Yaşam hakkını bir kenara koyarsanız temel hak ve özgürlüklerin anası ifade özgürlüğü konusudur; basın özgürlüğü ve gösteri yürüyüşleri hakkını da ifade özgürlüğü kapsamında ele almak lazım.
Dünyadaki mevcut yürürlükteki anayasalar arasında kanımca açık ara en iyi anayasa ABD Anayasası (1787) ve bu Anayasanın en muhteşem maddesi de 1791 tarihli birinci ek (first amendment).
Bir Türkiye vatandaşı olarak doğup büyüdüğüm ülkemle ilgili “nasıl bir siyasal ütopyan var?” diye bir soru ile muhatap olsam yanıtım kesinlikle AB tam üyeliği ile birlikte ABD Anayasasının birinci ekini aynen Türkiye Anayasasına dahil etmek diye yanıt verebilirim.
ABD Anayasası birinci eki, tarih 1791, bizde Üçüncü Selim’in padişahlığının (1789-1809) ikinci senesi yani, Anayasaya “ifade özgürlüğü vardır lâkin…” gibi bir madde koymuyor, ABD Kongresine (yasa koyucu) ifade özgürlüğünü sınırlayacak bir düzenleme yapma yasağı getiriyor, ifade özgürlüğünün yanına basın özgürlüğünü ve gösteri hakkını da koyuyor, muhteşemdir.
Aynı ek madde Kongreye bir inancın yerleşmesi, faaliyeti ya da yasaklanması yönünde bir yasa çıkarma yasağı da getiriyor (Diyanet İşleri Başkanlığı yasası!!!!), hadi gel de bu tür bir maddenin bizim Anayasada olması hayalini kurma kolaysa.
Anlaşılıyor ki ABD’nin kurucu babaları her türlü ifade özgürlüğünü yaşam hakkı dışında tüm özgürlüklerin anası olarak görmüşler, ifade özgürlüğü olmadan ABD’de sistemin bütününün etkin bir şekilde faaliyetinin olanaksız olduğunu III. Selim döneminde görmüşler.
ABD bugün dünyanın en zengin ülkesi ise çok muhtemeldir bu ifade özgürlüğüne verilen öncelik birinci plandadır.
Yukardaki cümlede, dikkatinizi istirham ederim, ifade özgürlüğü ile ilgili, ABD’yi dünyanın en özgür ülkesi yapan ilke demiyorum, en zengin ülke yapan ilke diyorum.
İfade özgürlüğü sistemde tüm karar alıcılarının, yatırımcının, tasarrufçunun, tüketicinin, üreticinin, siyasetçi ve tüm başka aktörlerin olabilecek en doğru bilgilerle donatılarak sistem içinde alınacak kararların etkinliğini, doğruluğunu çok büyük ölçüde garanti altına alıyor.
Tüm aktörlerin kararları doğruluğa yaklaştıkça, ifade özgürlüğünün sayesinde sınanarak iktisadi sistemin etkinliği maksimize olacak ve ülke daha da zenginleşecektir, buna zerre kadar kuşku yoktur.
İfade özgürlüğü ile iktisadi etkinliğin ahengini istiyorsanız yasama organınız mesela “doğru olmayan bilgiyi alenen yayma” gibi bir her yanıyla anlamsız bir ifadeyi kanunla suç haline getiremeyecek.
Bugün ABD’de Oscar’lar dağıtılıyor, en iyi filmlere, en iyi oyunculara, senaristlere ama bir de yine ABD’de “Ahududu Oscar’ları var, en kötü filme, en kötü oyunculara veriliyor bu ödül!!!.
ABD’de bir de (Küresel Ahududu Hukuk Oscar’ı) olsa bizim bu “doğru olmayan bilgiyi alenen yayma” ifadesine ahududu yağardı eminim.
Neden ABD Anayasasının birinci eki konusunda bu kadar ısrarlısın derseniz, bu birinci ek aynen bizim Anayasada yer alsa idi yasama organı böyle anlamsız bir maddeyi TCK’ya koyamayacak, Cumhurbaşkanlığına bağlı dezenformasyonla mücadele birimi gazetecilerin, entelektüellerin ümüklerine böyle basamayacaktı.
Dünyanın yaşayan en önemli hukukçusu (bence tabii) Chicago Üniversitesi hukuk profesörü Richard Posner kurucularından biri olduğu Hukuk ve Ekonomi (Law and Economics) okulunun başucu kitabı “Economic Analysis of Law” (Hukukun Ekonomik Analizi) kitabının 28. bölümünde “doğru” kavramının çok sorunlu olduğunu dile getirirken “dünyanın güneşin etrafında döndüğü gerçeğinin” bile dikkatle ifade edilmesini söyler ve İngilizce olarak şöyle bir formül kullanır: “No one has a pipeline to ultimate reality” yani “kimsenin elinde mutlak doğruya bağlanan bir boru hattı yoktur”.
İfade özgürlüğü sorunu Türkiye’nin her zaman başında bir beladır, insanlar gerçekten saçma sapan gerekçelerle yıllarca hapiste kalmışlardır.
Türkiye’nin fakir, gelir bölüşümü bu kadar adaletsiz bir ülke olmasının altında mutlaka başka nedenler de vardır ama acaba en başlarında ifade özgürlüğü zafiyeti mi geliyor?
Bu satırları yazarken televizyondan bir sendikacının “kanunlar zenginler için değildir” dediği için “halkı kin ve nefrete teşvik etmekten” gözaltına alındığını duyuyorum.
Bu kanun da, “halkı kin ve nefrete teşvik”, ahududu Oscar’larına büyük bir aday, hakkını teslim etmek lazım.
İktisat kitaplarında, oyun teorisi çalışmalarında ekonomik etkinlik için gerekli koşulların içinde “complete and perfect information” (tam ve mükemmel bilgi) kavramı gelir.
Tam ve mükemmel bilgiye ulaşım her zaman mümkün olmayabilir ama ifade özgürlüğü ABD düzeyinde (“fuck Trump” diyor Robert de Niro ve sabah altıda kapısına kimse gelmiyor mesela, en fazla hakaret davası açılabiliyor ama bunun da sınırları var) olmaz ise tam ve mükemmel bilgiye ulaşım zaten mümkün olmayacaktır.
İfade özgürlüğüne biraz da böyle yaklaşmak lâzım değil mi?



































Yorum Yazın