İspanya Başbakanı Pedro Sánchez Pérez-Castejón kısaca Pedro Sanchez, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi lideri ve aynı zamanda Sosyalist Enternasyonal'in dokuzuncu başkanı olarak görev yapıyor.
Bildiğimiz gibi son dönemde ülkemizde oldukça popüler oldu. Önce Gazze konusunda İsrail’i eleştiren açıklamaları daha sonra da İran’a yapılan saldırıları kınaması sonrasında kendisine olan ilgi son derece arttı. Sağcı, solcu, muhafazakâr, sosyalist, dindar vb. her kesimden insan Sanchez’e ve İspanya’ya yönelik sempati duymaya başladı. Bayrak asanlar, İspanyolca konuşanlar, mesaj yazanlar, resim paylaşanlar… Ülke olarak en sevdiğimiz kişi Sanchez, en sevdiğimiz ülke İspanya şu aralar.
.jpeg)
Aslında güzel ülkemizde vatandaşlarımızın çoğunluğunun milliyetçi ve muhafazakâr bir anlayışa yakın olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla halkımızın sola özellikle de sosyalizm gibi kavramlara mesafeli yaklaştığını biliyoruz. Buna karşın sosyalist bir partinin liderine -üstelik de Sosyalist Enternasyonal’in başkanına- gösterilen bu teveccühü nasıl açıklamak gerekir acaba? Olay yalnızca zayıfın yanında olma refleksiyle açıklanabilir mi yoksa başka boyutları da olabilir mi? Biraz bu konuda düşünmeye çalışacağım.
Toplum olarak genellikle en büyük hasletimizin adaleti savunmak bu anlamda zayıfın yanında yer almak olduğuna inanırız. En çok övündüğümüz konuların başında belki bu konu gelir. Bu açıdan Gazze olayında Filistinlilerin yanında olduğumuz gibi ABD-İsrail saldırısında da İran halkının yanında yer almamız şaşırtıcı değil. Dolayısıyla Batılı bir liderin bizimle benzer görüşlere sahip olması bizi çok mutlu etti. Peki ama acaba hayatımıza yön veren en temel özelliğimiz bu mu yoksa davranışlarımızda başka dinamikler de var mı? Biraz kendi içinde çelişkili davranan, bütünsellik konusunda sorun yaşayan bir halk olduğumuz söylenebilir mi? Ya da bir sözünden dolayı birisini göklere çıkartırken başka bir sözünden dolayı hemen ondan uzaklaşabilen bir yapımız mı var? Bu anlamda olguları, olayları, kişileri değerlendirirken akılcı, rasyonel, olgun bir yaklaşıma sahip miyiz? Yoksa biraz ön yargılara sahip, biraz tepkisel, biraz bütünsellikten uzak bir tarzımız mı var?
Şunu demek istiyorum: Örneğin şu an çok sevdiğimiz Pedro Sanchez’in -kendi ifadesiyle- bir ateist olduğunu söylesek acaba toplumumuzda ona olan bu sempati aynı şekilde devam edecek midir?
Ya da örneğin feminist politikaları desteklediğini, ilk kabinesinde kadın bakanların çoğunlukta olduğunu, bu nedenle açıkça kendisini “feminist bir hükümet” olarak tanımladığını söylesek?
Kadın haklarını politikalarının merkezine koyduğunu, bunun için örneğin “Sadece evet, evettir!” sloganıyla ifade edilen cinsel suçlarla ilgili yasayı hayata geçirdiğini söylesek? Ya da doğum izni uzatmaları, kreş ve eğitim destekleri gibi sosyal konulardaki kadın haklarını genişlettiğini?
Aynı şekilde Sanchez, LGBT+ haklarını güçlü biçimde savunan bir liderdir. LGBT+ bireylerin evlilik ve aile haklarının korunması için çalışmıştır. İspanya, 2005 yılında eşcinsel evliliği yasallaştırmıştı. Sanchez hükümeti bu hakları genişletme yönünde politika izlemiştir. Yine trans bireylerin yasal cinsiyet değişikliğinin kolaylaştırılmasına yönelik “Trans Yasası” ve ayrımcılıkla mücadele yasaları gibi cinsiyet eşitliğine yönelik yasaların çıkarılmasına öncü olmuştur. Sanchez’in bu konulardaki yaklaşımını bilmek ona olan sevgimize bir zarar verir mi acaba?
