© Yeni Arayış

Hegseth: Savaşta ahlaki amaç zayıflıktır*

Savaşı gazisi ve romancı Phil Klay şöyle diyor: “Her zaman ‘Keşke daha zalim olsaydık, keşke bir milyon Vietnamlıyı daha öldürseydik, o zaman kazanırdık’ diyen biri çıkar. Savaşı düşmanı öldürdüğünde aldığın tatmin duygusuna indirgersen, çok daha basit ve hazmedilir hale gelir.”

Savunma Bakanı Pete Hegseth, geçen hafta Ortadoğu’da öldürülen altı askerin naaşlarının törenle karşılanmasında hazır bulundu. İran’daki görev için Bay Hegseth, “intikam ve öfke” çağrıştıran “Epic Fury” (Destansı Öfke) adını onaylamıştı.

Başkan Trump onu ABD ordusunun başına getirmeden çok önce, Pete Hegseth, Irak’a gönüllü olarak gitmesine yol açan ahlaki çağrıyı şöyle tarif etmişti:

“2005 yazında Wall Street’te çalışırken, bir intihar bombacısının 18 Iraklı çocuğu öldürdüğü bir haber okumuştum. “Benim için bu, kötülüğün ta kendisiydi” demişti Princeton Mezunlar Dergisi’ne. “Bu bana, o ideolojinin Irak’ta kazanmasına izin vermemek için kendi payıma düşeni yapmam gerektiği sinyalini verdi.”

Kısa süre sonra savaşın harap ettiği Samarra şehrine gitti.

Bugün ise Hegseth, ikinci haftasına giren İran savaşının ahlaki amacını ve misyonunu tamamen farklı kelimelerle tarif ediyor. Yakın zamanda şöyle dedi:

“Hedef, gökyüzünden bütün gün ölüm ve yıkım yağdırmak.”

Adalet arayışı yerine, şimdi intikam peşinde koşan ABD güçleri var.

“Onların Amerikalılara karşı savaşı, bizim intikamımız haline geldi” diye yemin ediyor.

On yıllardır başkanlar ve savunma bakanları, Amerikan askeri müdahalelerini özünde iyiliksever terimlerle çerçeveledi. Gerçek çoğu zaman daha karmaşık olsa da, ABD askerlerini tiranlık ve baskı altında yaşayanlara demokrasi ve özgürlük getiren kurtarıcılar olarak sundular.

Hegseth bu söylemi büyük ölçüde terk etti. Savaşçı, zaman zaman intikamcı söylemi, ABD’nin Irak ve Afganistan’daki yüce hedeflerinin orduyu asıl görevinden —düşmanı öldürmekten— uzaklaştırdığına ve her iki savaşta da pahalı yenilgilere yol açtığına olan inancını yansıtıyor. Ona göre ABD ordusunun gücü, yüksek ideallerinde, insanlığında ya da ahlaki amacında değil; düşmanlarını cezalandırma yeteneğinde yatıyor. Bu tekil misyondan herhangi bir sapma, zayıflıktır diyor.

“Bu 2003 değil. Sonsuz ulus inşa etme dönemi değil” diye vurgulamaktan da geri durmuyor.”“Hiç değil. Bizim asker neslimiz buna bir daha izin vermeyecek.”

Bunun yerine, ABD ordusu için Trump’ın savaş hedeflerini “vahşi etkinlik, tam hava hâkimiyeti ve kırılmaz irade” ile tarif ediyor.

Pentagon sözcüsü, Hegseth’in sözlerinin “düşmanlara ve müttefiklere giderek daha tehlikeli bir dünyada güç, kararlılık ve güven” verdiğini belirtiyor.

2006’da, Hegseth Samarra’ya vardıktan kısa süre sonra, şehrin en kutsal Şiî türbelerinden birinin altın kubbesi güçlü bir patlamayla yıkılmıştı. Bu patlama aylarca süren mezhep öfkesini tetikledi ve ülkeyi iç savaşa sürükledi. Hegseth, ABD ordusunun on milyonlarca dolar harcadığı Samarra’yı yeniden inşa etmeye odaklanan küçük bir ekibin parçasıydı. Yeniden inşa sözleşmelerini detaylandıran tabloları inceledi, birçok yarım kalmış inşaatı ya da boş arsa olan yerleri ziyaret etti. Sonuç olarak ordunun parasının önemli bir kısmının isyancılara gittiği kanaatine vardı. O ve ekibi kalan fonları parayı bir güvenlik gücü kurmak için ve düşman hakkında değerli istihbarat sağlayan Samarra Şehir Meclisi başkanına yönlendirdi. Dayanışma göstermek için Hegseth ve ekibindeki diğer askerler, onun fikriyle, tehdit altındaki Iraklı liderin evinde geceyi geçirdi.

 O dönemde Hegseth’i tanıyanlar onu hırslı, tutkulu ve misyona bağlı biri olarak tarif ediyor. Eski Wall Street Journal muhabiri Philip Shishkin, 2006’da Hegseth’in birliğinde şunları hatırlıyor: “Irak’ta sık sık, neredeyse imkânsız bir duruma kendi hataları olmadan atılmış, çok yetkin ve gerçekten durumu önemseyen orta seviye subaylarla karşılaştım. Hegseth bu kategoriye giriyordu.”

Irak’tan döndükten sonra Hegseth misyondan umutla bahsetti ve General David H. Petraeus’un karşı-isyancı stratejisini desteklemek için daha fazla asker gönderilmesini savundu. Bu strateji, ABD askerlerini büyük üslerden çıkarıp mahallelere yerleştirerek Iraklı sivilleri isyancı saldırılarından korumaya odaklanıyordu.

