Cumhur İttifakı’nın Anayasa’nın “kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesine aykırı olarak emekli yurttaşlara uyguladığı negatif ayrımcılığı “Emekli için son çare sandık” başlıklı bir önceki yazımda ayrıntılı biçimde ele almıştım. Bu bağlamda, en düşük maaşı alan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na tabi emeklilerin maaşını yüzde 18,48 oranında (seyyanen 1062 TL) zamla sadece 20 bin TL yapılmasını, ayrıca maaşı 20 binin üzerindeki diğer SSK emeklilerinin zam oranının da yüzde 12,2 ile sınırlı tutulmasını eleştirmiştim. Yanı sıra AK Parti hükümetine, DMK’na (Devlet Memurları Kanunu) tabi emeklilere 30 ay önce memura verildiği halde emeklisine ilk kez yansıtılmadığı için dava konusu da olan ve bu ay itibariyle 22 bini aşan seyyanen nedeniyle yüklenmiştim.
Cumhur İttifakı’nın Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Salı günkü grup toplantısında, AK Parti hükümetinin uygun bulduğu ama Meclis’e daha gelmemiş olan bu yasal düzenlemeyle ilgili eleştirisini şöyle dile getirdi: “ En düşük emekli maaşı alan ve sayıları 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. (…) Onlar üzülürken bizler rahat olamayız, onları sefalet ücreti değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız. “ Sayın Bahçeli’nin 20 bin TL tutarındaki emekli maaşını haklı olarak “sefalet ücreti” olarak nitelemesi, bu konunun ortağının arzusu hilafına gündemde tutulmasını sağlamış bulunuyor.
Kabul etmek gerekir ki en düşük emekli maaşının 20 binin üzerine çıkarılması, diğer emeklilerin de yapılacak ilave artıştan yararlandırılmasını zorunlu hale getiriyor. Aksi takdirde en düşük emekli maaşı kapsamına sadece 5 milyon değil, duruma göre, 6-7 hatta 8 milyon emeklinin girmesi riski var. Sonuç itibariyle 20 bin TL tutarındaki sefalet ücretinin 21, 22 bin tutarında hatta biraz daha yüksek bir maaşın “sefaletten kurtuluş ücreti” olarak nitelenmesi mümkün değil. Sayın Bahçeli’nin bu çıkışı aslında CHP’nin en düşük emekli maaşını ilk aşamada asgari ücrete eşitleme hedefine yakın duruyor. Her ne kadar açlık sınırı altında kalsa da asgari ücrete eşit en düşük emekli maaşı için belki “sefalet ücreti” tanımlaması yapılmayabilir. Ama bu durumda seyyanen zammı gasp edilmiş memur emeklisi dahil tüm emeklilere anayasal eşitlik gereği 9137 TL seyyanen veya TÜİK’in enflasyon oranı üzerine yüzde 48,3 civarı ilave zam yapılması gerekir. En düşük emekliye 1062 TL zammı bütçeye 69 milyar TL yük olarak niteleyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu durumda nasıl tepki vereceğini merak ederim doğrusu.
AK Parti sorumluluktan kaçıyor mu?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in izlediği enflasyonla mücadele politikasının ne kadar yanlış olduğunu sürekli yazıyorum. Başlı başına bir tartışma konusu olduğu için yanlışlarını yinelemek istemiyorum. O bakımdan 30 ayda enflasyonu 9 puan, 39,79’dan 30,89 seviyesine düşürmenin bu gerçeği açıkça ortaya koyduğunu belirtmekle yetineceğim. Aslında enflasyonla mücadele politikaları doğru uygulandığında iki yıldan önce sonuca ulaşır. Oysa burada Sayın Şimşek’in kamu yönetiminde yeterli tasarruf yapılmadığı ve vergi artışlarıyla her yıl tetiklendiği için düşmek bilmeyen bir enflasyon söz konusu. Bu kadar uzun süre memur, işçi ve emekli maaşlarının baskılanmasıyla Sayın Bahçeli’nin deyimiyle “sefalet ücreti” olmuş maaşlar var. Ama MHP’nin büyük ortağının izlediği bu politikaya bugüne kadar oylarıyla katkıda bulunduğu gerçeği de ortada. Yanıtı aranan soru şu: MHP, böyle olacağı çok önceden tahmin edilen bu sonuca bundan böyle katlanmak istemiyor mu? İstemiyorsa, Sayın Bahçeli masaya yumruğunu vuracak mı?
