenlerin üretkenliğinin YÖK tarafından bilinmesi veya ifşa edilmesi ve her akademisyenin kendi üretkenliğini açık bir şekilde görebilmesi için YÖKSİS’e bazı özelliklerin eklemesi şarttır. Her bir akademisyenin akademik üretkenlikte kaçıncı sırada olduğunun bilinmesi/bilmesi denetim ve üretkenliği teşvik veya mecbur etmesi bakımından hayati öneme haizdir. YÖKSİS programı sadece akademisyenin kendi alını içinde kaçıncı sırada olduğu değil, her bir akademisyenle kıyaslayacak/kıyaslanabilecek bir şekle getirilmelidir.
YÖKSİS’e kaydedilen verilerin dışarıya ilanını sağlayan YÖK AKADEMİK-Yükseköğretim Akademik Arama web sayfasında yayınlar; kitaplar, makaleler ve bildiriler olarak görülebilmektedir. Bu sayfa YÖKSİS’e göre daha zayıftır. Zira telif bir kitapla kıyaslanmayacak olan editörlükler otomatik olarak kitap olarak kaydedilmektedir. Bu da akademisyenlerin sayısal üretimini tesbitte problem oluşturmaktadır. Kitap telif etmeyen bazı akademisyenler, gerçek bir editörlük bile yapmadan, editörlü kitaplar yayınlayarak haksız avantaj ve itibar kazanmaktadırlar. Ayrıca YÖK AKADEMİK te aynen YÖKSİS gibi analiz imkanı sunmamakta, akademisyenlerin üretkenliğinin gösterecek sıralama ve kıyaslama yapılmasına da yer vermemektedir. Bu sayfanın aynı alana çalışan akademisyenlerin sayısal olarak akademik üretim seviyelerin değerlendirme ve ilanı, denetim için kullanılması üretkenliği arttırmada bir vasıta olacaktır.
Tabi burada önemli bir mevzu da YÖK AKADEMİK’teki bilgilerin doğruluğudur. YÖK AKADEMİK bilgilerin YÖKSİS’den otomatik olarak aktarıldığı varsayılsa da bunun her zaman doğru olmadığına bizzat kendim şahitlik yapabilirim. Mesela YÖKSİS’e ortak yazar olarak yüklemediğim halde YÖK AKADEMİK’de 100’e yakın kişinin benim makale ve bildirilerimde ortak yazar olarak görüldüğünü tesbit etmiştim. Bu akademisyenlerin büyük kısmı, bırakın tarih, sosyal bilgiler alanından bile değillerdi. Hatta yaşları bile tutmamaktaydı. Mesela sadece kendimin yazdığı “Arnavutça Eğitime Geçiş ve Buna Karşı Osmanlı Yönetiminin Tavrı” adlı bildirime ortak yazar olarak Merve Altun, Mehmet Aşıkcan, Ruhan Karadağ Yılmaz, Neşe Uygun, Tuba Yılmaz Yıldırım adlı kişiler eklenmiş olup hiç birinin tarih ile ilgili bir bölümle alakası yoktur. Tuba Yılmaz ise bildirinin basıldığı tarihte, YÖK AKADEMİK kayıtlarına göre, daha lisans eğitimine bile başlamamıştı.
.jpg)
(14 Nisan 2026 tarihli fotoğraftan da anlaşılacağı gibi, 2024 yılından beri YÖK AKADEMİK sayfamdaki bu görünüm, devam etmektedir)
YÖK AKADEMİK’teki bu durumu, 7 Mayıs 2024 tarihli bir dilekçe ile T. C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞINA’na bildirmiş ve bunun düzeltilmesi ve gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmiştim. Ancak YÖK Hukuk Müşavirliği, 06/06-2024 tarih ve E-97354392-622-01-32858 sayılı cevabi yazısıyla “Rektör dışındaki personel hakkında işlem yapma yetkisi ilgili üniversite rektörlüğünde olduğundan rektör dışındaki personel hakkında bir şikâyetiniz varsa ilgili rektörlüğe başvurmanız gerekmektedir” diyerek, YÖK’e ait YÖK Akademik’te olan yanlışları düzeltmem için benim İstanbul Üniversitesi’ne müracaat etmemi tavsiye etmişti. Ben de 15.10.2024’de cevap olarak, YÖK Hukuk Müşavirliği’nin bu tavsiyesi/yönlendirmesi yanlış olduğunu İstanbul Üniversitesi’nin bağlı olduğu üst kurumum olan YÖK Akademik Sistemine müdahale etmesinin imkan ve ihtimalinin olmadığını T. C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞINA tekrar bildirmiştim. Ancak YÖK Hukuk Müşavirliği’nden tarafıma gönderilen 06.11.2024 Tarih ve E-97354392-622.01-67068 sayılı yazıda “şikayetçi olduğunuz kişilerin görev yaptığı ilgili üniversite rektörlüğüne başvurmanız gerekmektedir” denilmişti. YÖK AKADEMİK sayfası görevlilerinin YÖK mensubu olması gerektiğini düşünerek bu konuda İstanbul Üniversitesi’ne bir müracaatta bulunmadım. Bu gün bile halen şifre ile girilen YÖKSİS’te bulunmamasına rağmen YÖK AKADEMİK sayfamda 100’e yakın tanımadığım insanın ismi bulunmakta ve bunları silmek için ben bir işlem yapamamaktayım. Konumuz açısından bunun önemi ise YÖK AKADEMİK sayfalarının denetimsiz olduğunu ortaya koymasıdır. Demek ki isteyenler istediğini ekleme yapabilmektedir.
