ABD Yüksek Mahkemesi (U.S Supreme Court) 20 Şubat 2026 günü, Trump’ın “Uluslararsı Acil Ekonomik Güçler Yasasına” -IEEPA- dayanarak, arttırdığı gümrük tarifelerini iptal etti. Gerekçe; Başkanın anyasanın verdiği yetki sınırlarını aşması.
Yüksek Mahkeme; Başkanların ithalatı düzenleme yetkilerinin olduğunu, ancak vergi koyma yetkileri bulunmadığına karar verdi. Trump döneminde atanan yüksek yargıçların da bu karara katıldıkları belirtiliyor. Yargı; vergi sayılan gümrük tarifelerini düzenleme yetkisinin, Başkanda değil Parlamentoda -Kongre- olduğunun altını çiziyor.
Demokratik ülkelerdeki kurumlardan daha fazla yetkileri olan, ABD Başkanlarının kendilerini Kongre’nin üzerinde görmelerini engelleyecek, bu kararın Trump’ın ilk büyük siyasal yenilgisi olduğu anlaşılıyor.
Karar; demokrasilerin en temel göstergeleri sayılan, denge ve denetleme organlarının; özellikle yargının, işlerliğine ilişkin çarpıcı bir örnek oluşturacağa benziyor..
Tarihte iktidarların mutlak gücünü simgeleyen, siyasal kurumlar karşısında yargının ağırlığını gösteren, çok sayıda örnek vardır. Bunlardan Almanya’da 18. yy sonlarına tarihlenen, bir değirmenci ile Prusya kralı 2.Friedrich (1712-1786) arasındaki tartışma en çok bilinendir.
Saray yapılması için satın almak istediği, değirmenin sahibi bu arzusunu geri çevirince hiddetlenen, Friedrich’in; “ben kralım, istersem değirmenini parasız da alırım" sözlerine Değirmencinin verdiği yanıı tarihe geçer; “Kral olsanız da alamazsınız, Berlin’de hâkimler var.”
Avrupa’da özel mülkiyetin güvence altına alınmasıyla ilişkilendirildiği anlaşılan,bu örneğin Büyük Fransız Devrimi öncesinde geçmesi de ilginç. Yasalar karşısında bir kral ile köylünün eşitiliğini vurgulayan, dialogun yüzlerce yıl sonra yurttaşlık haklarının güvencelerini arayan, Türk Toplumunda nasıl karşılandığı da bir araştırma konusu olabilir.
Anayasa Mahkemesinin kesinleşen kararlarının alt mahkemelerde dikkate alınmadığı, hükmün TBMM Genel Kurulunda okutulmasından kaçınılan bir siyasal ortamda, ABD Yüksek Mahkemesinin kararı ne denli etkili olacaktır, bilinmez.
Türk halkının yargı konusunda yüzyıllar içinde oluşan düşüncelerini de yabana atmamalıyız.
Eskiler; “mahkeme, kadıya mülk değildir” derler.































Yorum Yazın