Esad sonrası Suriye’de tıpkı Kaddafi sonrası Libya gibi sular bir türlü durulmuyor ve durulacağa da benzemiyor.
Oysa on dört yıl süren savaş, Suriye halkları için öğretici zengin bir deneyim olmalıydı ama olmadığı yaşanan olaylardan anlaşılıyor.
Esad rejimi ayrımcı ve kutuplaştırıcı zalim bir dikta rejimiydi.
Başta Sünniler olmak üzere Kürtler ağır baskı altındaydı. Yaşanan toplumsal trajedi bütün bir ülkede hayatı zehir ediyordu.
Ve sonunda Esad gitti ve yerine HTŞ komutanlarından Ahmet Şara getirildi.
Önceki yazılarımda da belirtmiştim gelen yönetim, Suriye iç savaşında taraf olan ve karşı olduğu ve hatta düşman bellediği toplumsal kesimler var ve bunların başında Aleviler ve Kürtler geliyordu.
Soru şu; Ahmet Şara iktidarı bu farklı toplumsal kesimlerin bir arada yaşamasının koşullarını yaratacak bir siyasi düzen kurabilecek mi?
Görünen o ki ve tüm kanaatlerde onu söylüyor böylesi demokratik ve katılımcı bir siyasi düzen kuramayacağı yönünde…
Halbuki 10 Mart’ta Şam’da Ahmet Şara ve Mazlum Abdi arasında imzalanan çerçeve protokol ile taraflar yapılacak görüşmeler sonucunda bu protokol ete kemiğe bürünecek ve bu mutabakat üzerinden Esad sonrası yeni demokratik bir Suriye’nin önü açılacaktı olmadı, olamadı…
Olan bitenden anladığımız kadarıyla Şam yönetimi bir anlaşma ve bir paylaşmadan ziyade kendisine biat edilmesini bekliyor.
Zira anlaşmazlığın altında yatan temel sorun Suriye’de yeni bir siyasi rejim federal mi olmalı yoksa üniter mi olmalıydı?
Suriye’nin doğusunda Rojava’da örgütlü olan SDG ve ağırlıkta yaşayan Kürt halkı Suriye’de yeni siyasi rejimin federal olmasını talep ediyor.
Anlaşmazlığın temel nedeni adem-i merkeziyetçi devletin yetkilerini yerel doğru yaymak ve bunun üzerinden katılımcı, kapsayıcı yeni siyasi düzen kurmak başta Kürtler olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin isteği halinde…
İşte bu nedenle tıkanan müzakere yolları, kilitlenen diplomasi sonucu durum sıcak çatışmalara kadar getirildi.
Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahalleri Suriye ordusu tarafından ateş altında tutuluyor.
Türkiye destekli çetelerde bu kanlı saldırının içinde bulunuyor ve hem de yetmez Türkiye, Şam yönetimi destek isterse vereceklerini söyledi…
Yani Türkiye Suriye’de Kürtleri vururken kendi ülkesindeki Kürtlerle barış yapacak öyle mi…
Halep’te çatışmalar sürüyor.
Onlarca insan hayatını kaybetti ve çok sayıda yaralı insanlar var. Ağırlıkta Kürtlerin yaşadığı bu mahalleri Şam yönetimi boşaltmak ve insanları Fırat’ın doğusuna sürgüne göndermek istiyor. Mahalle halkı bu dayatmaya boyun eğmeyerek evini barkını, çoluk çocuğunu korumak ve burada yaşamak istiyor.
Suriye ordusu ve çeteler mahalleleri abluka altına almış durumda daha şimdide çeşitli insani malzeme sıkıntıları yaşanıyor.
Bu neredeyse etnik temizlik niyeti taşıyan bu saldırılara karşı tüm Kürt coğrafyası ayağa kalktı.
KDP lideri Barzani başta olmak üzere KYB lideri Bafel Talabani, DEM parti ve İran PJAK arka arkaya yaptıkları açıklamalarla bu saldırıların durdurulması ve tarafların bir an önce görüşmelere başlamasını talep ettiler.
Herkesin önce şuna bir karar vermesi gerekir kimse Suriye için yeni bir Esad yaratma planı yapmasın veya Ahmet Şara üzerinden kendi Esad’ı mı yaratayım hülyasına kapılmasın, çünkü bu olmadık duaya kimse amin demez.
Diğer yandan anlaşılan bir şey Türkiye’de sürdürülen sürecin Suriye’ye endeksli olarak sürdürme isteğidir.
Yani bir başka ifade ile söyleyecek olursak Türkiye’de ki süreç Suriye Kürtleri ve SDG üzerinde bir siyasi şantaj malzemesi olarak kullanılmamalıdır.
Çünkü bunlar iki farklı süreç ve birbirleriyle dolaylı olan ancak direkt ilişkisi olmayan süreçlerdir.
Bir diğer bir konu komşu bir ülkenin iç işlerine müdahil olma konusu ki siz Irak’ta ki federal siyasi düzenle bir sorununuz yok ve Suriye ile neden sorununuz olsun ki?
Kaldı ki sizin iç işlerinize başka bir ülkenin karışmasını ne kadar istersiniz?
Bu kaygınızın maddi nedeni nedir? PKK ise onlar örgütü feshettiler ve silahları bıraktılar, sizin izlediğiniz bir süreç oldu.
Eee neyin fesini yapıyorsunuz?
Bu arada Paris’te yapılan Suriye İsrail görüşmeler sonucunda İsrail’in Suriye’nin Golan Tepeleri dahil ülkenin güney bölgesini siyasi ve askeri açıdan yöneteceği anlaşması yapıldığı bildirilirken Türkiye ve Suriye iktidar sözcüleri SDG için “İsrail ile işbirliği yapıyor” dediler.
Kim kiminle işbirliği yaptığı bu haberle belli oluyor.
Yalnız bilinen o ki ABD Kürtlere yönelik yeni bir Halepçe katliamına yeşil ışık yakmayacağı yönünde…
Suriye’de durum inşallah bir on dört sene daha sürmez ve halklar arasında barış ve demokrasiye dayalı bir düzen kurulur.
Son olarak Şam yönetimi Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde ateş kes ilan ettiğini açıkladı. YPG güçlerinin Kuzeye geçmesi için kapı açılacağı söyleniyor ama net bir durum şimdilik gözükmüyor.


























Yorum Yazın