AK Partili bakan ve milletvekillerinin konuşmalarına baktığımızda, Sayın Bahçeli’nin uyarısına aldırdıkları görünmüyor. Örneğin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, emeklilere zam için günlerdir Meclis’te nöbet tutan CHP’lilere şunları söyledi: “ Bunlar 'işçi' derler, 'emekçi' derler, bunun siyasetini yaparlar ama kendi belediyeleri, işçilerimizin alın terini, hak ettiği ücretini ödemez. 'Emekli' derler, gidip Meclis'te güya emekliler için nöbet tutarlar ama SGK'ye borçlarını ödemezler. Bugün emeklilere, emekli maaşı ödeyen SGK'ya en fazla borcu olan kurumlar, artık çok iyi bildiğiniz gibi CHP'li belediyelerdir. Siz Meclis'te nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin. Meclis'te nöbet tutacağınıza, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun. Bugünkü zihniyet, geçmişte emeklilerimizin aylıklarını ödemekte zorlanan bir zihniyettir." Sayın Işıkhan neredeyse emeklilerin düşük maaş almasını CHP’nin üzerine yıkacak. Sanki belediyeler SGK borçlarını ödemezse emekli maaşları düşük olurmuş gibi. Sayın Bakan’a iktidarda olan, emekliye negatif ayrımcılığa dayalı bu politikayı izleyen siz değil misiniz diye sormazlar mı?
AK Parti Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu Çarşamba günü muhalefet partilerinin emekliye zam talep etmesini “ siyasi şov” olarak nitelemekle kalmadı. “Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik zorluklar bu Meclis'in tamamının ortak sorumluluğudur. Hiç kimse bu mesele üzerinde siyasi şov yapma, polemik üretme ya da hakaret dili ile gündem oluşturma hakkına da sahip değildir" deyiverdi. AK Parti, MHP oylarıyla sahip olduğu salt çoğunluk sayesinde muhalefetin emeklilere zam içeren sayısız önergesini sürekli reddetmemiş, muhalefet kendi politikalarının ortağıymış gibi konuşuyor Bahadır Bey. Geçen yazımda belirttiğim gibi, emekliler aptal veya bunak değil, neyin ne olduğunu, bugün sefalet ücreti alıyorlarsa bunun kimden ve neden kaynaklandığını çok iyi biliyorlar. Bahadır Bey biraz sokaktaki insanın nabzını tutabilse, öfkesini görebilse keşke. Hem yanlış politika izlemek hem bunun günahını ortaklaşmaya kalkışmak ne kadar seçmeni ikna eder büyük bir soru işareti.
Sefalet ücretinde iyileşme olur mu?
AK Parti Sayın Şimşek’i görevde tuttuğu ve OVP’yi sürdürdüğü sürece emeklilerin durumunda bir iyileşme olacağını sanmıyorum. Sayın Bahçeli’nin çıkışına rağmen bütçede emeklileri bir nebze ferahlatacak bir iyileştirmeyi bile düşük bir olasılık olarak değerlendiriyorum. Sefalet ücretini bin TL arttırmak dahi tüm emeklilere yansıtılmayı gerektirdiği için kabul görmeyecektir. Kulislere yansıyan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla 2027 başında kapsamlı olacağını hayal ettikleri bir iyileştirme hakkında bazı sözler vererek bu dönemi atlatma amacındalar.
Ne var ki bu iyileştirmelerin kapsamlı olması ve emeklilerin 42 aylık kayıplarını tam olarak giderebilmesi pek mümkün görünmüyor. Enflasyon hedefinin tutması (yüzde 19) kolay olmadığı gibi, OVP toplumda talebi kısıtlama üzerinden kurgulanmış olduğu için böylesine kapsamlı bir iyileştirmeye de imkân vermez. Ama bu hayali canlı tutup, muhalefeti ve özellikle CHP’yi baskılayarak bir kez daha seçim kazanma rüyasını görmeye devam edecekler gibi görünüyor. Bol para ve baskılanan dövizle seçimleri kazandıktan sonra patlayacak enflasyonla sil baştan yeni bir mücadele başlayabilir. Sonra yeni bir OVP ile çıkıp topluma 5 yıl sonrası için tek haneli enflasyon vaat edip, 5 yıl seçimsiz dönem herkes hesabını ona göre yapsın diyebilirler.
Peki Sayın Bahçeli’nin sözleri yerde mi kalacak? Bu sorunun yanıtını öğrenmek için Sayın Bahçeli’nin gövdesini gerçekten taşın altına koyup koymayacağını görmek gerekir. Sefalet ücreti çıkışı Cumhur İttifak’ın bozulmasına kadar gidebileceği için sorunun cevabının sadece kendisinde olduğunu düşünüyorum.

























Yorum Yazın