MENU
  • ÇEVİRİ
  • YORUM
  • YARGI KRİZİ
  • PİYASALAR
  • GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EDİTÖRDEN
  • SPOR
  • KÖŞE YAZILARI
  • DOSYA>Seçimin Ardından
  • GENEL
  • KİTAP
  • DOSYA>Avrupa'nın Seçimi
  • DOSYA>Emekliler
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • ASTROLOJİ
  • RÜYA TABİRLERİ
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • E-Bülten
Yeni Arayış
Yeni Arayış
Yeni Arayış
  • ANA SAYFA
  • KÖŞE & YORUM YAZILARI
  • KATEGORİLER
    • SİYASET
    • EKONOMİ
    • DIŞ POLİTİKA
    • KÜLTÜR SANAT
    • HUKUK
    • TEKNOLOJİ
    • PSİKOLOJİ
    • FELSEFE
    • KENT
    • EDEBİYAT
    • SAĞLIK
    • ASTROLOJİ
    • GEZİ
    • SÖYLEŞİ
    • EKOLOJİ
    • MEDYA
    • EĞİTİM
  • KÜNYE & İLETİŞİM
Kapat

Önce pudra şekeri, sonra ıstakoz: AKP’de sırada ne var?

ANA SAYFAKÖŞE YAZILARIÖnce pudra şekeri, sonra ıstakoz: AKP’de sırada ne var?
Önce pudra şekeri, sonra ıstakoz: AKP’de sırada ne var?

Önce pudra şekeri, sonra ıstakoz: AKP’de sırada ne var?

19 Nisan, 2024, Cuma 21:40
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
Yeni Arayış
Yeni Arayış
Gösterişçi ruh hali kuşkusuz sadece yenilen içilen şeylerde, gidilen yerlerde değil; yaptıkları her şeyde kendisini belli ediyor. Bunlar iktidarın halktan koptuğunun en yakın zamandaki örnekleri sadece. Bu örnekleri aslında birçok alanda, yıllardır hep beraber yaşıyoruz.AKP iktidarının Türkiye’ye en büyük zararlarından biri de kuşkusuz kurnazlığın masumiyete, hızlı kazancın emeğe galip geldiği bir kültür erozyonu yaratmış olması.Bu erozyonla bir nesil yetişti. Bu durumun en tehlikeli tezahürü de saygısızlığın, kuralsızlığın ve cezasızlığın normalleşmesi oldu. Televizyon dizilerinde neredeyse ilahlaşan kabadayı figürleri, sosyal medyada emek harcamadan kazandıklarını görgüsüzlükle harmanlayan fenomenler gün geçtikçe daha da popüler hale geldi. Bu popüler kültür, en çok çocukları ve gençleri etkisi altına aldı önce. Aynı çocuklar, akranlarıyla bir arada oldukları okullarda ne Türkiye ne dünya edebiyatıyla karşılaştı. Ergenken kendilerine kurmaları gereken hayal dünyalarını edebiyat eserlerinden, oradaki karakterlerden değil; Instagram’da gördükleri, emeğiyle kazanmadıkları paralarını estetik cerrahide, kozmetik sektöründe harcayanlardan şekillendiriyorlar. Genç kızlar makyaj videosu çekmeye başladı, genç erkekler de paçaları kısalttı, kabadayı pozları vererek yaşıtlarına gövde gösterisi yapmaya başladı. Hepsinin hayali tek: Kısa zamanda ve kolay para kazanmak. Hayat nedir, ben kimim, dünya nasıl bir yer gibi günümüzde fazlaca derinlikli kalan sorular, bu gençler için bir komedi unsuru sadece. Özgürlüklerinin bittiği yeri de, toplumsal rollerini de öğrenemeden büyüdüler.
Gönül isterdi ki bu cümleyi “yediklerini, içtiklerini” diye kurabilelim ama malum bu mümkün değil; zira belli ki hâlâ ıstakoz yerken yanında çay içtiklerine emin olan bir kitleleri olduğunu zannediyorlar.

ISTAKOZ YERKEN…

Türkiye’de eğitim sistemi, siyasal İslam’ın; televizyon kanalları, diziler, programlar, internet site ve uygulamaları da RTÜK’ün esaretinde. Bilinçli aileler de kontrol etmekte doğal olarak çok zorlandıkları bir ortamda ebeveynlik yapmaya çalışıyorlar. Bilinçli olmayanlarsa, fırsatçılık metotlarını günün koşullarıyla uyumlanarak hayata geçirmeye başladılar. Bu erozyondan elbette yetişkinler de nasibini aldı; kısa zamanda ve kolay para kazanmanın, sınıf atlamanın iktidarın yanında yer alarak mümkün olacağını görenler, gözümüzün önünde köfte ekmekten ıstakoza terfi ettiler. Terfi etmek diyorum çünkü bu insanlar için bunun bir terfi konusu olduğu aşikar ki; mesleklerine, yaptıkları işe ve bulundukları örgüte bakmadan yediklerini, bulundukları yeri ifşa edebiliyorlar. Gönül isterdi ki bu cümleyi “yediklerini, içtiklerini” diye kurabilelim ama malum bu mümkün değil; zira belli ki hâlâ ıstakoz yerken yanında çay içtiklerine emin olan bir kitleleri olduğunu zannediyorlar.
Milletvekilleri, bugünün Türkiye’sinde eğer gerçekten milletin vekili olsalardı; kollarında Rolex saatleri, Bulgari bileklikleriyle dünya jet sosyetesinin gittiği bir kulüpte, ülkemizde en ucuz mekanda asgari ücretin yarısına yiyebileceği bir ıstakoz boğazlarından geçer miydi? 

