Son on gündür Suriye Şam yönetimi ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi arasında gerilimi düşürmeye ve entegrasyona yönelik arayışlar ve çabalar sonuç vermişe benziyor. Kimin mutlu, kimin başarılı olduğunu kesin biçimde söylemek için zamana ihtiyaç var. Şimdilik görünen tablo, Ankara’nın itirazları, gerekçeleri ve yaklaşımının sürecin belirleyici unsurlarından biri olduğu yönünde.
Sahadaki gerçekliklerle masa başındaki tutumların örtüşmediği anlarda çatışmasızlığın sürdürülebilir olması her zaman mümkün olmayabiliyor. Bu durum, Suriye gibi çok aktörlü ve çok denkleme sahip çatışma alanlarında çok daha belirgin şekilde yaşanıyor.
Uluslararası ve Bölgesel Aktörlerin Rolü
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, taraflar arasında mekik diplomasisi yürüttü. Bir kez daha uluslararası ve bölgesel planların devreye sokulduğu bir sürece tanıklık edildi.
Cuma gecesi Özerk Yönetim lideri Mazlum Abdi, 10 Mart Anlaşması’nın hükümlerine bağlı kalarak Halep’in doğusundaki çatışma bölgelerinden silahlı güçlerin Fırat Nehri’nin doğusuna çekileceğini duyurdu. Bu açıklamadan birkaç saat sonra Şam yönetimi lideri Ahmed eş-Şara, Kürtlerle ilgili tarihî nitelikte olan 8 maddelik ve 13 sayılı kararnameyi yayımladı.
Erbil Görüşmeleri ve Eş Zamanlı Siyasi Gelişmeler
17 Cumartesi günü Erbil’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Dış İlişkiler Eşbaşkanı İlham Ehmed ve ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack bir araya geldi. Görüşmeye KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’nin yanı sıra YPJ Komutanı Rohilat Efrîn ve ENKS Başkanı Muhammed İsmail’in katılması dikkat çekici ve önemli bir gelişmeydi.
Aynı gün DEM Parti heyetinden üç üye İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Pazar günü ise Öcalan’ın önceki görüşlerini tekrarlayan bir açıklaması kamuoyuna yansıdı.
Çerçeve Anlaşma ve Ateşkes
Bu yazının kaleme alındığı saatlerde ayrıntıları tam olarak netleşmemiş olmakla birlikte, Pazar akşamı Suriye Geçici Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında bir çerçeve anlaşmanın imzalandığı duyuruldu. Tüm cephelerde ateşkes ilan edilirken, SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu ile siyasi ve idari adımları içeren toplam 14 maddelik bir mutabakat açıklandı.
18 Ocak Anlaşması, belirli ölçüde 10 Mart Anlaşması’nı somutlaştıran ve bazı belirsizlikleri gideren bir metin olsa da hâlâ sorunlu yönler ve ciddi belirsizlikler barındırıyor. Bu anlaşmanın uygulanmasında yaşanabilecek hataların yeni kırılmalara yol açma ihtimali oldukça yüksek. Özellikle Kürtler üzerinde yaratabileceği tedirginlik ciddiyetle ele alınmalıdır.
Kararnamenin Tarihsel Önemi
Tüm bu risklere rağmen, Şam yönetiminin 13 sayılı ve 8 maddelik kararnamesi ile iki lider arasında Pazar gecesi varılan 14 maddelik çerçeve mutabakat, tıkanmış süreci açma potansiyeli taşıyan tarihî ve pozitif bir hamle olarak değerlendirilmelidir.
Suriye Kürtlerinin durumu, açık biçimde eskiye dönüşün ötesine geçmiş; ancak saha gerçekliğiyle tam örtüşmeyen bir geçiş sürecine girmiştir. Irak Anayasası’ndan sonra ilk kez Kürtler, bir devletin resmî belgesinde bu düzeyde yer almıştır. Suriye hâlen anayasa yapım sürecinde olduğu ve kararnameyle yönetildiği için, eş-Şara’nın yayımladığı kararname fiilen anayasal hüküm işlevi görmektedir.
