Modanın politik olup olmadığı bir süredir New York’un politik şablonlarını yerle bir edip seçilen ilk Müslüman Belediye Başkanı’nın Suriye kökenli eşi Rama Duwaji’nin yaptığı sosyal medya paylaşımıyla tekrar gündeme geldi. Kendisi de bir illüstrasyon sanatçısı olan Duwaji’nin ilk verdiği röportaj adeta bir sanatçının fırçasından çıkmış bir sanat eseri gibi; ama aynı zamanda siyasetçi eşinden görmeyi bekleyemeyeceğimiz kadar doğal, kusurlu, tam kendisi gibi; bir o kadar da biz gibi, kendimiz gibi. Doğal bir makyaj, ikinci el gibi duran kıyafetler ve kendisine göre uyumlandırdığı sade, ancak sanatsal açıdan görkemli bir duruş . Bu duruş beraberinde önemli bir noktayı da içinde barındırıyor; moda bir politik araç olabilir mi?
Moda ve Politika Arasındaki Tarihsel İlişki
Giysi bir iletişim, kendini ifade etme sanatı olduğundan moda, kimilerince siyasetle iç içe geçen bir sanat olarak tanımlanıyor. Tarih boyunca modanın bir siyasi vurgu, sosyal değişim aracı ve toplumsal normların bir yansıması olarak görüldüğünü düşünmek çok da yanlış sayılmaz.
20. Yüzyılın başlarında ünlü Fransız modacılar Coco Chanel ve Christian Dior, tasarladıkları kıyafetlerin siyasi görüşlerini ve o günkü duruşlarını ifade etme aracı olarak kullanmaktan çekinmemişlerdi . Chanel’in o günün şartlarıyla oluşturduğu erkeksi, androjen tasarımları geleneksel cinsiyet rollerine karşı dururken, Dior’un ultra feminen tasarımları savaşın acımasızlığına karşı bir duruş olarak tanımlanıyordu.
1960’lar ve 70’ler ise modayı sosyal ve politik değişim olarak gördü. Bu dönemde feminist hareketin doğması ve kişilik hakları Yves Saint Laurent gibi pek çok modacıyı hem stil sahibi hem siyasi duruşu olan tasarımlar yapmaya yöneltti.
1970’ler ve 80’lerin başındaki punk hareketi ise pek çok tasarımcının “anarşist “yönünü ortaya çıkarttı.
Politik ideoloji aracı olarak Moda
Tasarım markaların siyasi duruşları birbirinden farklılık gösterebiliyor, açık , belirgin bir haykırıştan, içinde mesaj barındırmasına kadar farklı yöntemler kullanılabiliyor. Modacılar, çeşitli semboller, renkler veya çizimlerle siyasi mesajlarını aktarabiliyorlar. Moda, sosyal değerleri yaratma ve yansıtma açısından önemli bir alan; bu açıdan tasarım markaların siyasi ideolojileri nasıl yansıttığına biraz bakmak gerekiyor.
Bir İletişim Modeli Olarak Moda
Moda, uzunca bir süredir bir sosyal statü, bir kişilik ve kültürel değerleri yansıtan bir iletişim modeli olarak görülüyor. Ancak bu bireyci dışavurumların ötesinde de modanın, geniş yelpazeli siyasi ideolojilerle iletişim kurma potansiyeli çok yüksek. Tasarımların renkleri veya kumaşlarındaki semboller, belli markaların tanıtımlarında verdikleri mesajlar daha geniş bir kitle tarafından siyasi inançlarını göstermesine olanak sağlıyor.
Bunun en akılda kalan örneklerinden biri 2018’de Gucci’nin sonbahar-kış kreasyonunda “Gucci Loved” sloganlı kazaklar yapmasıydı. Yazıdaki “o” harfi, direk Bernie Sanders’ın kampanya sembolünü çağrıştırıyordu. Başka bir kazak serisinde ise “My Body My Choice” (Benim Vücudum, Benim Seçimim) yazmaktaydı.
Aktivizm ve Moda
Moda marka aktivizmi ise son yıllarda ortaya çıkmış bir deyim. Marka aktivizmi, sunduğu tasarımlarla tüketiciye sosyal ve politik mesajlar vermesiyle ortaya çıkıyor. Moda marka aktivizminin tüketici üzerindeki etkisi ise oldukça yüksek, özellikle toplumdaki marjinal grupları öne çıkartmak , önemli sosyal ve politik konularda farkındalık yaratmak açısından sıkça başvurulan bir yöntem. Ancak bu konuya muhalefet edenler de az değil. Sosyal ve politik konuları kendi karı için kullandıklarını söyleyeneler , ve bu aktivizmi gerçek bulmayanlar da azımsanmayacak kadar fazla. Hatırlamak gerekirse, bir kaç sene oldukça etkili olan #MeToo kampanyasına moda dünyası oldukça destek vermişti. Nike ise yakın zamanda “Until We All Win” (Hepimiz Kazanıncaya Kadar) kampanyasıyla LGBTQ bireylerin haklarına sahip çıkan reklamlar hazırlamıştı.
Gelelim tarzıyla şimdiden çok konuşulan ilk Gen Z first lady Rama Duwaji’nin politik tarzına. Seçim gecesi giydiği Filistin asıllı modacı Zeid Hijazi tasarımlı elbise hiç kuşkusuz Filistin yanlısı tavrını ortaya koyuyor, “Filistin kodlu” bu kıyafet pek çok açıdan siyasi duruşunu gösteriyordu. Çokça söylenen Duwaji’nin modaya bir “söylem” bir “kültürel kimlik olarak bakması. Kıyafet seçimleri hiç kuşkusuz kendi siyasi ve kimlik bilincini ortaya koyuyor ve tam bir Ortadoğu kadını olarak “görünürlükten” çok kültürel mirastan etkilenen tasarımcıları tercih ediyor. Böylelikle siyasi dünyanın hiç de alışık olmadığı bir denklem koyuyor ortaya; geleneksellikle modernliğin, mirasla kendi sesinin bir arada durması.
























Yorum Yazın