Yükseköğretim öğretimin en büyük çarklarını oluşturan üniversitelerde akademik üretimin sayısal olarak doğru tesbit edilmemesi Türkiye’de ciddi bir problemdir. Aynı kıstaslara göre bütün üniversitelerdeki üretimin kaydedildiği bir sitem maalesef mevcut değildir. Üniversiteler ya AVESİS’i kullanmakta ya kendileri bir sayfa oluşturmakta ya da YÖK AKADEMİK’e yönlendirmektedir. Bunların her birinin ayrı ayrı problemleri mevcut olduğu gibi yükseköğretimdeki akademik üretimin tesbitini de zorlaştırmaktadır. Ancak bazı üniversitelerin birlikte kullandıkları, özel teşebbüs tarafından geliştirilen, Avesis(Akademik veri analiz sistemi) akademik üretimin analizlerinde YÖKSİS ve YÖK AKADEMİK’ten daha iyi imkan sunmaktadır. Avesis’e göre akademik yayınlar; makale, bildiri, kitap, kitapta bölüm, bilirkişi raporu, ansiklopedide konu ve diğer yayınlar olarak 7 başlığa ayrılmıştır. Avesis’de kitap, kitap bölümleri ve ansiklopedi maddelerinin ayrıca belirtilmesi yerinde bir uygulamadır. Ancak kitap editörlüğü ve kitap tercümelerinin Kitaplar kısmına dahil edilmesi yanlıştır. Zira bunlar akademik çalışma bakımından telif bir kitap vasfına haiz değildir. Özellikle son yıllarda akademik çalışma yaparak kitap telif etme zahmetine girmeyen bazı akademisyenler editör olarak kitaplar yayınlamaya hız vermişlerdir. Bu editörlü kitapların büyük kısmı bir problem çözme veya yeni bir şey ortaya koymaktan uzak, adı editör denilse bile makale toplayıcısı unvanına hak edenler tarafından toplama eserler iken, bu yayınlar Avesis’te kitap olarak kaydedilmektedir. Bu da akademik üretimin sayısal denetimi açısından haksızlıklara sebeb olmaktadır. Kitaparla ilgili Avesis’de ortaya çıkan bir problem de her baskının ayrı bir kitap olarak kaydedilmesinden kaynaklanmaktadır. Mesela İstanbul’da gerçekte 3 kitabı olan bir akademisyenin Avesis’deki kitap sayısı, her basısı ayrı bir kitap sayıldığı için, 13’e çıkmaktadır. Bu probleme, kitap isminde ufak-tefek değişiklikle yeni kitap olarak kaydedilmelerden dolayı ortaya çıkan hataları da eklemek gerekir.
Avesis’te Kişisel Performans Analizi’ne imkan verecek alt başlıklar mevcuttur. Faaliyet Türlerine Göre Puanlar kısmında ilgili akademisyenin hangi alanlarda ne kadar puan elde ettiği ortaya konulmaktadır. Yıllara Göre Puan Detayları’nda ise akademisyenin yılara göre puanları tablo olarak gösterilmektedir. Birim/Bölüm İçerisindeki Performansınız kısmanda ise ilgili akademisyenin anabilim dalı, bölüm veya fakülte içindeki akademik ürün ve diğer faaliyetlerden elde ettikleri puanlara göre sırası belirlenmektedir. Akademisyenlerin Birim/Bölüm İçerisindeki Performanslarını analiz etmekte Avesis, YÖKSİS ve YÖK AKADEMİK’ten çok iyi bir niteliğe sahiptir. Ancak Avasis’in bir akademisyenin mensup olduğu üniversitenin bütün akademisyenleri içindeki yerini göstermemesi veya istenilen akademisyenle kıyaslama imkanı vermemesi büyük eksikliktir. Ayrıca Avesis kullanan bütün üniversiteleri, bir bütün olarak ele alarak, bir akademisyenin daha geniş bir yelpazede akademik üretiminin sayısal analizine yer vermemesi de bir hatadır. Mesela akademisyenleri atıflar üzerinden değerlendiren Google Akademik’in bir akademisyenin Türkiye’de kaçıncı sırada olduğunu tespit etmesi gibi, Avesis’in de hizmet verdiği bütün üniversitelerin akademisyenlerinin en azından sayısal analizine imkan verecek bir yapı oluşturması, akademik üretim yapanların denetimi için çok faydalı olacaktır.