Hegseth, “American Crusade” (Amerikan Haçı Seferi) adlı kitabında 2016’da Trump’ın başkanlık kampanyasını başlangıçta alay konusu yaptığını, onun reality show şöhreti ve tarzından rahatsız olduğunu yazmıştı.

Ancak Trump seçildikten sonra iki adam, Hegseth’in Irak ve Afganistan’da savaş suçuyla suçlanan veya mahkûm edilen üç ABD askerinin affedilmesi kampanyasında ortak zemin buldu.

Üç vakadan ikisinde, askerler kendi birlikleri tarafından —yani savaşta liderlik ettikleri adamlar tarafından— ihbar edilmişti. O dönemde Fox News sunucusu olan Hegseth, suçlananları karışık askeri düşüncenin ve aşırı kısıtlayıcı çatışma kurallarının kurbanı olarak gösterdi; bu kurallar askerlerin isyancıları öldürmesini ve kendilerini savunmasını engelliyordu. İhbarcı askerler ise onurlarını ve ahlaki kodlarını savunduklarını söylüyordu.

Trump 2019 sonunda üç askeri affetmeye karar verdiği gün, Hegseth’i arayıp haberi verdi. Trump konuşmayı Hegseth’in “asla unutmayacağım” dediği bir iltifatla bitirdi: “Sen bir savaşçısın, Pete” dedi Trump ve üstüne ağır bir küfür ekledi. Hegseth bunu “kutsal bir gece” olarak hatırlıyor.

Savunma bakanı olarak —Hegseth “savaş bakanı” diye anılmayı tercih ediyor— ordunun odağını düşmanı öldürmeye geri döndürme sözü verdi.

Bu yılbaşında şöyle dedi:

 “Maksimum ölümcüllük, ılımlı yasallık değil.

 Şiddetli etki, politik doğruculuk değil.”

Ordunun eksiklikleri olduğu teşhisi, kaybedilen bir savaş sonrası sıkça ortaya çıkan bir görüştür. Irak Savaşı gazisi ve romancı Phil Klay şöyle diyor: “Her zaman ‘Keşke daha zalim olsaydık, keşke bir milyon Vietnamlıyı daha öldürseydik, o zaman kazanırdık’ diyen biri çıkar. Savaşı düşmanı öldürdüğünde aldığın tatmin duygusuna indirgersen, çok daha basit ve hazmedilir hale gelir.”

Hegseth’in görüşleri aynı zamanda Trump’ın görüşlerini de yansıtıyor. Trump, ABD’nin benzersiz tarihi ve süper güç statüsü nedeniyle dünyada demokrasiyi yayma veya özgürlüğü savunma gibi özel bir rolü olduğu fikrini sürekli reddetti.

Trump ve Hegseth’in görüşleri, İran operasyonuna verdikleri isimde de görülüyor. Geçmişte Pentagon, Amerikan halkına ve dünyaya ordunun daha yüksek bir ideal için savaştığını iletmek amacıyla isimler seçerdi: Afganistan’da “Operation Enduring Freedom” (Sonsuz Özgürlük Operasyonu) ya da Libya’da “Operation Unified Protector” (Birleşik Koruyucu Operasyon) gibi.İran görevi için Hegseth’in onayladığı isim ise “Epic Fury” —intikam ve öfke çağrıştıran bir isim.

Şu anda İran’a uçuş yapan pilotlar ve füze atan denizciler için bu savaşçı söylem muhtemelen sadece arka plan gürültüsü. Onlar şimdilik ellerindeki acil ve çoğu zaman tehlikeli göreve odaklanmış durumda. Ancak uzun vadede savaşları demokrasiyi savunma veya sivilleri koruma gibi ahlaki terimlerle çerçevelemek, askerlere neden öldürmeleri gerektiğini anlamaları için bir gerekçe sunar.

Eski Hava Kuvvetleri psikoloğu ve yakında çıkacak “Moral Injuries” (Ahlaki Yaralar) kitabının yazarı Michael Valdovinos şöyle diyor: “Ahlaki dil, askerler için psikolojik bir iskele görevi görür. Bu ortadan kalktığında, askerler ahlaki yükü tek başlarına taşımak zorunda kalabilir.”

Sorulması gereken bir soru da şu: Net bir ahlaki amaç olmadan ve Amerikan halkından karışık destekle yürütülen bir savaş, ateşkes sonrasında savaşan askerlerin üzerinde daha ağır bir yük oluşturur mu?

Irak’ta ikinci Felluce Muharebesi’nde Deniz Piyadelerine komuta etmiş ve şimdi savaşın ahlaki karmaşıklığına odaklanan romanlar ve belgesel nitelikli eserler yazan Elliot Ackerman şöyle diyor: “Bazıları ‘En azından brute force’un (kaba kuvvetin) kolayca kabul edildiğini’ söyleyebilir. Ama bu çok tehlikeli. İnsanları bir başkanın hırsları ve ‘güç haklıdır’dan öteye gitmeyen bir ahlaki hesaba göre ölmeye gönderiyorsunuz.”

Askerlerin ülke adına can aldıklarında ahlaki gerekçeler ve halk desteği önemlidir. Ackerman şöyle bitiriyor: “Size tecrübemden söyleyebilirim: Herkesin felaket olduğunu düşündüğü bir savaşa katılmış olmak, sonradan hiç iyi hissettirmiyor.”

 

* Greg Jaffe (The Times için Pentagon ve ABD ordusunu takip ediyor)

Çeviren: Çağatay Arslan

Orijinal Bağlantı : https://www.nytimes.com/2026/03/12/us/politics/hegseth-iran-war.html

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER