Bağımsızlık, kuantum çağında da cesaret, vizyon ve birlik gerektiriyor. İşte o yüzden, 30 Ağustos’un ruhunu sadece tarih kitaplarında değil, teknoloji laboratuvarlarında da yaşatmamız gerekiyor.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutladığımız bugün, aklıma hep aynı soru geliyor: Bağımsızlık sadece geçmişin mi, yoksa geleceğin de meselesi mi?
Evet, 1922’de kazanılan büyük zafer bize özgürlüğün bedelini ve değerini hatırlatıyor. Ancak bağımsızlık, yalnızca sınırlarımızı korumaktan ibaret değil. Bugün dijital çağda, karşımızda bambaşka bir meydan okuma var: kuantum teknolojileri.
Bir anlamda Dijital Vatanın sınırlarını buharlaştıracak bir güç…
Kuantum bilgisayarlar, klasik şifreleme yöntemlerini tarihe gömecek güçte. Bugün güvendiğimiz RSA gibi açık anahtar algoritmaları, yarının kuantum makineleri için birkaç dakikalık bir problem olacak. Bu sadece teknik bir mesele değil; devletlerin güvenliğinden finans sistemlerine, bireylerin özel hayatından kritik altyapılara kadar bağımsızlığın her boyutunu ilgilendiren bir mesele.
Üstelik tehlike yalnızca gelecekte değil. Siber güvenlik uzmanlarının dillendirdiği “Harvest Now, Decrypt Later” yaklaşımı, bugünün şifreli verilerinin yarının kuantum bilgisayarlarıyla çözüleceğini anlatıyor. Yani düşman, bugün verimizi topluyor; yarın bağımsızlığımızı dijital alanda tehdit edebilir. Whatsapp yazışmalarımızı örneğin bugün okuyamıyor olsalar bile eğer ağ mimarimizin bir yerinde kabloya bağlılar ve şifrelenmiş veriyi kayıt ediyorlar ise gelecekte bunu kolayca açarak okuyacaklarını düşünebiliriz.
Bu konuyu geçen sene yaptığımız bir röportajda değinmiştik. (https://www.youtube.com/watch?v=EXb6ExFxUzQ)
Dünyada hareketlenme başladı. ABD’de NIST kuantum sonrası kriptografi standartlarını açıklıyor, Avrupa ve Asya ülkeleri milyarlarca doları bu alana yatırıyor. Çünkü herkes biliyor: Kuantum meydan okuması, dijital egemenliğin yeni savaş alanı.
Peki biz?
Türkiye’nin de bu yeni çağın bağımsızlık mücadelesinde kendi yolunu çizmesi şart. Milli şifreleme teknolojileri, kuantum araştırmaları ve siber güvenlik stratejileri, artık lüks değil, bir bağımsızlık meselesi. 30 Ağustos’un bize bıraktığı ruh, sadece geçmişi kutlamak için değil, geleceğe hazırlanmak için de var.
Bugün “meydan muharebelerinden kuantum meydan okumasına” uzanan çizgide, bağımsızlığın anlamı değişti. Artık yalnızca vatan toprağını değil; verimizi, iletişimimizi ve teknolojimizi de korumak zorundayız.
Bağımsızlık, kuantum çağında da cesaret, vizyon ve birlik gerektiriyor. İşte o yüzden, 30 Ağustos’un ruhunu sadece tarih kitaplarında değil, teknoloji laboratuvarlarında da yaşatmamız gerekiyor.
--Teşekkürler #ChatGPT (metin), #Gemini (resim)

Yorum Yazın