Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı olarak yaşanan jeopolitik çatışmalar, ekonomik kırılganlıklar, demokrasi ve yönetişim sorunları, iklim krizi ve teknolojik dönüşümün yarattığı belirsizlikler nedeniyle kalıcı bir istikrarsızlık dönemine girmiştir. Bu çoklu kriz hali, tek tek şokların ötesinde, krizlerin birbirini beslediği ve derinleştirdiği yeni bir küresel düzeni işaret etmektedir.
Dünya, küresel sorunları geçici politikalarla çözen bir yapıdan ziyade, belirsizliği yönetmeye çalışan ve risklerin süreklilik kazandığı bir döneme evrilmiş; bu durum hem küresel ekonomi hem de ulusal politika alanları üzerinde belirleyici bir baskı unsuru hâline gelmiştir.
Küresel istikrarsızlıkları 5 başlıkta özetleyebiliriz;
1. Jeopolitik çatışmaların kalıcılaşması
- Ukrayna savaşı “donmuş çatışma”ya evrildi
- Orta Doğu’da (Gazze–İsrail–İran hattı) bölgesel yayılma riski
- Büyük güçler (ABD–Çin–Rusya) arasında yumuşama değil sertleşme var,
- Dünya artık “kriz çözen” değil, krizlerle yaşayan bir düzene geçti.
2. Ekonomik baskı ve geçim krizi
- Enflasyon düşse bile hayat pahalılığı devam etmektedir.
- Orta sınıf küresel ölçekte daralmaktadır.
- Gençler için “çalışarak refaha erişme” fikri zayıflamaktadır.
Bu durum sokak eylemlerini, popülizmi ve radikalleşmeyi beslemektedir. İran, Fransa, Latin Amerika, Afrika örneklerinin küresel çapta sürmeye devam edeceği beklenmektedir.
3. Demokrasi ve meşruiyet krizi
- Birçok ülkede seçimler yapılmakta ama temsiliyet duygusu giderek zayıflamaktadır
- Küresel ölçekte, devlet ile toplum bağı giderek kopmaktadır.
- “Güçlü demokratik liderlik” arayışı genele yayılmaktadır.
Küresel ölçekte seçmenler, sistemlere ve politikalara değil, oluşan karşıtlığa ve tepkilere göre oy kullanmaktadır.
4. İklim krizi (en büyük ama en ertelenen sorun)
- Aşırı sıcaklar, kuraklık ve göç sorunları giderek artmaktadır.
- Gıda ve su erişim güvenliği riski her geçen gün artarak devam etmektedir.
Bu sorunlar, hâlâ siyasi öncelikler arasında yer almamakla birlikte, küresel ölçekte güç savaşları devam etmekte ve küresel istikrarsızlık artmaktadır.
5. Yeni bir korku alanı: Yapay zekâ ve iş güvencesi
- Beyaz yakalı işler, rutin işler hatta edebiyat ve sanat dahil tüm alanlar risk altında
- Hukuk, etik ve kontrol mekanizmaları halen geriden gelmekte
Peki küresel istikrarsızlık Türkiye ekonomisine nasıl yansır?
Küresel istikrarsızlık ortamı, Türkiye ekonomisini en çok dış finansman, ticaret ve fiyat istikrarı kanalları üzerinden etkilemektedir. Jeopolitik gerilimler ve küresel risk iştahındaki dalgalanma, Türkiye gibi dış kaynağa bağımlı ekonomilerde sermaye girişlerini oynak hâle getirmekte, döviz kuru üzerinde baskı oluşturmaktadır. Enerji ve gıda fiyatlarındaki küresel belirsizlikler, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırırken; ihracat pazarlarındaki yavaşlama, sanayi üretimi ve büyüme üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratmaktadır. Bu durum, fiyat istikrarı ile büyüme hedefleri arasında politika yapıcılar açısından zorlayıcı bir denge doğurmaktadır.
Öte yandan çoklu kriz hali, Türkiye ekonomisinin yapısal kırılganlıklarını daha görünür kılmaktadır. Orta sınıfın alım gücündeki erime, gelir dağılımının bozulması ve genç işsizliği, küresel şokların iç talep üzerindeki etkisini derinleştirmektedir.
Aynı zamanda artan belirsizlik, özel sektör yatırımlarını ötelemekte; uzun vadeli planlama yerine kısa vadeli ayakta kalma reflekslerini öne çıkarmaktadır. Buna karşın, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi ve bölgesel üretim arayışları, doğru sanayi ve finans politikalarıyla desteklendiği takdirde Türkiye için sınırlı ama stratejik fırsatlar da barındırmaktadır. Ancak bu fırsatların değerlendirilebilmesi, küresel istikrarsızlık koşullarında öngörülebilir ve güven veren bir ekonomik çerçevenin oluşturulmasına bağlıdır.

























Yorum Yazın