EĞER GERÇEKTEN MİLLETİN VEKİLİ OLSALARDI…

Milletvekilleri, bugünün Türkiye’sinde eğer gerçekten milletin vekili olsalardı; kollarında Rolex saatleri, Bulgari bileklikleriyle dünya jet sosyetesinin gittiği bir kulüpte, ülkemizde en ucuz mekanda asgari ücretin yarısına yiyebileceği bir ıstakoz boğazlarından geçer miydi? Türkiye’nin içinde bulunduğu yoksulluğu okuyabilen bir vekil, değil partisinin alenen mağlup olduğu bir seçim sonrası böyle bir fotoğraf paylaşmak; varsıllığından utanır. Vatandaş olmak dışında kamusal hiçbir sorumluluğu olmayan insanlar bile evlerinde et pişirirken camları kapatıyorlar ki etin kokusu alamayanlara ulaşmasın. Peki nasıl oluyor da bu insanlar bu kadar pervasız olabiliyorlar? Nasıl oluyor da içinde bulundukları her şeyi, her yeri, göstermek ve onlar dolayısıyla saygı duyulmak ve imrenilmek istiyorlar? Cevabı aslında çok basit; itibarın gösterişte olduğunu düşünüyorlar. Gösterişle görgüsüzlük arasındaki o kalın çizgiyi o kadar uzun yıllar önce geçmişler ki, artık onu bir ufuk çizgisi olarak bile görecek bir yerde değiller.Gösterişçi ruh hali kuşkusuz sadece yenilen içilen şeylerde, gidilen yerlerde değil; yaptıkları her şeyde kendisini belli ediyor. Öyle ya; “İtibardan tasarruf olmaz” mottoları partilerinin lideri tarafından yıllar önce bilinçaltlarına kazıldı. Bir belediye binası mı inşa edilecek? 480 bin nüfuslu bir ilçeye, sadece makam katının 6 bin metrekare olduğu bir saray inşa edelim. Bakın saray yavrusu değil, saray. Bu saray ifşa mı edildi? Hemen sarılalım beka sorununa, yaftalayalım önümüze geleni teröristlikle, “ak”landık bile!Bunlar iktidarın halktan koptuğunun en yakın zamandaki örnekleri sadece. Bu örnekleri aslında birçok alanda, yıllardır hep beraber yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz bitti demeden bitmez” diyerek zaten aslında tabloda görünen şeyin, AKP’nin bitmesi olduğunu itiraf ediyor. Çünkü aslında o da biliyor; iktisadi yükselişin sosyokültürel bir yükselişle paralel olmadığı toplumlarda yozlaşma günün sonunda muktedire zarar verir. Unutmamak gerekir ki büyük değişimleri, tüm devrimleri işçi sınıfı yapmıştır; üstelik ıstakoz değil, köfte ekmekle!
Yazarlar sayfasını izyeret ettiniz mi?

Yorum Yazın

Yeni Arayış
    Yeni Arayış

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    X (Twitter)
    Instagram
    Linkedin
    Mastodon
    Bluesky
    Köşe Yazarları
    Herkül Millas
    Herkül Millas Batı ile Doğu’nun Farkları – 2
    Bilal Sambur
    Bilal Sambur Teşhiircilik söylemi politiktir, çünkü teşhircilik, tasallut ve tahakküm demektir
    M. Cem Özmen
    M. Cem Özmen Yöneticiler neyi yönetir?
    Emir Berke Yaşar
    Emir Berke Yaşar Erkeklik bir güç değil, yüktür
    Hakan Tahmaz
    Hakan Tahmaz Komisyon yol temizliği için harekete geçmeli
    Akın Özçer
    Akın Özçer Demokratların çilesi
    Murat Aksoy
    Murat Aksoy Aleviler neden yeniden siyasetin "nesnesi" oluyor?
    Korhan Gümüş
    Korhan Gümüş Haydarpaşa Garı Vakası’nın arka planı
    Özgür Çoban
    Özgür Çoban Almanya’nın kâbusu: Neofaşist bir başbakan mümkün mü?
    Erdem Bağcı
    Erdem Bağcı Türkiye’nin Turizm Ekonomisi
    Ali Kılıç
    Ali Kılıç Suriye’de sandık oyunu: Barış mı, yeni kaos mu?
    Burcu Ağca Karakaya
    Burcu Ağca Karakaya Çin’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Amerika’dan Suudi Arabistan’a yapay zekada küresel yarış
    M. Coşkun Cangöz
    M. Coşkun Cangöz Gizemli borçlu kim?
    Armağan Öztürk
    Armağan Öztürk Arzular, beklentiler ve Erdoğan’ın liderliği
    instagram gel gel
    Yeni Arayış
    KünyeGizlilik PolitikasıE-BültenRSSSitemapSitene EkleArşiv
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDIN

    Yeni Arayış | Onemsoft Haber Yazılımı