Dün TV’yi açtığımda yaşı 80’i geçmiş acılı bir annenin, Gülseren Çalık’ın sesi geldi kulağıma;
“Aklımı kaybetmek üzereyim!”
Çok içten, çok dokunaklı ve çok şey anlatan bir çığlık; “Aklımı kaybetmek üzereyim!”.
Gülseren Çalık, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın annesi.
23 Mart 2025’te İBB soruşturması kapsamında tutuklandı. 5 Haziran 2025’te somut bir gerekçe olmadan Silivri’deki Marmara Cezaevi’nden İzmir’deki Şakran Cezaevi’ne sevk edildi.
Kısa sürede 20 kilo kaybetti. Ancak bu sebepsiz değildi. Cezaevi koşulları, yıllar önce atlattığı kanser hastalıklarının yeniden nüksetmesine yol açtı.
300. tutukluluk gününü geride bıraktı o da.
Bu süreçte cezaevinden İzmir’deki hastaneye, sonra yeniden cezaevine gönderildi. Ağırlaşan durumunun ardından İzmir’den İstanbul’a Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi, test yapılması için. Test sonuçları beklenmeden yeniden İzmir’e gönderildi.
Geçmişte yaşadığı hastalığın nüksedebileceği söylenmesine rağmen cezaevinde kalabilir dendi.
Bir ara hastanede gözetimde kaldı, mama takviyesi yapıldı, sonra yine cezaevine gönderildi.
Özetle, geride kalan 300 gün içinde farklı nedenlerle pek çok kez hastaneye kaldırıldı Çalık.
Ve bugün de şah damarının arkasında ortaya çıkan lenf bezinin alınması için ameliyata alınacak.
Annesi, ablası ve kız kardeşi, eşi ve sevenleri aylardır endişe ile İstanbul–İzmir arasında mekik dokuyor, sağlıklarından endişe ediyorlar Çalık’ın.
Ve annesi Gülseren Çalık; “Aklımı kaybetmek üzereyim” diye çığlık atıyor.
İnsanın canı acıyor.
ÇALIK TEK DEĞİL
Evet, Çalık tek değil.
Tayfun Kahraman, Gezi eylemleri döneminde TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı’ydı. Taksim Dayanışması’nda aktif görev aldı.
5 Haziran 2013’te, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile yapılan görüşmenin ardından Taksim Dayanışması adına taleplerini kamuoyuna açıklayan isimdi. Sonrasında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmede de yer aldı ve toplantı sonrasında insanları evlerine davet etti.
Yıllar sonra açılan dava ile sanık oldu ve 18 yıl hapis cezası aldı. 25 Nisan 2022’den bu yana tutuklu.
Ve kızı Vera, her cuma babasını 1 saat görerek büyüyor üç yıldır.
Eşi Meriç Demir Kahraman, her cuma Tayfun’un hastalığına çığlık olmaya çalışıyor.
Kahraman MS hastası. Tutuklu bulunduğu süre içinde çok kez atak geçirdi, hastaneye sevk edildi. Yapılan işlemler sonrasında yeniden cezaevine gönderildi.
Üstelik AYM kararına yerel mahkemenin karara uymaması nedeniyle hâlâ tutuklu.
Ve Kahraman yaklaşık 10 gündür geçirdiği son MS atağını atlatamadığı için hastanede. Ağır ilaçlar alıyor ve direniyor. Kaçma tehlikesi var diye odasını 4 görevliyle paylaşıyor.
Ne yapsın Gülseren Çalık?
Ne yapsın Zehra Çalık?
Ne yapsın Meriç Demir Kahraman?
Kim duyacak annenin ve eşlerin sesini?
Delilleri toplanmış, iddianamesi yazılmış, davası başlayacak olan Çalık’ı tutuksuz yargılamak imkân dâhilinde değil mi?
Ya da AYM’nin hakkında verdiği tahliye kararı neden uygulanmıyor Kahraman’ın?
Ya da neden sağlıklı koşullarda tedavi olabilmesi için çeşitli adli kontrol uygulanarak tahliye edilmiyor Kahraman?
Ama sadece Çalık ya da Kahraman değil bu durumda olan. Pek çok hasta tutuklunun benzer haberlerini, hikayelerini okuyoruz. Yaşları ilerlemiş, sağlığı bozulmuş onlarca hasta tutuklu var, devletin korumasında olan.
Ve devlete düşen, onların sağlıklarını ve hayatta kalmalarını sağlamaktır. Bu onun görevidir. Ama cezaevi şartları her gün giderek zorlaşıyor.
İDDİANAMESİZ TUTUKLULAR
Sadece hasta tutuklular değil; aylardır tutuklu olup haklarında henüz iddianame hazırlanmayanlar da var, devletten adalet bekleyen.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney,
Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu,
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe,
Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara,
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün,
Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı.
Kimi üç ay, kimi altı ay oldu tutuklanalı.
400 şüphelinin olduğu İBB soruşturmasında iddianame 8 ayda hazırlandı.
Bu belediye başkanları için aradan geçen sürede iddianame hazırlanamamış olması, onların makul sürede yargılanma hakkının ihlalidir.
Ve devletin, tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarını korumak kadar, adil sürede yargılama borcu vardır.





























Yorum Yazın