Avesis sisteminde büyük açıklar olduğunun bizzat kendi tecrübelerimden örnek vermek yerinde olacaktır. 2020-2023 arası görev yaptığım Kocaeli Üniversitesi’nde benimle ilgili bütün bilgilerin değiştirildiğine şahit olmuştum. Aşağıda da görüldüğü gibi beni lisans olarak Tarih Bölümü’nden değil Türk Müziği Fakültesi, Atom ve Molekül Fiziği Bölümü’nden mezun olarak kayıt etmişlerdi. Hatta Gaz ve Teknolojisi Bölüm başkanlığı yaptığım gibi saçma sapan şeyler sayfama eklenmişti.


(15 Nisan 2021 tarihli Avesis sayfamın fotoğrafları)
İstanbul’da ikamet ettiğim ve Pandemi dönemi olduğu bir sırada Avesis sayfamdaki bu tezyif edici girişler için Tarih Bölüm Başkanı’mız Prof. Dr. İbrahim Şirin’in vasıtasıyla müracaatta bulunmuştum. Bir süre sonra bana İbrahim Şirin’in verdiği cevap; “üniversite dışından yapılmış, yapılacak bir şey yok…“ mealinde olmuştu.
2024’te İstanbul Üniversitesi’ne geri döndüğümde İstanbul Üniversite’sindeki Avesis sayfamda bazı ortak çalışma yaptığım isimlerin çıkarıldığı bazılarına da ilgisiz olanların eklendiğini tesbit etmiştim. Şifre ile tekrar girebildiğim Avesis sayfamda düzeltmeler yapmama rağmen yeni yeni problemler ortaya çıkmakta ve bu da Avesis’in güvenirliğini sarsmaktadır. Mesela benimle 2 ortak kitabı olan birinin adı “Ortak Yazarlar” kısmında yer almazken, tek bir ortak kitabımız olan bir şahıs ise iki defa hem Mehmet İnan hem de Mehmet Nam olarak iki defa yazılabilmektedir. Bu hatlara sebebiyet verilmemesi için hem Avesis hem de üniversite yönetimlerinin işi ciddiye almaları şarttır.
.jpg)
(İstanbul Üniverisitesi Avesis sayfamın 14 Nisan 2026 tarihli görüntüsü)
Avesis kullanmayan ve kendilerine göre Web sayfası oluşturan üniversitelerde de akademik üretimin sayısal tespit ve denetiminde büyük problemler mevcuttur. Mesela İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan bir devlet üniversitede yayınları sadece makale, kitap ve bildiri olarak sınıflamaktadır. Bu üniversitede 50 küsur kitabı bulunduğu görülen bir akademisyenin yayınları incelendiğinde, buna kitap bölümlerinin, kitablarının yeni baskılarının, görev aldığı kamu kurumlarının yayınlarının da dahil olduğu görülmektedir. Daha da ilerisi, yayın sayısı 250 civarı olduğu şeklindeki özet ile toplam yayın sayısı birbirini tutmamaktadır. Bunun sebebi ise, atıflar, yaptırdığı tezler, verdiği dersler ve projelerin yayın olarak sayılmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Akademik ürünlerin tespit ve denetim problemi, sadece devlet üniversitelerinde değil, Web sayfalarını kendilerinin yaptığı bazı özel üniversitelerde de mevcuttur.
SONUÇ
Türkiye’de üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin akademik üretimlerinin denetlenmesi hayati bir problemdir. Gelişen teknoloji ve yapay zekânın yardımı ile kolaylıkla çözebilecek bir konu olan, akademisyenlerin akademik üretimlerinin tespit, denetim ve analizinin yapılmaması, bu hususta bir hassasiyet ve önceliğin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Kısacası Türkiye’deki akademik üretimlerin ilmiliği veya etkinliğini tespit etmek bir tarafa, akademik üretimin daha sayısal dökümleri bile sağlıklı bir şekilde ortaya konulmamaktadır.
YÖK’e ait olan Akademik üretimin denetimin sağlanması için, en azından sayısal olarak, bütün akademisyenleri içine alacak ve analize hizmet edecek bir yazılım geliştirilmesi elzemdir. Akademisyenlerin kendileri ile ilgili, anabilim, bölüm, üniversite, bütün akademisyenler, kendi alanındaki akademisyenler ve kıyaslanması istenen akademisyenleri içeren bir analiz sistemi geliştirilirdir. Bu sistemin, akademik üretimin sayışıl denetimi ve ölçme değerlendirilme için ivedilikle kurulması gerekmektedir.






























Yorum Yazın