İran Savaşı başladığından bu yana abonesi olduğum New York Times’dan bir makalenin Türkçe çevirisini yapıyorum ve Yeni Arayış’ta bu makaleler yayınlanıyor. Bu çevirilere toplu olarak bu linkten ulaşabilirsiniz (https://www.yeniarayis.com/ceviri).
Liberal eğilimli ama Amerikan değerlerine de önem veren New York Times genel olarak Trump karşıtı görüşlere ağırlık veriyor. Bununla beraber bu yazıların hemen tamamında İran’ın da sütten çıkmış bir akkaşık olmadığının altı çiziliyor.
İran’ın ve bölgenin geleceğine odaklanan yazarlar İran’ın bu zamana dek oluşturduğu tehditler konusunda çok da tereddüt göstermiyorlar. Savaş’ın başlarında ben de bu durumun altını çizmiş ve İran’ın kendi devrimini Dünyaya ihraç etme projesinin hem ülke halkına hem de dünyaya iyi gelmediğini ifade etmiştim. Aradan geçen neredeyse 3 hafta içindeki gelişmelere verilen tepkiler İran’ın yolunun yol olmadığı konusunda genel bir mutabakatı gösterdi.
Dünya politikası ve dış politikanın işleyişine ilişkin bu sürecin ilerleyen safhalarını herkes merakla bekliyor. Dünya eskisi gibi olmayacak ve buna online ve gerçek zamanlı olarak şahitlik ediyoruz.
İşin İran ve Orta Doğu tarafına dair çok şey söylenebilir ve kuşkusuz söylenecektir. Buna karşılık New York Times’ı bu gece hangi yazıyı çevireyim diye didiklerken madalyonun diğer yüzüne dair de oldukça net bir perspektif kazandım.
Amerikan Başkanı ülkesinin kaynaklarını ve insanını İran kampanyası ile tüketirken ülkenin en önemli yayın kuruluşunda olan bitenin ülkenin neredeyse 300 yılda oluşturduğu kurumsal yapıyı bir ağaç kurdu gibi kemirdiğinin altı çizilmekte. Amerika’nın beğenmediği 3. Dünya ülke rejimlerini değiştirme konusundaki karnesinde tabi ki Trump’un adının üstünde pek çok başkanın adı var. Bu konuda kimse Trump’u ilk defa böyle bir cüret gösterdiği için eleştirmiyor.
ABD’nin pek çok başkanı bazen Bosna’daki gibi genel kabul gören ama çoğunlukla Amerika ve Kapitalizm çıkarlarına hizmet eden pek çok müdahale için onay ve karar verdi. Aralarında 12 Eylül’ün de bulunduğu pek çok askeri darbe, Vietnam gibi yakıcı bir savaş, Panama gibi başsız bırakma senaryolarını bolca gördük. Kimse bunun Trump’un bulduğu bir keşif olduğunu iddia etmiyor.
Buna karşın Trump’un seleflerinden çok önemli bir farkı var. Trump kararlarını Amerikan Demokrasisinin alıştığı mekanizmaları kullanarak almıyor. Trump’un yasaların arkasından dolaşarak yada kimilerine göre yasayı doğrudan çiğneyerek yol almasından şikayet ediliyor. Karar alırken sadece kendi dar kadrosuyla istişare etmekle yetinmesi de onu öncüllerinden ayırıyor. Bununla beraber Trump’ı bu noktada daha da aykırı kılan başlık ise Amerikan Başkanının ağırlığından uzaklaşması.
Hiçbir Amerikan başkanı karar alma sürecinde kendi makamını deyim yerindeyse “yüz göz etmiyor” Başkanın Amerika için anlamı gücünden kaynaklanıyor ama bu gücü anlamlı kılan şey onu hiçbir zaman kullanmaması. Başkan gücü çevresine paylaştırarak, yürütme yapılarını kullanarak gösterir. Trump ise gücü bizzat elinde silah gibi kullanıyor, ateşliyor ve cephenin en önünde açık arazide yer alıyor.
Bu Amerikan sistemi için alışılmadık bir durum. Başkanın kendini yürütmenin başı olarak kerameti kendinden menkul bir yüce karar verici olarak görmesinin aslında sistemde bir karşılığı yok.
Amerikan Demokrasisi Trump’a verdiği yetkilere karşılık onu sınırlandıracak pek çok mekanizmaya da sahip. Trump’un kişiliğinin bu konuda uyarı yada eleştirilere kapalı olması gerçeği değiştirmiyor. Başkan gücünü yürütmeyi harekete geçirmekten alır. Trump’un yaptıkları onu yürütmenin yerine geçiriyor ve bu durum onun konumunu sarsıyor.
ABD’nin 2 dönem başkanlık kuralı çerçevesinden 3 yıl sonra bırakacağı görev süresini uzatma hayallerini seslendirmekten vaz geçen Trump’un İran gibi üzerinde herkesin mutabık olduğu bir konuyu getirdiği nokta aslında her şeyi tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İran’ın devrim hayalleri kadar rahatsız edici bir başkanlık deneyimleniyor.
Sonuçta ABD sisteminin tek adama dayalı olmadığını zaten biliyorduk. Trump’un denemesi de bunun imkansız olduğunu gözler önüne serdi. ABD ‘de olmuyor başka yerde de olmaz.


























Yorum Yazın