© Yeni Arayış

Trump İran’daki bu kaostan bizi nasıl çıkarabilir?*

Ateşkes sürse bile küresel ekonomide uzun vadeli zorluklar yaşanacak ve etkileri gecikmeli olarak ortaya çıkacak. Bu çukuru bu kadar derin kazmak zorunda değildik. Neyse ki küreği yere bırakmak, zor dersleri öğrenmek ve biraz daha alçakgönüllülükle uygulamak için hâlâ vaktimiz var.

 

İran İslam Cumhuriyeti ve onun şiddet dolu tahrikleri, tüm kariyerim boyunca başımın üstünde bir kılıç gibi asılı kaldı. 1979 sonunda rejim Amerikan Büyükelçiliği’ni rehin aldığında Dışişleri Bakanlığı sınavına girdim. 1983’te Beyrut’taki büyükelçiliğimizin korkunç bir şekilde bombalanmasıyla boğuştum. Otuz yıl sonra İran’la gizli nükleer görüşmeleri ben yürüttüm ve 7 Ekim’den sonra Orta Doğu’daki vekil güçleriyle mücadele ettim.

İran’la uğraşmak konusunda yıllar içinde, çoğu zaman zor yoldan olmak üzere pek çok ders aldım. Başkan Trump’ın İran’la kendi tercihiyle başlattığı savaş, geçmiş hatalarımızı göz önüne almadı ve kendi hatalarını da üzerine ekledi. Bombalar ve suikastlarla rejim değişikliği olacağını varsaydı. Taktik askeri başarıyı uygulanabilir bir strateji sandı. Politika tercihlerini “Başkanlık Ego’su” ve saray politikalarına göre yaptı.

Görüşmeleri anlık, düşünmeden ve plansızca yürüttü. Bu kendi kendine yapılan hatalar şimdiden büyük stratejik zarar verdi. Ancak kırılgan bir ateşkes uzatması yürürlükte ve görüşmelerin yeniden başlaması için cılız bir umut varken, zararı sınırlama şansı hâlâ var. Son sekiz haftadan çıkan üç temel ders, Bay Trump’ın Amerika’nın çıkarlarını kurtarmasına yardımcı olabilir.

Birincisi: Zor dış politika sorunlarını iyi yönetmek zaman ve sabır gerektirir. Bu ders ölüm kalım meselesi ya da zor tercihler yapmaktan kaçınmakla ilgili değil. Daha çok hem dış hem iç öncelikler açısından kabul edilebilir bir maliyetle neyi başarabileceğinizle ilgilidir. Diplomaside, özellikle acımasız, ideolojik ve köklü bir rejimle uğraşırken “mükemmel” nadiren seçenekler arasındadır. Liderliği hedef almak (baş kesmek) cazip bir kısayol gibi görünebilir ama bu yönetim İran’da çok kısa sürede gördü ki bu bir yanılsamadan ibaret.

Barack Obama’nın İran’la doğrudan diplomasi yürütme mantığı uzun vadeli oynamaktı: Tahran’ın en büyük riski olan nükleer silah edinme ihtimalini frenlemek, diğer tehditleri zamanla yumuşatmak ve İran halkının siyasi özgürlüklerini desteklemek bunun yöntemleriydi. Kendisinden önceki George W. Bush gibi Obama da savaşın risklerini ve ikincil, üçüncül sonuçlarını dikkatle inceledi ve bunların olası faydalardan çok daha ağır bastığına karar verdi.

Bay Trump ise Haziran 2025 savaşı ve geçen kış Venezuela operasyonundaki “başarı” hissinden cesaret alarak bambaşka ve trajik bir tercih yaptı. Devlet yönetiminde “yeniden başlama” şansı yoktur. Ancak yönetim öncelikleri belirleyebilir, odaklanabilir ve “hızlı çözüm” bağımlılığını aşabilirse, İran’ın komşularına, Amerika’ya ve dünyaya yönelik en acil tehlikelerini giderme konusunda hâlâ dışardan müdahalenin katkı sağlama ihtimali vardır.