Bu adım, evrensel değerlerden uzaklaşılan, kapitalist sistemin siyasal savruluş yaşadığı ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde atılmış olması nedeniyle ayrıca önemlidir.
Kürt Haklarının Tanınması
Her şeyden önce uzun yıllardır vatandaşlık hakkı tanınmayan Suriye Kürtlerinin yurttaşlığa kavuşması ve dil haklarının güvence altına alınması kritik bir gelişmedir. Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından yayımlanan kararnameye göre:
- Kürtçe ulusal dil olarak tanınmıştır.
- 1962’de “yabancılar” ve “kayıtsızlar” olarak tanımlanan Kürtlere vatandaşlık iade edilmiştir.
- Newroz ulusal bayram ilan edilmiştir.
Eş-Şara, Kürtleri Suriye halkının “temel ve asli bir parçası” olarak tanımlamış; kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunacağını taahhüt etmiştir. Kürtlerin Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bu maddeler, Suriye devlet geleneğinde Kürt kimliğine verilen en açık tanıma örnekleri olarak değerlendirilmektedir.
Sınırlar ve Gelecek Tartışmaları
Ancak bu kazanımların geliştirilmesi, anayasal güvenceye kavuşturulması ve demokratik entegrasyonun sağlanması gerekmektedir. Demokratik siyasal haklar, çoğulcu yönetim modeli ve adem-i merkeziyetçilik talebi, geleceğin en belirleyici başat sorunları olarak ortada durmaktadır.
Bu nedenle silahlı çatışmanın sona ermesi, siyasal çatışmanın müzakere yoluyla çözümü açısından kararnameyi yalnızca sembolik değil; aynı zamanda hukuki ve siyasi açıdan anlamlı, ancak geçici bir ilk adım olarak değerlendirmek gerekir. Kararname tek başına sahadaki sorunları çözmeye yetmez; çatışma dinamikleri ve siyasi çözüm zorlukları devam etmektedir.
Kalıcı bir çözüm için güvenlik düzenlemeleri ve siyasal katılım mekanizmalarının anayasal reformlar ve geniş kapsamlı siyasi müzakerelerle desteklenmesi zorunludur.
Sonuç: Silahlı Çatışmadan Siyasal Müzakereye
Bu kararname, Suriye’de Kürt meselesi açısından sembolik olarak önemli bir adımdır; ancak tek başına yeterli değildir. Şara yönetimi güçlü bir siyasi mesaj vermiştir, fakat sahadaki çatışmalar ve yapısal krizler hâlen çözüm beklemektedir.
Kararnameyi bir “ilk adım” olarak görmek; diyalog ve müzakere mekanizmalarının işletilmesi, Suriye’nin yeniden inşa sürecinde demokratik reform ve kapsayıcı siyasal düzen beklentilerini canlı tutmak açısından daha gerçekçi olacaktır.
Peş peşe yaşanan tüm bu gelişmeler, Kürt meselesinin silahlı çatışmadan siyasal müzakereye evrilme ihtimalini güçlendiren önemli bir sinyal niteliğindedir.
Kilit Nokta:
- Bu adımlar anayasal reform, yerel yönetime katılım ve güvenlik düzenlemeleriyle desteklenmezse:
- Bölgesel aktörler süreci geçici bir manevra olarak görür,
- Kürtler nezdinde ciddi bir hayal kırıklığı oldukça uzun bir döneme damgasını vurur.
Tersi durumda ise silahlı kazanımlar siyasal kazanımlara dönüşür ve Türkiye’nin askerî refleksleri boşa düşer. Bu nedenle rasyonel bir Kürt stratejisinin, demokratik siyaseti ve çoğulcu idari yapılanmayı geri dönülmez biçimde inşa etmeye odaklanması gerekmektedir.


























Yorum Yazın