İnsanlık tarihi boyunca tanık olduğumuz, savaşların ve siyasal kavgaların değişmez hedefi, ekonomik çıkar sağlamaktı. İnsanlığa binlerce yıl dayatılan, tarih tezleri bu gerçeği örtmekte başarılı oldular. Asıl neden ortada duruyor.
Antik çağlardan başlayarak, etkileri günümüze kadar ulaşan, savaşlar, anlaşmalar ve siyasal gelişmeler arasında şaşırtıcı benzerliklere rastlıyoruz. Bütün çabalar ekonomideki dengelerin değişimini ve buna bağlı paylaşım isteklerinin, ardındaki nedenleri açıklamakta yetersiz kalıyor.
Çok eskilere değil 2. Dünya Savaşı öncesine kısaca göz atmak yeterli.
2. Dünya Savaşı öncesinde ABD Borsalarının çöküşü ile başlayan, sürece bakalım. “Büyük buhran” adı verilen, ekonomik bunalımın henüz 1. Dünya Savaşı’nın yaralarını saramayan, Avrupa ekonomilerini de yıkıcı etkisi altına alışı.
Küçülen ülke ekonomileri, 1917 Devrimi’nin ardından kendi sınırları içinde güçlenmeye çalışan, Sovyetler Birliği’nin Avrupa’da işçi sınıfı üzerindeki etkileri unutulmamalı. Enerji kaynaklarını ve deniz ticaret yolları üzerindeki denetimlerini yitiren, Avrupa ülkelerinde monarşilerin çöküşü..
Yoksul kitlelerin milliyetçi söylemlerle yönlendirilmesi, Fransa’da Halk Cephesi’nin iktidardan düşüşü. İspanya’da Cumhuriyetçilerin iç savaşı yitirmeleri. İtalya’da Mussolini’nin faşizmi, iki büyük savaş arasındaki Dünya siyasetindeki gelişmelere ilişkin çarpıcı bir örnektir.
Türkiye’nin Atatürk yönetiminde, dış dünyadaki siyasal ve askeri gelişmeleri değerlendirerek, Stalin ile anlaşması. Boğazların denetimini(1936) Lozan’dan (1923) 13 yıl sonra ele alması ve uzun bir aradan sonra Karadeniz’de Montrö Anlaşması ile inisiyatif kazanması, kriz sürecinde başarılı dış politika yönetimine örnek gösterilebilir.
Varsayımlara göre 85 milyon insanın hayatlarını kaybettikleri, sınırların değiştiği bu kanlı süreçte Türkiye’nin savaş dışında kalması, görüşmemiş bir başarıydı. Balkan savaşlarından başlayarak, 1922 yılında Kurtuluş savaşının bitimine kadar geçen 10 yıllık süre bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci sayılabilir. Aralarında sürekli savaşan askerlerin de yer aldıkları, Cumhuriyetin kurucu kadrosu, bu nedenle Ortadoğu’dan uzak durmayı seçmiş olmalıydı.
Günümüzdeki siyasal gelişmeler; kuşkusuz geçtiğimiz yüzyılın acı olaylarına tümüyle benzetilemez. Ama radikal milliyetçiliğin siyaset sahnesinde yeniden güçlenerek ortaya çıkışı , üzerinde durulması gereken ve rastlantıdan öte bir durumdur.
Güncel olaylar geçmişte yaşananlarla şaşırtıcı benzerlikler gösteriyor. Rusya ile Almanya arasındaki doğal gaz hatlarının havaya uçuruluşunda, İngiltere-ABD ortaklığının gizlenemez payları ve Ukrayna-Rusya Savaşı’nda, açıkça Ukrayna’dan yana taraf olan, İngiltere ve Fransa ‘ya Almanya’nın da katılması, gerçekten 2.Dünya Savaşı öncesi Avrupa’sının siyasal atmosferini anımsatıyor.
Mussolini ile başlayan, Franco rejimi ile gelişen ve Hitler ile zirveye çıkan, Avrupa faşizmi kuşkusuz yeniden hortlayamaz. Ama İtalya’da iktidarda, Fransa’da gelecek seçimlerde iktidar adayı olarak gösterilen partilerin, eski dünya olarak bilinen kıtayı çok zor durumlara düşürmeleri olasılığı da göz ardı edilemez.
Denklemin yeni oyuncusu olarak ortaya çıkan, Çin’in Rusya ile ilişkilerinin, önümüzdeki dönemde Dünya ekonomi politiğinde belirleyici rol üstlenmesi, kaçınılmaz hale geliyor.
Asıl şaşırtıcı olan sınır komşularındaki devletlerin, egemenlik alanları askeri operasyonlarla değişen, Türkiye’de siyaset kurumunun bu gelişmelere seyirci kalışı. İki kutuplu dünya düzeninde ABD-İngiltere ekseninde konumlanan 50’li yılların dış politika çizgisini çağrıştırıyor.
İktidar Bloğu Suriye’de ABD-İsrail hattına örtülü biçimde yakınlaştı. Türkiye’nin dış politika yörüngesi; bir zamanların ABD üretimi Türk-İslam çizgisini anımsatıyor. Bu adımın Ortadoğu’daki karşılığı ise ABD’nin kararlı biçimde desteklediği, Kürt-İslam modeli olabilir.
Muhalefet bu aşamada dış politika çizgisini, ABD, Rusya ve Çin arasında süren çekişmelerin, salt Orta Doğu ile sınırlı kalmadığını gösteren, Venezuela örneğine bakarak belirlemeli.
Dünyadaki gelişmeler; yeniden çatışmalı bir paylaşım sürecine girildiğini gösteriyor.




























Yorum Yazın