İkincisi: ABD ulusal güvenlik araçlarının tamamını kullanmanın yerini hiçbir şey tutmaz. Diplomaside askeri ve ekonomik kaldıraç olmadan çok ilerleyemezsiniz. Ama sabırlı, titiz diplomasi, iyi ve politika yapıcılar tarafından ciddiye alınan istihbarat desteği olmadan sadece kuvvet de nadiren sonuç verir. Müzakereler de dikte etmekten ibaret değildir. Neredeyse her zaman karmaşık, uzun soluklu bir “ver-al” sürecidir; uzmanlık önemlidir ve pek çok farklı baskı noktası aynı anda kullanılır.

Eğer ateşkes sürerse, nükleer mesele ve Hürmüz Boğazı olmak üzere iki temel konuda müzakereler için bu çok kritik olacak. İyi bir anlaşmanın kalbinde şunlar olmalı:

Çok sıkı nükleer denetimler,

Uranyum zenginleştirmeye uzun süreli moratoryum,

Tahran’ın mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkartılması veya seyreltilmesi.

Bunun karşılığında İran’a somut yaptırım indirimleri. Boğazın yeniden açılması konusunda ise kıyıdaş devletler ve diğer küresel oyuncuların katılacağı bir anlaşma, serbest geçişi kalıcı olarak koruyabilir, mayın temizleme ve ekonomik toparlanma için gelir yaratabilir. İran’a “geçiş ücreti” koyma imkânı vermek Amerikan çıkarlarına aykırı olacaktır.

ABD’nin elinde güçlü kartlar var ama kalıcı bir anlaşma, hayal gücünün yanında müttefik ve ortakları harekete geçirme kabiliyeti, detaylarda uzmanlık ve zaman zaman ikiyüzlü olabilen deneyimli İranlı müzakerecilerle uğraşmayı gerektirir. Çizgiler net çizilmez ve sıkı denetlenmezse İranlılar çizgilerin dışına taşar.

Doğaçlama yapma lüksümüz ise bulunmuyor.

Son ve çok önemli ders: “Çimi biçmek” yani uzun vadeli bir başarı planı olmadan anlık tehditlere körü körüne kuvvet kullanmak sadece çimenliği daha geniş sorunlarla doldurur.

Liste uzun:

İran rejimi darbe yemiş ama hâlâ ayakta; birçok yönden zayıflamış olsa da içgüdüleri daha sert ve daha radikal hale gelmiş.

Coğrafyanın İran’a stratejik hediyesi olan Hürmüz Boğazı, artık nükleer programından, balistik füzelerinden veya vekil güçlerinden bile daha güçlü bir etki aracı haline gelmiş.

ABD, Körfez Arapları ve Avrupa müttefikleriyle arasında güven erozyonuna uğramış.

Hint-Pasifik’teki dostlarımız ekonomik zarar görmüş ve Amerikan liderliğine olan güvenlerini yitiriyor.

Savaş aynı zamanda Vladimir Putin’e can suyu verdi: Bu; Ukrayna’nın savaş alanında ilerleme kaydettiği ve Rus ekonomisinin kendi darboğazlarıyla boğuştuğu bir dönemde daha fazla enerji geliri demek.

ABD’nin askeri stoklarının azalmasının da sonuçları var.

Xi Jinping ise Trump’ın Mayıs ortasında Pekin’e yapacağı ziyaret öncesinde bu çatışmanın Çin’i stratejik olarak daha üst bir konuma çıkardığını düşünüyor ve ticaret, teknoloji ve Tayvan konusunda taviz koparma fırsatı görüyor.

Ateşkes sürse bile küresel ekonomide uzun vadeli zorluklar yaşanacak ve etkileri gecikmeli olarak ortaya çıkacak. Bu çukuru bu kadar derin kazmak zorunda değildik. Neyse ki küreği yere bırakmak, zor dersleri öğrenmek ve biraz daha alçakgönüllülükle uygulamak için hâlâ vaktimiz var.

 

* William J. Burns (CIA Eski Direktörü, Barack Obama döneminde İran’la gizli nükleer görüşmeleri yürüttü. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın eski başkanı)

Çeviren: Çağatay Arslan

Orijinal Bağlantı: https://www.nytimes.com/2026/04/24/opinion/international-world/iran-war-trump-deal.html

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER