Geçen yazımda sağlığa etki eden siyasi, yapısal koşullardan bahsetmiş ve özellikle kadınların sağlığına dair yaklaşımı, toplumsal cinsiyet perspektifinden ele almaya çalışmıştım. Bu bağlamda, kadınların sağlığı ile ilgili en önemli konulardan birisi olan menopozun da tarihsel olarak en az araştırılan konulardan birisi olduğu biliniyor. Düşünelim ki öncesi ve sonrasıyla yedi yıl (hatta daha uzun) süren ve kadınların yaşam kalitelerini etkileyen bir çok semptomu bulunan bir sürece dair kocaman bir boşluktan bahsediyoruz.
İnsanlar canlılar arasında menopoz yaşayan üç türden birisi. Bu bağlamda balinalar ve fillerde de menopoz olduğundan bahsediliyor ancak bir çok hayvan türü insanlar kadar uzun yaşamadığından, aslında menopoz insanlara mahsusmuş gibi görünüyor. Nitekim çocuk yetiştirmenin zor bir şey olması ve insan yavrularının kendilerine yetecek yaşa gelmesinin diğer türlere göre daha çok zaman alması nedeniyle, kadınların belirli bir zaman sonra doğum yapma yetisinden uzaklaşmasının evrimsel bir anlamı olduğu söylenenler arasında.
Sonuçta vurgulamak istediğim husus, örneğin yaşlanma ve bundan kaynaklanan bakım meseleleri gibi toplumsal anlamda daha önce konuşulmayan bir çok konu gibi, menopoz da dünyadaki ve ülkedeki demografik ve toplumsal kültürel çerçevenin değişmesiyle, tabu olmaktan çıkıp konuşulmaya başladı. Kadın hareketinin de reglle ilgili konuları, örneğin kadın bağlarının bakkalda sessizce istenen, siyah poşete konulan bir şey olmasından vazgeçilmesini hatta kadın bağlarından alınan vergilerin düşürülmesini isteyen kampanyalar yapması bunun bir parçası olarak görülebilir. Nitekim, tekrar kullanılabilir olması sayesinde kadın bağlarından daha ekonomik olan ve online satış sitelerinde bulunabilen adet kapları[1] da kadınlıkla ilgili bir çok tabu gibi, regl ve menopozun da utanılacak bir şey olmaktan çıkmasını sağlamak açısından kümülatif bir etki yaratıyor olarak düşünülebilir. Keza, jinekologların muayene sırasında kullandığı aslen metal olan speculum aletini kadınların rahatını sağlayacak şekilde silikondan tekrar tasarlayan kadın mühendisler de bu paradigma değişimine katkı sağlıyor[2]. (Bu konuyu yazarken, speculum aletini ilk tasarlayan erkek doktorun bunu köle kadınlar üstünde, onların rızasını almadan denediğini de öğrendim). Başlığa dönersek, tüm bunların bugüne dek konuşulamaması siyasiyse, şimdi konuşulması da siyasi. Hem de aşağıdan gelen baskı ve taleple olması nedeniyle tahminen siyasi elitler düzeyindeki büyük siyasete de taşınacak.
Menopoz bir son değil
Menopozla ilgili bu yolu açanlar arasında, 2025’te basılan Menopoz Rehberi, Kendini Yeniden Keşfetme ve Güçlenme Yolculuğu adlı kitabıyla Melis Alphan da yer alıyor. On bin satmasının ötesinde, podcastlerden YouTube’a bir çok mecrada konuyu görünür kılmaya devam eden Alphan, tanımadığı kadınların yolda önüne çıkıp kendisine “iyi ki bu konuyu konuşuyorsun” benzeri geri bildirimler verdiğini söylüyor. Hatta Instagram’da takip ettiğim kadarıyla, Rise adında perimenopoz ve menopozlu kadınlar için bir aplikasyon geliştirmek için melek yatırımcı da arıyorlar. Yine Instagram’da menopoz konusunu ele alan, kadınlara destek olmaya çalışan bir çok hesap olduğunu gördüm.
Kadınların “ikinci cins” olmasının sağlığa etkili diğer sonuçları
Bu dönüşümler, geçen yazıda da değindiğim üzere, son yirmi otuz yıldır kadınlara has durumların sağlık alanına yansımalarını da sağlıyor. Ancak, halk sağlığını ilgilendiren bir çok konunun, sırf sağlık alanındaki gelişmelerden dolayı değil, başka alanlarda meydana gelen dönüşümlerden beslenerek değişim yarattığı biliniyor. Örneğin, arabaların güvenliğini artırmış olan emniyet kemerleri, araba endüstrisinin daha çok satış yapmak için getirdiği bir önlem insanların kazalarda nasıl daha az yaralabileceğini düşünüp bulmaya çalışan sağlıkçıların değil.
Ancak buna rağmen, trafik kazalarının sonuçları bakımından cinsler arasında önemli farklar var. Trafik kazalarında kadınlar, erkeklere göre %47 oranında daha ciddi; %71 oranında orta derecede ciddi yaralanıyor. Bu sonuç, ağırlık, boy, kazanın yoğunluğu gibi etkenler hesaba katılsa dahi böyle. Dahası, trafik kazalarında kadınlar erkeklere göre %17 oranında daha fazla ölüyor[3]. Kadınlar erkeklere oranla daha kısa olduklarından, erkeklere göre daha önde ve dik araba kullanıyor. Bu da onları kazalarda daha kırılgan hale getiriyor. En önemlisi de, kazalara dair maketlerde kullanılanlar erkek. Kısaca, sadece araçlar değil, güvenlik denemelerindeki maketler de erkek vücuduna göre tasarlanıyor.
Sağlık alanına dönersek, hastane dışında meydana gelen kalp durmalarında, kadınlar için erkeklere göre daha olumsuz sonuçlar doğuyor. Bu anlamda, verilen kalp masajı eğitimlerinde kullanılan mankenlerin cinsiyetinin bu sonuca yol açıp açmadığı bilinmiyor sonuçta iki cinste de kalp, fiziksel olarak aynı yerde. Ancak resüsitasyon araştırmaları, çevrede bulunan (ve kalp masajı yapmayı bilen) kişilerin kadınlara daha az kalp masajı yaptığını; resüsitasyon gereken kadınlara, hastane içinde daha az müdahele edildiğini ve resüsitasyon sonucunda erkeklerin hayatta kalma ihtimalinin kadınlara göre daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu anlamda, manken üreticilerine dair yapılan bir araştırmada, verilen ilk yardım eğitimlerinde kullanılan mankenlerin %95’inin düz göğüslü erkekler olduğu tespit edilmiş. Eğitimlerde kadınların göğsü düşünülerek üretilecek mankenlerin kullanılmasının, kalp masajının sonuçlarının kadınlar için iyileşmesinden, çevrede bulunanların müdahalesini artırmaya sağlıkta hakkaniyeti sağlayacak bir önlem olacağı ifade edilmiş[4].
Siyasete dönersek
Sağlığın, siyasi seçimlerin sonucu olduğunu söylerken aslında biraz da siyasi elitler tarafından verilmese de, patriyarkanın benimsettiği değerler sonucu verilen bu tarz kararları kastediyorum. Araba üreticilerinin yahut tıbbi manken üreticilerinin kadın değil erkek vücuduna göre üretim yapması da siyasidir. Sonuçta patriyarka, dayattıklarıyla kadınları yüzyıllar boyu anneliğe yahut eve hapsederek, diğer türlü görünmez kıldı. Burada ilginç olan, büyük siyasetin giderek daha otoriterleştiği, demokrasinin hasar almaya devam ettiği bir dünyada, biyopolitikaya karşı mücadeleyi de -ataerkiyle mücadele üstünden- kadınların vermesi. (Ki şu anda İranlı kadınların, sigaralarını ülkedeki dini liderlerin fotoğraflarıyla yakması tam da bu).
Sağlık, bugün artık iktidarların siyasi meşruiyeti açısından giderek daha fazla önem taşır hale gelmiş durumda[5]. Siyaset, iktidar olmak için birbiriyle yarışan menfaatlerin kavgası olduğu ve farklı iktidar koalisyonları ve bunların temsil ettikleri farklı değerler, sağlık politikalarına yansıdığı müddetçe, sağlık da ideolojik savaşların parçası olmaya devam edecek. Kısaca, sadece büyük siyasetle değil, aynı zamanda içselleştirilmiş patriyarkanın aldığı kararların sağlık alanındaki izdüşümleriyle (kısaca küçük siyasetle) de mücadele gerekiyor.
[1] Bunu da icat eden Leona Chalmers adında bir kadın. Patentini 1937’de almış ancak patent ticarileşene dek ürün popülerleşememiş.
[2] After 180 years of pain, Dutch women engineers reimagine the speculum with Lilium https://www.brightvibes.com/lilium-speculum-redesign-womens-healthcare/#:~:text=After%20180%20Years%20of%20Pain,%2C%20anesthesia%2C%20or%20adequate%20care.
[3] The deadly truth about a world built for men- from stab vests to car crashes https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2019/feb/23/truth-world-built-for-men-car-crashes (23 Feb 2019).
[4] CPR training as a gender and rights-based healthcare issue, Health Promotion International https://academic.oup.com/heapro/article/39/6/daae156/7906013?login=false (21 Kasım 2024). Elbette bunda kadınlardaki kalp hastalıklarının erkeklere göre daha az tespit edilmesinin de bir rolü olabilir.
[5] Issues in Public Health, Martin McKee, Alison Krentel 2022





























Yorum Yazın