.jpg)
Yine kendisinin İspanya’nın en önemli sorunlarından sayılan Bask ve Katalan halklarının talepleriyle ilgili de oldukça yapıcı yaklaşımları olmuştur. Bu kapsamda bölgesel krizlerin (Katalan ve Bask) yumuşatılması için diyalog yolunu benimsemiştir. Aynı şekilde daha önce hapse girmiş bazı bağımsızlık yanlısı liderlerin cezalarının affedilmesine yönelik çabaları olmuştur. Bask ve Katalan partileri ile koalisyon ve destek anlaşmaları yapmıştır. Bugün halkımızın çoğu Bask, Katalan, özerklik, eyalet sistemi, anadilde eğitim vb. ifadeleri duyunca hemen geriliyor. Pedro Sanchez’in bu konularda oldukça esnek, özgürlükçü ve yapıcı bir çizgisinin olması halkımız için bir anlam ifade ediyor mu? Örneğin Sanchez’e Kürt halkıyla ilgili bir soru sorulsa muhtemelen diğer bütün halklar gibi Kürt halkının da başta anadil olmak üzere haklarının olduğunu ve bütün haklarını özgürce kullanabilmesi gerektiğini söyleyecektir. Böyle bir konuşmasını duyunca halkımızın ona olan sevgisi, sempatisi aynı şekilde devam edecek mi acaba?
Yine bir sosyal demokrat (ya da sosyalist) lider olarak sosyal yardım ve asgari ücret artışları konusunda da çalışmaları olmuştur. Asgari ücrette ciddi artışlar, sağlık sisteminin güçlendirilmesi, ekonomik destek paketleri ve sosyal refah politikalarının sürdürülmesi gibi çeşitli uygulamalara öncülük etmiştir. Uygulamaları içerik olarak hoşumuza gitmekle birlikte bunları yapanın sol ve sosyalist bir başkan olması konusunda ne düşünüyoruz?
Yani kısaca çok sevdiğimiz, göklere çıkardığımız Pedro Sanchez’i tanıyor ve ona göre mi seviyoruz? Yoksa bir sözünden dolayı onu çok sevdik ama başka herhangi bir sözünden/davranışından dolayı da ondan hemen uzaklaşmaya hazır mıyız?
Eğer Sanchez’i tanıyıp onun kadınlar, feminizm, LGBT+ bireyler, Bask/Katalan halklarının hakları, özerklik, eyalet sistemi vb. konulardaki yaklaşımlarını bilerek ona olan sempatimiz devam ediyorsa o zaman çoğunluğumuzun milliyetçi/muhafazakâr yaklaşımıyla bu durumun bir çelişki yarattığını söyleyebiliriz. Madem bu yaklaşımlar güzel o zaman neden hala milliyetçi ve muhafazakâr bir anlayışta ısrar ediyoruz? Diğer taraftan Sanchez’i sadece Gazze/İran konusundaki sözleri nedeniyle seviyor onun dışında bir solcu/sosyalist olarak hayat karşısındaki duruşu nedeniyle sevmiyorsak orada da başka bir tutarlılık sorunumuz olduğunu düşünebiliriz.
Her durumda sanki Pedro Sanchez olayını bir ayna olarak kullanıp kendimizi o aynada görmeye çalışmak en doğrusu galiba. Daha mantıklı, daha tutarlı, daha bütünsel, daha saygın bir birey olmak için Pedro Sanchez gibi kişiliklerden alabileceğimiz dersler var mı? Yoksa bir an sempati duysak da kendi önyargılarımızla çeliştiğinde hemen özümüze dönüp ön yargılarımıza mı teslim olmalıyız? Bizim de, içinde bulunduğumuz toplumun da, yaşadığımız ülkenin de niteliğini belirleyecek olan bu konudaki tavrımız sanırım. Pedro Sanchez’i mi seviyoruz yoksa kendimizi mi?































Yorum Yazın